Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

18 Mayıs 2023

Öykü Yazıları

Onuncu Ayın Ardından

Nagihan Kahraman

Paylaş

0

0


Onuncu Ay'da her öyküden sonra "Şimdi ne olacak?" hissi peşimizi bırakmıyor. Kitabın yazarı Ayla Burçin Kahraman'ın sürükleyici ve merak uyandıran bir üslûbu var. Bir sonraki öyküye geçtiğimizde aklımız öncekinde kalıyor çoğunlukla. Yazar görünmez bir elle sonunu değiştiriyor karakterlerinin. Onlara alternatif bir yol çiziyor adeta ve sonunda tüm gidişatı belirleyecek kritik bir yerde bir dalın çatırdayarak kırılması gibi bitiyor öyküler.

Beklenmedik sonları olan öyküler, öyküseverlerin daima dikkat çeker. Durağan hayatlarıyla sakin sakin ilerlerken bir anda "Çat!" diye bambaşka bir yöne savrulan karakterler, bir anda ortaya çıkan şaşırtıcı sonlar... Sanki "O öyle değil; sandığınız gibi değil." gibi bir hâl olur böyle öykülerde. Tam da bu minvalde bir öykü kitabından bahsedeceğim. Onuncu Ay'da her öyküden sonra "Şimdi ne olacak?" hissi peşimizi bırakmıyor. Kitabın yazarı Ayla Burçin Kahraman'ın sürükleyici ve merak uyandıran bir üslûbu var. Bir sonraki öyküye geçtiğimizde aklımız öncekinde kalıyor çoğunlukla. Yazar görünmez bir elle sonunu değiştiriyor karakterlerinin. Onlara alternatif bir yol çiziyor adeta ve sonunda tüm gidişatı belirleyecek kritik bir yerde bir dalın çatırdayarak kırılması gibi bitiyor öyküler.

ayla burçin kahramanYazar, dili öykülerinde bir oyun aracı olarak kullanıyor. Postmodernist özellik göstermese de okurla oynadığı aşikâr. Öykülerin çoğunun ortak noktası, beklenmedik sonları olması ve tam olarak bitmemeleri. Hatta zihnimizde dönüp durmaya devam etmeleri... Yazar bir yere kadar öyküyü getirip, okuru bir şeye inandırıp son anda inanılmaz bir durumla karşı karşıya bırakıyor okuru. Ve elimizdeki bu durumla ne yapacağımızı bilmez hâlde kalıyoruz. Öykülerin bitmiyor hissi vermesinin sebebi tam da bu. Yaratılan kurmaca dünyanın içindeki gerçekliklerden hangisinin doğru olduğu, hangisine inanmak gerektiğini bilemez şekilde bakakalıyoruz.

Çoğu zaman rüya ve hayaller de bu kurmaca dünyayla iç içe giriyor. Böylece bir anda boşluktan düşme hissi yaratıyor tüm bu gelgitler.

Neler okuyoruz peki Onuncu Ay'da? Kimlerle kesişiyor yolumuz? Bakanlarına yük hâline gelen hastalarla, bebek doğuramayan kadınlarla, doğurup da ne yapacağını bilemeyen kadınlarla, ailesi tarafından terk edilmiş insanlarla... Örneğin "Emanet" insanın bakmakla yükümlü olduğu tekerlekli sandalyedeki kardeşinden de bıkabileceğinin anlatıldığı çok dokunaklı bir öykü. Ya da benzer minvalde "Ruj Lekesi" var; annesi terk ettikten sonra babasının bunalımlı ruh hâlinden bir türlü kaçamayan ama bir yandan da hasta ninesine bakmak zorunda kalan bir kadın var bu öykünün odağında. Bakmak zorunda kalanların kadınlardan oluşması ve yıllarca kendini bu işe adamaktan bıkmış olmak bu iki öykünün ortak noktası. Ele alınan başka bir mesele annelik. Anne olamayan fakat bunun için büyük çaba harcayan, kırk iki yaşındaki Zeliha çıkıyor karşımıza "Issız Tarlada Bir Siyeç"te. Öykü boyunca kadının çaresiz hâlini okurken ve öykünün beklenen bir sonla biteceğini zannederken vurucu bir sonla ağzımızı açık bırakıyor yazar. Benzer tema, bambaşka bir yönden ele alınıyor "Onuncu Ay"da. Lohusalık olarak bilinen postpartum süreci birçok annenin yaşadığı ama çoğunlukla görmezden gelinen sancılı bir dönem. Doğum yaptıktan sonraki ilk bir ayı ve süreçte yaşadığı duygusal sallantılarla baş etmeye çalışan bir kadını okuyoruz bu öyküde. Bunların haricinde pek çok başka kadın öyküsü daha var kitapta. Kocasını kaybedenlerden, kuaförde devamlı aşağılananlara kadar geniş bir kadın anlatısı çerçevesi sunuyor yazar okura. Birkaç öyküde de erkekler çıkıyor karşımıza. Çoğunlukla oğlan çocuklar bunlar ve yine anneleriyle bağlantılı anlatılıyorlar. Bilinç dışlarında anneleriyle olan bağ onların şimdilerini belirliyor adeta. "Gül Açımında", "Annemin Babası", "Ijala'nın Paşası" ve hatta "Dilsiz Uşak" buna örnek öyküler.

Ayla Burçin Kahraman'ın bugüne kadar pek çok öyküsü çeşitli edebiyat dergilerinde yayımlandı. Notos, Varlık, Öykü Gazetesi, Lacivert, HeceÖykü, KE, Ecinniler, Sinedebiyat gibi dergilerde yer aldıktan sonra öykü kitabı da raflarda yerini aldı. Onuncu Ay, 2023'ün hemen başında İthaki Yayınları tarafından yayımlandı. On yedi öyküden oluşuyor ve çeşitli yarışmalarda ödül kazanmış öyküleri de eserde yer alıyor. Örneğin, "Bitmeyen Senfoni" Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği Çağdaş Kalemler Öykü Yarışması'nda ve "Geride Kalan" 2.Berlin Gökkuşağı Yayınevi Öykü Yarışması'nda 2.lik ödülü aldı. "Köse" 2020 Yılın Yazarı Fakir Baykurt Öykü Yarışması'nda 1. mansiyon ödülüne layık görüldü. Kitaba da adını veren "Onuncu Ay"la birlikte "Kayıp", "Yedi Nokta Bir" ve "Gül Açımında" adlı öyküleri de çeşitli yarışma seçkilerinde yer aldı. Ayla Burçin Kahraman, bir ilk eser için oldukça iddialı öykülerle buluşturdu bizi. Kısacık öykülerde çok büyük şeyler anlatmak onun üslûbunun karakteristik özelliği belli ki. Yeni öykülerini okumaya devam ederiz dilerim önümüzdeki günlerde. İnsanın kendine bile itiraf etmekten kaçtığı yönlerinin anlatıldığı bu öykülerle herkesin tanışmasını isterim. İyi okumalar.

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Türkiye’de en çok kadınlar kitap okuyorOggito
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

B. Y. Genç

6 Ekim 2025

Savaşın Gölgesinde Çocukluk

Lorenza Mazzetti’nin bence bu romanda mükemmel bir biçimde yaptığı şey, çocuk düşüncesini ve dilini tam da olması gerektiği gibi kullanması.Yıllar öncesinden bir anı üşüşüyor aklıma. 1980’lerin ortaları, ilkokulun başlarındayım. İstanbul’da sitelerden birinde, yeni denileb..

Devamı..

İrem Üreten: "Öykülerin evrenselliği v..

Dilek Karaaslan

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024