
Kana Diz Kana, Hakan Günday
Kana Diz Kana başkarakterinin yaralanması ve yarasını satın almaya hevesli bir palyaçoyla karşılaşmasıyla başlayan olayların, giderek katman katman açılan, derinleşen, ortaya çıkan ve yok olan varlıkların birbirlerinin karanlık aynalarına dönüştüğü, yalnızlıkları ve kalabalıkları yakından ilgilendiren pek çok kavramın yanıp söndüğü, takas edildiği, tartışıldığı, yol içermeyen kaotik bir yolculuk hikâyesi.
Yaratıcıları arasında, kitabın çizilmeye başlandığı 2008 yılından beri tasarlanan ve bir doğaçlama deneyimine dayanan deney, on iki yıl sonra Türkçe edisyonda gerçeğe dönüşüyor. Hakan Günday’ın kitap için kaleme aldığı önsözde belirttiği üzere, “bulmakla değil, aramakla ilgili” bir deney.
Çizen: Emre Orhun, Flaneur, 2020

Aylak Köpek, Sâdık Hidâyet
Modern İran edebiyatının en güçlü kalemi olan Sâdık Hidâyet’in birbirinden bağımsız sekiz öyküsünü içeren bu kitap, Doğu irfanı ve mistik anlatılardan izler taşımakla beraber, çoğunlukla bir kara mizah örneğidir. Hayata genellikle olumsuz ve karamsar bir gözle bakan Sâdık Hidâyet, sürekli hor görülen bir köpeğin içler acısı hâlini anlatırken, aslında insanlığın durumunu, kendini ve yaşadığı dönemi betimliyor. Diğer hikâyelerinde de benzer şekilde kara mizah ve ironik bir dil kullanan Hidâyet hem İran edebiyatının hem de kendi edebi hayatının en olgun örneklerini veriyor.
Çeviren: Leyla Abbaszadeh Zorbay, Salt Okur, Mayıs 2020

21 Kedide Sanat Tarihi, Nia Gould
Kedileri sever misiniz? Peki ya sanat tarihini? Cevabınız “Evet” ise bu kitap tam size göre. Nia Gould’un birbirinden güzel illüstrasyonları, Antik Mısır’dan Bizans sanatına, Rönesans’tan büyülü gerçekçiliğe, sembolizmden kübizme dek dünyaca bilinen 21 farklı sanat akımını 21 kediyle anlatıyor.
21 Kediyle Sanat Tarihi kedi dostlarının yanı sıra gençlerin sanatla daha dostane bir ilişki kurmasını sağlamayı amaçlayan, eğlenceli, renkli ve şık bir kitap.
Vakıfbank Kültür Yayınları, 2020

Moleküler Kızıl, Mckenzie Wark
Sovyetler Birliği’nin çöküşünün ardından zaferini ilan eden dizginsiz kapitalizm, kendi yarattığı için çözüm getiremeyeceği felaketlerle yüz yüze bugün. Artık insan türü olarak bozduklarımızı küçük rötuşlarla düzeltip kendi çıkarımıza kullanacağımız bütünsel, organik bir döngü varsaymamız mümkün değil. Kapitalist gerçekçilik de hepimizi bambu bisikletlerde hayal eden ideolojik ikizi kapitalist romans da çare sunmuyor.
Çeviren: Cemal Yardımcı, Metis, 2020

Rönesans Sanatı, Geraldine A. Johnson
Rönesans sanatını sadece eserlerden anlayabilir miyiz?
İstanbul Kültür Üniversitesi (İKÜ) Yayınevi, Oxford Üniversitesi Yayınevi'nin dünyaca ünlü dizisi Very Short Introductions’tan çıkan Rönesans Sanatı adlı kitabı Türkçeye kazandırdı. Sanat tarihçisi Geraldine A. Johnson'ın yazdığı, usta çevirmen Tuncay Birkan'ın Türkçeye çevirdiği kitap, İKÜ Yayınevi'nin Çok Kısa Bir Başlangıç dizisinin sekizinci kitabı olarak yayımlandı. Kitabın Türkçe baskısına özel bir önsöz yazan sanat tarihçisi ve küratör Dr. Necmi Sönmez, kitabın Rönesans döneminin arka planına dikkat çekerek o dönemin sanatını daha iyi kavramak ve değerlendirmek için bize önemli ipuçları sağladığını vurguluyor.
Çeviren: Tuncay Birkan, İstanbul Kültür Üniversitesi, 2020

Kısa Kısas Kıssası, Enis Batur
"Hayvan mezarlığına gömülmeyi yeğlerdim kesinkes. Hulusi’ye sırlanmak tabiî ilk tercihim olurdu. Bizim gibilerin yeri, sonra, orasıdır."
Alakarga Sanat Yayınları, 2020

İktidarların Sofrası, Artun Ünsal
Siyaset bilimi profesörü, sosyolog, yemek ve mutfak kültürü araştırmacısı, gurme Artun Ünsal’ın, geniş ve disiplinler arası birikimiyle, yaklaşık on yıllık bir çalışma sonucunda ortaya koyduğu İktidarların Sofrası gerek hacmi gerek içeriğiyle bir başyapıt.
Yemek ve siyaset ilişkisini Sümerlerden Antik Yunan medeniyetine, Roma İmparatorluğu’ndan Orta Asya Türklerine, Moğollardan Osmanlı Devleti’ne uzanan geniş bir coğrafya ve tarihsel dizge içinde her yönüyle ele alan kitap, yemek ve sofra kültürünün siyasete etkilerini ekonomik, kültürel, sosyolojik, antropolojik, iletişimsel ve simgesel boyutlarıyla inceliyor.
Uygarlık tarihi boyunca yinelenerek süren çeşitli ritüellerin, alışkanlıkların, geleneklerin, sofra düzenlerinin, armağan-ikram-bölüşüm-paylaşım ilişkilerinin geniş, simgesel alanını ayrıntılı bir biçimde çözümleyen araştırma, yeme-içme kültürünün çok eski çağlardan günümüze, görkemli saray davetlerinden alçakgönüllü ev sofralarına kadar her alanı nasıl belirlediğini, yönettiğini, anlamlandırdığını zengin ve akıcı bir dille gözler önüne seriyor.
İktidarların Sofrası kültür tarihi, siyaset ve gastronomi meraklıları için vazgeçilmez bir başucu kitabı.
Everest Yayınları, 2020
Yalnız Sıkıcı İnsanlar Kahvaltıda Parlar, Oscar Wilde
Katı ahlak kurallarının, tabuların egemen olduğu Victoria döneminde kıvrak zekâsı, ince alaycılığı ve sıra dışı hayatıyla çağının çok ilerisinde düşünen ve yaşayan yaratıcı bir dâhi olan Wilde aynı zamanda bir eleştirmen ve estetik kuramcısı. Yalnız Sıkıcı İnsanlar Kahvaltıda Parıldar yazarın sanata, hayata, aşka dair düşüncelerinin yanı sıra gözlemlerine dayalı toplumsal yorumlarının yer aldığı aforizmalardan oluşan eğlenceli bir derleme. Zirveden zindana her daim ışıldayan Wilde, belki de tüm zamanların en nüktedan kalemi.
Çeviren: Özlem Alkan K., Can, Nisan 2020
İnsan Ruhunun Haritası, Ahmet Ümit
İnsan ruhuna yapılan bir yolculuk.
İnsan Ruhunun Haritası birçok farklı açıdan ele alınabilecek zengin bir metin. Kitabın, Ahmet Ümit’in kendisini olduğu noktaya getiren yazarlara duyduğu bir minnet borcu olduğunu söylemek de mümkün. Nitekim Ahmet Ümit’e yazma aşkını aşılayan, ona her şeyden önce bir ufuk veren birçok değerli yazar hakkında detaylı ve kapsayıcı bilgilerle donatılmış İnsan Ruhunun Haritası, “İyi polisiye iyi edebiyattır,” düsturundan da hareket ederek polisiye metinlerin çıkışı, gelişimi ve suç ve edebiyat arasındaki bağlantı hakkında da düşünmeye itiyor okuru.
“Oidipus, Don Kişot, Madam Bovary, Dimitri Karamazov, Anna Karenina, İnce Memed, Zebercet ve diğerleri, çoğu yaşamımızı etkilemiş, edebiyatın bu ölümsüz kahramanlarına derinden bakarsak kendimizi görürüz. Edebiyatın bu karakterlerinin üzerini örten sözcükleri birazcık kazırsanız altından insanlık çıkar; geçmişten günümüze, bugünden geleceğe akan büyük insanlık.”
Yapı Kredi Yayınları, Nisan 2020

Ağaçlar, John Fowles
Ağaçlar yazarın iç dünyasını tanımak için benzersiz bir olanak ve yapıtlarındaki esini gerçekten anlayabilmek için bir anahtar sunuyor. John Fowles olgun bir sanatçıyken aktardığı, hem çocukluğundan kalma hem de sanatıyla ilgili bu çok etkileyici anılarında, doğanın onun yaşamında bıraktığı büyük etkiyi ve doğayı kategorize etme, evcilleştirme ve sonuçta sahiplenme konusunda geleneksel dürtülerimizin gizli tehlikelerini gösteriyor. Bu sahiplenme dürtüsü doğanın görünürdeki düzensizliğine karşı bir yabancılaşmaya, bir düşmanlığa yol açıyor. John Fowles için ağaçlar, düzyazı kurgunun ruhumuzun vahşi yanını simgeleyen en güzel analoğudur ve yazar, sanatta tahmin edilemezliğin, anlaşılmazlığın ve sezgiselliğin önemini vurguluyor.
Çeviren: Süha Sertabiboğlu, Ayrıntı Yayınları, 2020






