Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

1 Şubat 2021

Kitap

Oggito'nun Şubat Ayı İçin Önerdiği 10 Kitap

Oggito

Paylaş

3

0


Tek Yalnız Ben Değilim, Jean-Louis Fournier

Tek Yalnız Ben Değilim Jean-Louis Fournier’nin en melankolik, en hüzünlü ve belki de en vurucu anlatılarından biri.

“Yalnız olmaktan bıktım artık, bıktım her geçen gün daha yalnız, daha yaşlı, daha çirkin olmaktan. Bunların başıma geleceğini bilseydim hiç yaşlanmazdım.
Yazın en sıcak günleri, boğuluyorum sıcaktan, hükümetin yaptığı sert uyarılara rağmen yakınlarım –artık yakınım değil de uzaktan tanıdıklarım oldular– arayıp yeterli miktarda su içip içmediğimi sormuyorlar.

Herkes beni terk etti, on yıl önce karım Sylvie, kısa bir süre önce de küçük kedim Salomé, bir başka deyişle hayatımı sürdürmeme yardımcı olan herkes beni terk etti.
Evim artık benim için fazla büyük ve karşı komşularımın panjurları da sürekli kapalı.”

Fournier, kara mizahı kaleminden eksik etmeden, mağazada unutulup annesini bekleyen bir çocuğun huzursuz masumiyetiyle anlatıyor yalnızlığını.

Çeviren: Ayşe Ece, YKY, 2021


Jean-Louis Fournier

Taşrada Bir Ay, Joseph Lloyd Carr

Orada kalsaydım, bir ömür mutlu olabilir miydim? Sanmıyorum, hayır. İnsanlar göçer, yaşlanır, ölür ve her köşe başında bir başka güzellikle karşılaşmaya duyulan o aydınlık inanç söner, tükenir. Ya şimdi ya da hiçbir zaman; mutluluğu ancak havada uçuşurken yakalayabiliriz, yakalayacaksak.

Tom Birkin, I. Dünya Savaşı’nın en kanlı çarpışmalarına sahne olan Passchendaele’den muharip gazi olarak ülkesine dönmüş, hayatı kaldığı yerden tekrar yakalamaya çalışmaktadır. Bir kilise duvarındaki Orta Çağ’dan kalma freskin gün yüzüne çıkarılması işi için Kuzey Yorkshire’daki Oxgodby kasabasına gelir. İlk başta, bir Londralı olarak taşraya âdeta bir Marslı kadar yabancıdır; fakat taşranın sabit yaşamı ve çalışma ritmi, beraberinde imkânsız bir aşkın da kapısını aralayarak Birkin’i kısa sürede içine alır, ona savaşın yaralarını sarmasında yardımcı olur ve kendisini evinde hissettirir.

Çeviren: Umay Öze, Jaguar Kitap, 2021


Francisco Casavella

Eğlencelerin Sırrı, Francisco Casavella

"Bu da pek cesurca sayılmaz. Tabanları yağlamak... Doğrusunu istersen, tahmin ediyorsundur zaten, ben de hiç cesaret edemedim. Fırtınalar! Konga! Sen sanıyor musun ki o adam... En iyi ihtimali seçiyorum... Babamı hiçbir zaman tanıyamayacağım, sen de beni tanıyamayacaksın, bu hep böyle gidecek, peş peşe, sırayla. Kendimi suçlamaya devam mı etmeliyim? Aslında her şey içmeye devam etmek için, âleme devam etmek için, böyle yaşamaya devam etmek için mazeret oldu diye kendimi suçlamam mı gerekiyor?"

Francisco Casavella'nın Türkçedeki ilk romanı Eğlencelerin Sırrı, yaklaşık kırk yıl süren Franco diktatörlüğünün ardından gelen geçiş döneminde, 1980'ler İspanya’sında geçiyor. Siyasi hesaplaşmasını yapmak yerine geçmişini unutmaya çalışan, hızla "modern dünya ya yetişmek isteyen toplumun savruluşlarına on beş yaşındaki bir gencin gözünden tanık oluyoruz: Taşrada başlayıp Barcelona'da hızını alan romanda kuşak çatışmaları, hayatın anlamı, evden kaçışlar, ilk aşklar, hayal kırıklıkları, tilt makinaları, türlü acayiplikler, hahadamlar-hahkadınlar, yalanlar, gerçekler var... tekmili birden 20 bölümde.

Çeviren: Roza Hakmen, Metis, 2021

Seneler, Annie Ernaux

Seneler çeşitli imgeler, fotoğraflar, dönemin gazete haberleri, popüler şarkıları, filmleri, reklamları, sloganları, siyasi gelişmelerinden hareketle 1940'lardan 2000'li yıllara uzanan deneysel bir metin, bir tür toplumsal kronik. En mahrem anılarına, hayatındaki önemli dönemeçlere kendi kuşağının hikâyesini de dahil edip tarihin kaydını tutan ve bunu yaparken klasikleşmiş otobiyografi yazınının dışına çıkan Ernaux, anlatının merkezine kendini koymaktan bilhassa kaçınıp bireysel tarihiyle kolektif tarihi bir araya getiriyor. Sınıf çatışması, kadın çalışmaları gibi konulara da yer vererek toplumsal bir bellek yazını oluşturuyor.

Çeviren: Siren İdemen, Can, 2021

Mimar Doğanlar… Üç Doğan: Doğan Kuban, Doğan Hasol, Doğan Tekeli, Ceren Çıplak Drillat

Türkiye’nin kültür ve mimarlık hayatını uzun yıllara yayılan üretimleri ve benzersiz katkılarıyla zenginleştiren mimarlar Doğan Kuban, Doğan Tekeli, Doğan Hasol 2010 ve 2015 yıllarında Cumhuriyet gazetesi için bir araya gelip İstanbul ekseninde mimarlık ve kent politikaları üzerine söyleştiklerinde, bu buluşma geniş yankı uyandırmıştı. Mimarlık dünyasının bu üç önemli figürü beş yıl aradan sonra yine Ceren Çıplak Drillat’ın soruları eşliğinde söyleşilerini kaldıkları yerden sürdürüyorlar, mimarlık ve kentleşmeye dair pek çok güncel konuyu tartışmaya açıyorlar. Mimarlığın kültür ve teknolojiyle, inşaatın ekonomiyle ilişkisinden kentleşme ve kentlileşme sorunlarına uzanan geniş bir yelpazede görüşlerini dile getiriyorlar. Türkiye’nin mimarlık politikalarından yola çıkarak güncel mimarlık pratiklerini, koruma ve restorasyon uygulamalarını, kentsel dönüşüm projelerini ve ülkenin gündemini meşgul eden mimarlık merkezli daha pek çok önemli konuyu mercek altına alıyorlar. Yaşadıkları kentle geçmişten bugüne mimar olarak kurdukları ilişkiden hareketle İstanbul’un kentleşmeyle ilgili sorunlarını ortaya yatırıyorlar, kentin geleceği üzerine düşünürken bir yandan da kurdukları hayalleri dile getiriyorlar.

Kırmızı Kedi, 2021

Augie March’ın Maceraları, Saul Bellow

Toplumsal baskılara bireysel özgürlük ve seyahat arzusuyla direnen Augie March’ın Maceraları umut ve iyimserlik dolu bir büyük deneysel yapıt.

Çeviren: Hasan Fehmi Nemli, İletişim Yayınları, Aralık 2020

Vikont’un Ölümü, Marcel Proust

Genç ve yakışıklı Vikont 13. yaş gününde yeğeni Alexis'e bir at hediye eder. Alexis Vikont'un yaklaşmakta olan ölümü üzerine ne düşüneceğini ya da nasıl davranacağını bilemez. Vikont'un ölüme giderken kafa karışıklığına, yaşama arzusu ve ölüm isteğinin iç içe geçişine Alexis'le birlikte şahit oluruz.

Marcel Proust'un 25 yaşındayken yazdığı bu hikâye, Kayıp Zamanın İzinde'ye giden yolda ilk örnekleri barındırır. Aşkın en saf halinde bile aslında aşkın ne olduğunu bilemeyeceğimizden uzaktan duyulan çan seslerinin geçmişe, çocukluğuna dair bütün o anılara bir çağrı oluşuna kadar birçok ayrıntı yer alır.

Bu kısa ama çarpıcı hikâye ölüme giden bir adamın hayatla kurduğu bağın ne derece karmaşık olduğunu gösterir.

Çeviren: Haydar Rifat, Altı Kırkbeş Yayınevi, 2021

Bencil Maymun: İnsan Doğası ve Yokoluşa Giden Yolumuz, Nicholas P. Money

Orta yaşlarında orta boy bir yıldızın yörüngesine kapılmış gezegenlerin üçüncüsünde 3,3 milyar yıl önce filizlendik. Bin asır önce Rift Vadisi’ni terk edip dünyaya açıldık. Beslenme konusundaki esnekliğimiz, 16 milyar sinir hücresine ev sahipliği yapan görkemli neokorteksimiz ve doğayı dönüştürme konusundaki kabarık sicilimiz bizi memeliler arasında özel bir yere taşıdı. 100.000 yıldır etrafta kasıla kasıla yürüyor, 18. yüzyıldan beri kendimize bilge sıfatını yakıştırıyoruz. Bizler Homo sapiens’iz.

Nicholas P. Money, modern insana seslendiği manifestosunda bu tabloyu baş aşağı ediyor. Batı bilimi ölümcül bir hataya dönüştükçe doğa dikiş yerlerinden sökülüyor. Görkemin yerini gösteriş aldıkça, Homo sapiens yerini Homo narcissus’a terk ediyor. Ben hissini veren şeyin “biz” olduğu unutuldukça Bencil Maymun kurtuluş umudunu yitiriyor. Bu karamsar hikâyenin ışıklarını söndürmeden önce insanlığın berbat ettiği şeye dürüstçe bakmaya ve hatasını kabullenmeye cesaret edenler için bir umut zerresi, bir ipucu da bırakıyor Money: Zarafet. Ancak ve ancak doğanın geri kalanına karşı göstereceğimiz nezaketle gelecek.

Nicholas P. Money, Miami Üniversitesi, Biyoloji Bölümü’nde öğretim üyesidir.

Çeviren: Mehmet Doğan, Koç Üniversitesi Yayınları, 2021

Rus Edebiyatı Üzerine, Pyotr Kropotkin

Edebiyatın önemini oldukça iyi kavramış ve Avrupa'daki bilimin kendi insanları tarafından da geliştirilmesini sağlamak için büyük gayret göstermiş olan I. Petro, halkın dili olmayan, fakat o zamanlar Rus yazarlar tarafından kullanılan eski Slav dilinin edebiyatın ve bilimin gelişmesini engellemekte olabileceğinin farkına varmıştır. Söz konusu eski dilin yapısı, ifadeleri ve dil bilgisi Rus halkına artık tamamen yabancı olmuştu. Bu dil dini yazılarda kullanılabilirdi; fakat İncil'de kullanılan eski Slav dilinin, geometri ve cebir kitaplarında ya da bir savaş sanatları kitabında kullanılması çok gülünç olurdu. Bu yüzden Petro da önündeki zorlukları alışkın olduğu yöntemle ortadan kaldırdı.

Çeviren: Alkım Uraz, Gece Kitaplığı, 2021

Ne Adam Ne Hayvan: Feminizm ve Hayvanların Savunulması, Carol J. Adams

“Hayvanların çektiği acı sıradan bir tüketici için genellikle görünmezdir. Süpermarketlerdeki hayvan vücudu reyonları hiçbir zaman hayvanların yoğun çiftliklere hapsedildiğini ya da kesildiğini göstermez ya da ev ürünlerinin etiketlerine hiçbir zaman ürün testinin bir parçası olarak yürütülen hayvan deneylerinin resmi konmaz. İnsanların kendi hayatları hakkında kesin gözüyle baktığı şeyler hayvanların ve baskı tecrübelerinin görünmezliğini gerektirir. Görünmez olanı –ve insanların da aktif olarak görünmez tutmaya çalıştıklarını– oldukça görünür kılma mücadelesi içindeyiz. Hayvanların tecrübelerini görünür kıldığımızda hayvanları görmezden gelen geleneksel ahlaki, manevi ve dini tartışmaları da ifşa etmiş oluyoruz.”

Feminist-vejetaryen eleştirel teorinin en önemli eserlerinden biri kabul edilen Etin Cinsel Politikası’nın yazarı Carol J. Adams bu kitabında hayvan haklarını ve çevreciliği savunmakla feminizmin nasıl ve neden iç içe geçmesi gerektiğini çarpıcı bir biçimde ortaya koyuyor. Modern Batı kültüründe ve tüketim alışkanlıklarında, hayvanlara ve kadınlara yönelik sistematik sömürünün ardında yatan kültürel davranışları ustalıkla irdeliyor. Eleştirel hayvan çalışmaları ve veganlık literatüründeki tartışmalardan beslenen yazar, okura eko-feminizmden çevre ahlakına ve teolojik perspektiflere uzanan geniş bir çerçeve çizmekle kalmıyor aynı zamanda onu eyleme çağırıyor. 

Çeviren: Sevda Deniz Karali, Ayrıntı, 2020

 

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Zambak Kadar BeyazA. Ömer Türkeş
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

S. E. Breitegger

13 Mayıs 2025

Bir Mektup

Okuduklarım içimde birikiyor, büyüyor, içimde bir şeyler inşa ediyor, ben hepsini sana yazmak, seninle bunları konuşmak ihtiyacı duyuyorum.Sevgili dostum, Bu ara çok okudum, okuduklarımla ne yapacağımı bilemiyorum bazen, ben de sana bir mektup yazmaya karar verdim. Mektuplar hayatımızdan ç..

Devamı..

Toplumsal Gerçekçi Romanlar (Gerçekçil..

Kemal Gündüzalp

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024