Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

18 Mayıs 2018

Edebiyat

Olmayan Yaprakların Evi

Bahri Vardarlılar

Paylaş

23

0


Yapraklar Evi'nin yazılış ve yayımlanış serüveni öğrendiğime göre kabaca bir on yılı, yani bütün doksanları kapsıyor. Önce kısıtlı bir okur çevresinde bastırılmış dosyalar olarak, yani bölüm bölüm yayılmış. Yazar Mark Z. Danielewski kitabın ilk baskısını ancak 2000 yılında yaptırabilmiş. Bir insanın yaşı ilerleyip de okurluk süresi on yılları bulmaya başlayınca yeni bir kitap karşısında şaşkınlık duyması gitgide zorlaşır. Ne kendini yeni yargılara kaptırmaya yanaşır, ne de elindeki yargıları bozmaya razı olur. Yapraklar Evi –hayır, ev sözcüğünü mavi yazmayı düşünecek kadar kendimi kaptırmadım– kesinlikle, "Eh, bunu da okumak varmış," dedirtmeyi başaran kitaplardan biri. Gerçekten de bir okur, yazınsal seçimleri ne yönde olursa olsun, labirent gibi işlene işlene suyu çıkmış bir temayı, romanın içeriğini bırakın, biçimine bu denli inatla, bıktırırcasına bir çabayla yedirmeyi başaran kaç yazarla karşılaşabilir, doğrusu bilemiyorum.

Romanın konusu –gerçi bu sözü epey sakınımlı kullanmak gerek– aslında epey yüklü ve bir anlamda bilindik: Gotiğin ta en eski, Horace Walpole'den beri bilinen en eski teması olan, lanetli yapı üzerine bir çeşitleme. Ama bu Walpole kadar Jacques Derrida'nın, Stephen King kadar Harold Bloom'un da anlatıcı olarak katıldığı bir Borges-Palachniuk hikâyesi. (Ne dediğimin farkındayım.) Navidson Kaydındaki ev – aslında büyük olasılıkla sadece söylentiden ibaret olan bir kayıttaki ev– nasıl hiç kimsenin tahmin etmediği yerlere doğru genişleyip, aramaya devam edenlere içindeki muazzam uçurumları açınlıyorsa ve sonuçta insanın bir şekilde yolunu kaybetmesine, hatta yutulmasına yol açıyorsa, bu allahın belası kitap da okuruna, kesinlikle sıradan bir okuma deneyimi yaşamadığını hissettirmeyi gerçekten başarıyor. Çabası lafta kalmıyor, çünkü Danielewski denilen zatı muhterem, kitabın kurgusu ve biçimsel tasarımıyla böyle şeyleri lafta bırakmayacak kadar çok uğraşmış. Sanırım kitabın labirent bölümünü okuyan hiç kimse hayatımda ben labirent görmedim diyemez. Sonuç: Eco'nun Foucault Sarkacı'nın gizem romanları için yaptığını, hatta daha fazlasını bu kitap gotik roman için yapıyor. Sizin bir köşede durup anlatılanlara kahkahalarla gülme hakkınızı da saklı tutarak. Ve edebiyatın kurgu /kimlik oyunlarının içine yazarını daha bu kitapla Joyce Borges Calvino Eco katına çıkarabilecek bir yetkinlik ve birikimle dalarak. Bir övgü sözü de mutlaka yazarı bu delice çabasının sonuna kadar büyük bir inatla izlemeyi başaran çevirmene, Gökhan Sarı'ya gönderilmeli. Yine de sevilmeyebilir. Bazıları içeriğinin kof, iç içe geçmiş oyunlardan oluşan grotesk bir anlatı olduğunu söyleyebilir. Ama böyleleri için kitabın daha ilk sayfasında "Bu size göre değil" uyarısı yer alıyor zaten. Hadi onlara bir ukalalık da benden: Cavaet lector...

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Bu Eleştirel ve Gerçeküstü Karikatürle..Oggito
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Tan Doğan

6 Şubat 2025

ârâfî

kendimi sıka sıka kırk beş yıl olmuş iş-ev arası hayatta! okullar, okumalar, okul: derslerin esîri olmuşum tam yirmi yıldır. tatiller de olmasa bizimkileri görmem güç. nefesiyle hemhâlım yalnızlığımın. insan zamanla alışıyor mu ne sesten, sözden öte, gölgesine? gün yorgunu, akşam tutkunu, gece ..

Devamı..

Bunun Adı Findel ..

Şevval Tufan

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024