Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

10 Mart 2021

Edebiyat

Italo Calvino: Okumak Aşka Benzer

Oggito

Paylaş

3

0


“Âşıkların birbirinin bedenlerini okuması, doğrusal olmaması nedeniyle yazılı sayfaların okunmasından farklıdır. Bu ikisinin birbirine benzediği nokta, hem zaman hem de kapladıkları alanların ölçülebilir zaman ve mekândan farklı olmasıdır. "

Ursula K. Le Guin bir keresinde şöyle yazmıştı: “Yalnızca âşık olarak işlevimi sürdürüyorum: Fransızca ve Fransa’ya, 15. yüzyıl, mikrobiyoloji, kozmoloji ve uyku araştırmalarına.” Böyle diyerek yazmak için gerekli olan yoğun tutkuyu âşık olmakla bir tutuyor. Ancak okuma, paralelliğin başladığı yerdir. Bazılarımız yazmak için okur – 15. yüzyıl hakkında yazmadan önce mikrobiyoloji ve uyku araştırmaları okumak gibi – ve bazıları sadece keyif almak için okur.

Okumak, bizi yeni düşünce ve duygu alemlerine, gerçekliğin yeni boyutlarına götüren dayanak noktasıdır. Kitap okuduğumuz her vakit, birini nasıl seviyorsak aynı öyle okuruz – bütün benliğimiz ve sahip olduğumuz deneyimleri, yarı hatırladığımız izlenimler ve varlığını az da olsa sürdüren kalp kırıklarının her kalıntısını, sahip olduğumuz diğer her kitabın izini kitaba işleriz.

Italo Calvino'nun (15 Ekim 1923 – 19 Eylül 1985), okuma ve aşk arasındaki bu paralelliğin alışılmadık derecede şefkat içeren şehvetli takdiri, 1979 tarihli Bir Kış Gecesi Eğer Bir Yolcu romanında bulunan harika bir pasajda karşımıza çıkıyor.

Bir öykü ile gerçek bir aşk hikâyesi arasında benzerliklere işaret eden Calvino şöyle diyor:

“Bir hikâyenin başladığı anı tam olarak nasıl kurabilirim? Her şey çoktan başlamıştır, her romanın ilk sayfasındaki ilk cümle, kitabın dışında bir yerlerde çoktan var olmuştur. Ya da asıl hikâye on veya yüz sayfa sonra başlayacaktır, o sayfalardan önce karşımıza çıkan her şey önsözdür. İnsan ırkına ait bireylerin yaşamları, sürekli bir olay örgüsü oluşturur. Bu olay örgüsünde bir yaşamı diğerlerinden izole etme girişimi – örneğin, her ikisinin kaderi için belirleyici bir şey olan iki insanın tanışması – şunu akılda tutmalı: Bu iki kişi beraberinde türlü olaylar, çevreler, kişiler getiriyor ve bu tanışmadan (asıl hikâyeden kopacak olan) diğer başka hikâyeler doğacak.”

Calvino, okumanın fiziksel yakınlık gibi tam bir teslimiyet hâlini içerdiğini, akıl ve beden arasındaki dengeyi bulmaya benzer bir durum ortaya koyduğuna değiniyor.

“Bedenin kokusal, görsel ve dokunsal bilgiler kanalı aracılığıyla sistematik bir okumaya tabi tutuluyor; dilimizdeki tat alma hücreleri de işe karışmadan edemiyor. Elbette senin kaygılı soluklarına ya da neşeli cıvıltılarına kulak veren işitsellik de devrede. Okuma nesnesi olan yalnızca beden değil. Beden, hepsi görünmese ve meydanda olmasa bile gözle görülebilir ve dolaysız olaylarda kendini belli eden karmaşık ögelerin birlikteliğidir: Bakışlarının bulutlanması, gülmen, söylediğin sözler, saçlarını toplama ve dağıtma tarzın, girişimde bulunma ve çekilme halin; adetler ve gelenekler ve bellek ve tarih öncesi ve moda ile senin arandaki sınırda duran, bir insanoğlunun belli anlarda başka bir insanoğlunu sandığı bütün zavallı harfleri, işaretleri oluşturur.” (Çeviri: Eren Yücesan Cendey)

Calvino’nun cümleleri, Rilke'nin "en yakın insanlar arasında bile sonsuz mesafelerin var olmaya devam ettiği" ve sağlıklı aşkın iki yalnız yoldaşın arasındaki mesafeli ilişki olduğunu savunan düşüncelerini yansıtıyor:

“Her iki durumda da ikiniz ilişki dışında var olmuyorsunuz ama bunu mümkün kılmak için benliklerinizin zihinsel alanın tüm boşluğunu, tamamiyle işgal edecek kadar kendilerini silmesi gerekmiyor. Kısacası, yaptığınız şey çok güzel ama hiçbir şeyi değiştirmiyor. Birlikteliğinizin en üst noktasında voi, yani ikinci çoğul kişi olarak göründüğünüz anda iki tu (sen) oluyorsunuz – öncekinden daha ayrı ve sınırları belli.”

“Âşıkların birbirinin bedenlerini okuması, doğrusal olmaması nedeniyle yazılı sayfaların okunmasından farklıdır. Bir noktada başlar, bazı bölümleri atlar, başa sarar, geri döner, ısrar eder, eşzamanlı ve farklı mesajlara bölünür, tekrar bir araya gelir, sinirli anlar yaşanır, sayfayı çevirir, yerini bulur, kaybolur. Gidişatında bir yön olduğu hissedilir, sona giden bir yol. Doruk noktasına ulaşacağı için ve ritmik aşamalar, ölçülü vezinler ve motiflerin tekrarına sahip olduğundan bu hissi verir. Ancak doruk noktası gerçekten son mu? Yoksa bu amaca yönelik yarışa; ters yönde çalışan, anlara karşı yüzen, zamanı iyileştiren başka bir dürtü tarafından meydan mı okunuyor?

Biri tüm olayı net bir şekilde anlatmak isterse, her bölüm doruk noktasıyla birlikte üç boyutlu hatta belki dört boyutlu bir modelleme gerektirecektir: her bir deneyim tekrar edilemez. Sevişmek ve kitap okumanın birbirine benzediği nokta, hem zaman hem de kapladıkları alanlarının açık, ölçülebilir zaman ve mekândan farklı olmasıdır.”

Çeviren: Aslı İdil Kaynar

(Brainpickings)

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Anne Frank’ın Günlüğü’nün Yeni Yazarı!S. Oruçoğlu
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Josef Kılçıksız

17 Ekim 2025

Cam Tavanın Altındaki Gökyüzü

Gazze söz konusu olduğunda siniyor tüm ilham perilerim.Yeni taşındığım bu şehirde “mahsur” kalmış gibiyim. Orhan Pamuk’un Kars’ta mahsur kalan Ka’sı gibi hissediyorum. Bu his, sanırım, ne olduğunu bilmeden hep sıra dışı bir şeyler olmasını beklememden.Bu şehirde her gün ..

Devamı..

László Krasznahorkai’nin Günümüze Sesl..

Bran Nicol

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024