Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

30 Temmuz 2017

Edebiyat

Roland Barthes ve Romanın Cazibesi

İ. Utku Kavasoğlu

Paylaş

47

0


Barthes Mallarmé’nin, Joyce, Proust ve takipçilerinin çabalarını “yazının radikal keşfi” olarak niteler. 
İ. Utku Kavasoğlu
Roland Barthes (1915-1980), Collège de France sahnesine adım attığında altmış bir yaşındadır. Uzun zamandır yakın dostu olan Michel Foucault tarafından isminin edebiyat göstergebilimi kürsüsü için Collège profesörlerinden oluşan komiteye önerilmesi gerek yazar gerekse tüm Fransız düşüncesi bakımından “tarihi” bir andır. Yetmişlerin ortasında halihazırda tanınmış bir düşünür, rüştünü ispatlamış bir entelektüel konumuna erişmiş yazar için ülkenin en etkili ve prestijli kültürel kurumuna kabulü, kariyeri açısından bir taçlanma anlamına gelir. Fransız düşüncesi içinse bu gecikmiş birliktelik, sosyal bilimlerin büyük bir ivmeyle devindiği, kuramın önemli isimler, insanları peşinden sürükleyen figürler ürettiği bir dönemin (altmışlar ve yetmişler), bir çağın zirvesini muştulamaktadır. 7 Ocak 1977, eleştirmenin Collège de France’taki öğretim etkinliğinin başlangıcı olan Açılış Dersi’ni verdiği gün. Barthes 1980 yılındaki ölümüne kadar sürdüreceği bu göreve geldiğinde son kitabı Bir Aşk Söyleminden Parçalar’ın yayımlanmasıyla neredeyse medyatik bir üne kavuşmuştu. Entelektüel piramidin zirvesindeki isimler arasındaki yerini çoktan almış olan yazar, Açılış Dersi’ni takip eden dinleyicilere son derece özgün bir söylemin ipuçlarını sunar. “Bilimin, bilginin, şaşmazlığın ve disiplinli bir yaratıcılığın hükmettiği bu salonların yeterince saf olmayan bir konuya ev sahipliği yapacağını”1 belirterek başlar sözlerine. Açılış Dersi, beklenenin aksine, büyük bir yankı uyandırır, zira yazar, Michelet’yi örnek vererek sözlerini yeni bir hayat (Vita Nova/Vita Nuova), yeni bir yazma pratiği arayışında olduğunu söyleyerek sonlandırır. Barthes, Collège de France’ı dolduran dinleyicilerin önünde sorumluluğunu aldığı kürsünün gereklerine taban tabana zıt bir şekilde tamamen kuramdışı bir kitap yazma arzusunu açıklar. Çiçeği burnunda profesör bir sonraki yapıtının denemeler formatında olmayacağını, gerçek bir roman yazacağını söyler ve o andan itibaren sözünü ettiği bu romanın yazımını Collège dersleri boyunca kamuoyu önünde gerçekleştireceğini ekler. Peki Roland Barthes’ı böylesi bir karar almaya iten sebep(ler) nedir? Son yıllardaki biçemine damgasını vurmuş parçalı anlatımdan uzun anlatıya, denemeden romana geçme arzusu nerede yatmaktadır? Yazınsal kariyeri boyunca birçok düşünsel akımın “gölgesinde” yazmış biri için bu yeni biçem arayışı neye işaret etmektedir? Dahası hiçbir sınıflandırıcı tanıma sığmayacak bir çeşitlikle üretmiş Barthes açısından “romancı” kimliğinin karşı konulmaz cazibesi midir söz konusu olan?
Barthes “Romanın Hazırlanışı” olarak adlandırdığı derslerinde ve yazma arzusundan, yazar olmaktan bahsettiği diğer yazılarında bir dizi yazara atıfta bulunur. Bunlar içinde elbette en önemlisi Kayıp Zamanın İzinde’nin yazarı Proust’la olan özdeşleşmedir.
Bu sorulara tatmin edici cevaplar verebilmek için Barthes’ı yazınsal zenginliği içinde ele almak gerekiyor. Barthes’ın yazınını her biri kendi ritmine sahip, birlikte yaşayan ve sürekli diyalog içinde olan farklı düşünüş biçimlerinin bütünü olarak tanımlamak mümkün. Bu, bütün farklı zamansallıklardan ziyade aynı zaman dilimi içindeki farklı konumlanışlarda görünürlük kazanır. Bu da yazara, başlangıç noktası ne olursa olsun –bu noktayla bağını yitirmeden– yer değiştirme ve yeniden konumlanış imkânı sağlar. Antoine Compagnon Edebiyat’ın Üçüncü Cumhuriyeti adlı kitabında Roland Barthes’ın bu niteliğini ilk bakışta birbirine taban tabana zıt görünen sıfatlarla tanımlar: “İki Barthes, sistematik ve öznel, dogmatik ve izlenimci (empresyonist), sert mizaçlı ve yumuşak başlı, yöntemsel ve hazcı taraflarıyla tek bir bütün oluşturuyor.”2 İtalyan yazar Italo Calvino da yazarın ölümünün ardından La Repubblica gazetesinde yayımlanan yazısında3 hangi Barthes’ın daha üstün olduğuna dair bir tartışmanın daha o günlerde başlamış olduğunu göz önüne seriyor. Düşün alanında olduğu kadar yazınsal biçiminde de sıkça görülen bu dalgalanmaların temelinde yazarın çağıyla, adlı adınca modernizmle ve edebiyatla kurduğu ilişkinin doğası yer alır. Barthes açısından her şeyden önce ve son tahlilde edebiyat dildir, dilyetisidir. İşte bundan ötürüdür ki Barthes Mallarmé’nin, Joyce, Proust ve takipçilerinin çabalarını “yazının radikal keşfi” olarak niteler. Yazar ve yazıcı arasında yaptığı o ünlü ayrıma göre yazar, dünyanın niçinini, nasıl yazmalı sorunsalında özümsemiş kişidir. Yazar edebiyatı amaç olarak görür, dünya, edebiyatı yazara araç olarak geri gönderir. 1965 tarihli Eleştirel Denemeler kitabının yayımlanması vesilesiyle verdiği bir televizyon röportajında şunları söyler: “Yazın söz konusu olduğunda beni asıl ilgilendiren, ‘Yazın nedir?’ sorusuna verilebilecek bir cevaptan ziyade bu soruya yaklaşım biçimimizdir. Örneğin çağdaş bir yazar üzerine yazdığımda, ‘Bu yazar okunmalı mı?’ sorusunu yöneltmek yerine kendime bu yazar edebiyat düşüncesiyle nasıl bir ilişki kuruyor, onu soruyorum. Nihayetinde şunu anladım ki edebiyatın bizzat kendisi dünyaya yöneltilmiş bir sorudur; yazarların asla cevaplandırmadıkları ama tıpkı sağaltıcı bir ürperme misali kendi kendilerine yineledikleri bir soru.”4 Bir akademisyen, göstergebilimci, tiyatro eleştirmeni, denemeci olarak Barthes’ı tüm evreleriyle anlatmak bu yazının sınırlarını aşıyor. Ancak yukarıda verdiğimiz örnekten hareketle şu söylenebilir: Temelde Barthes’ın tüm yapıtlarını birbirine bağlayan, onlara tözsel bir birlik kazandıran şey, edebiyatın her dönemde, farklı koşullarda ve her toplumda bizi çevreleyen, yaşayan bir varlık olarak ele alınmasıdır. Barthes farklı görüngüler altındaki edebiyat olgusunu incelerken kendi içinde sürekli devinen, farklı biçemleri zorlayan bir düşünce yöntemi benimsemiştir. Bu sürekli devinim doğal sonucuna, Barthes’ın büyük bir anlam yüklediği Vita Nova projesiyle ulaşmıştır diyebiliriz. Yeni Hayat ve Barthes’ın Yazarları “Nel mezzo del camin di nostra vita...” 1300 yılında Dante otuz beş yaşındaydı (yirmi bir yıl sonra ölecekti). Benim yaşım çok daha fazla, kalan ömrüm, şimdiye dek yaşadığım sürenin yarısı olmayacak asla. Çünkü “ömrümüzün ortası” elbette aritmetik bir nokta değildir. .... Yaşamımda yeni bir anlam çağrısının, bir dönüşüm arzusunun meydana çıktığı şu belki de gecikmiş an, anlambilimsel bir noktadır: yaşam değiştirmek, bağları koparıp yeni başlangıç yapmak, bir irşada tabi olmak.5   Barthes’ın 19 Ekim 1978’de Collège de France’ta verdiği “Uzun Zaman Geceleri Erkenden Yattım” başlıklı konferans onun yeni bir hayat arzusundan ne ilk bahsedişidir ne de son olacaktır. Ancak Barthes bu konferansta ve üç ay sonra başlayacak olan, “Romanın Hazırlanışı” adını verdiği derslerinde kendisini söz konusu kararı almaya iten nedenlerin ipuçlarını sunar. “15 Nisan 1978. Casa[blanca].” Barthes yeni bir hayat kararını aldığı yer ve tarihi açıklar ve devam eder: “Öğleden sonrasının ağırlığı. Gökyüzü bulutlanıyor, hafif bir serinlik var. .... Hüzün, sıkıntı, hep aynısı hiç geçmiyor. .... Birdenbire bir fikir doğuyor kafamda.”6 Dante örneğinden hareketle yer ve zamanın kesinlikle belirtilmesinde neredeyse epifanik (terimin James Joyce’un yüklediği laik anlamına göndermeyle) bir yan bulunuyor. Diğer bir deyişle bu, Barthes’ın, Yakalanan Zaman’ın anlatıcısının romanın sonunda eriştiği bir tür “tam bilinç” haliyle karşılaştırdığı bir aydınlanma adı, bir “satori”dir.7 Bu tarihle bağlantılı ama Barthes’ın yaşamında ve son yıllarındaki yazılarında çok daha kalıcı bir iz bırakmış olan bir başkası daha vardır: 25 Ekim 1977, annesinin ölümü ve Barthes’ın tuttuğu yas. “Bu yas benim için yaşamımın ortası olacaktır; zira ‘yaşamın ortası’ ölümün artık sadece korkunç değil gerçek olduğunu keşfettiğimiz o andan ibarettir belki de,”8 demektedir. Çocuk yaşta yetim kalan ve cinsel tercihleri sebebiyle evlenmemiş olan ve ölümüne kadar annesiyle birlikte yaşamış yazar için Henriette Barthes, bir aile bireyi olmaktan çok daha öte bir hayat arkadaşıdır. Annesinin ölümü ve Barthes’ın düşüncelerine sızan ölüm olgusu, düşünürün o zamana dek sürdüregeldiği yazı deneyimini, akademi merkezli üretim biçimini derinden sorgulamasına yol açar.   Ne yani, birtakım “konular” üstüne –değişecek hem de pek az değişecek olan sadece o konular– ölene kadar hep makaleler yazacağım, dersler hazırlayacağım, konferanslar vereceğim ha! .... Bu duygu dayanılmaz; çünkü beni her türlü Yenilik ya da dahası Serüven (“başımdan geçen”) yaşama hakkının yitirilmesine götürür; geleceğimi, ölümüme dek, bir ‘tren katarı’ gibi görürüm: Bu metni, bu konferansı bitirdiğimde bir başkasına daha başlamaktan gayri yapacak bir işim olmayacak mı? Hayır Sisyphos mutlu değildir: Çalışmasının çabasına, hatta boşunalığına bile değil, tekrarına esir olmuştur.9   Annenin ölümü öyle sarsıcı bir deneyimdir ki Barthes Collège’deki dersleri bırakmayı, hatta Paris’ten ayrılıp Urt kentindeki sayfiye evine yerleşmeyi düşünür. Ne var ki altı ay kadar sonra bu ruh halinden Collège derslerini ve yeni bir yaşam arzusunu aynı potada eritme kararlılığıyla çıkacaktır. Anıtsal bir eser bırakma tutkusundan doğan bu girişim Barthes’ın yazar ve profesör kimliklerinden ileri gelen içsel ayrımı aşmasına da olanak sağlar. Barthes, “Proust için yazmak kurtarmaya, Ölüm’ü yenmeye yarar. Ama burada söz konusu olan, Proust’un kendi ölümü değil, sevdiklerinin ölümüdür, bunu da onlar için tanıklık yaparak, onları sürekli yaşatarak, onları Bellek-Yokluğu dışında oluşturarak gerçekleştirir,”10 derken aklında belki de kendi annesinin hatırasına adanmış bir roman yazma arzusu yatıyordu.
Barthes, yeni bir yazma pratiği arayışının diğer adı olan Nova Vita isminde Dante’ye, Fransız tarihçi Jules Michelet’ye, Rousseau’ya da atıfta bulunur.
Barthes “Romanın Hazırlanışı” olarak adlandırdığı, 1978-1980 arası Collège’de verdiği derslerinde ve yazma arzusundan, yazar olmaktan bahsettiği diğer yazılarında bir dizi yazara atıfta bulunur. Bunlar içinde elbette en önemlisi Kayıp Zamanın İzinde’nin yazarı Proust’la olan özdeşleşmedir. “Anıtsal bir yapıtın saygın yazarıyla” değil, ancak “projesinin en başından beri mutlak bir nitelik atfettiği bir işe girişmek isteyen, kâh sıkıntılı kâh coşkun, ama her halükârda alçakgönüllü emekçiyle” yapılan bu kendini özdeşleştirme yalnızca özyaşamöyküsel koşutluklarla sınırlı kalmaz (iki yazarın da annesini kaybetmesi, eşcinsel kimlikleri, ciddi sağlık sorunları). Barthes için Proust’u özdeşleşilecek bir yazar kılan, denemeden romana geçiş sorununa, yani “Romanın Hazırlanışı” derslerinin merkezinde duran parçalı anlatımdan bütüncül anlatıma geçiş sorununa getirdiği çözümdür. Bu açıdan bakıldığında Joyce’un epifanilerinin temelinde yatan “şeylerin mahiyetinin farkına varış” anlarından (Stephen Hero) uzun anlatıya geçiş sorunsalı Barthes’ın ilgisini çeken şeydir. Yeni bir yazma pratiği arayışının diğer adı olan Nova Vita isminde Dante’ye yapılan açık göndermenin yanı sıra Barthes, elli bir yaşında yirmilik bir genç kızla evlenip kendisini doğa tarihi araştırmalarına adayan ünlü Fransız tarihçi Jules Michelet’ye, Latin edebiyatında hem genç hem yaşlı, hem bilge hem çocuk kişiler için kullanılan puer senilis kavramıyla tanımladığı Rousseau’ya da atıfta bulunur. Yazılamayan Bir Roman Bir sonraki kitabının kuramsal olmayacağını ve bir roman yazmayı arzuladığını açıkladıktan iki yıl sonra, ileride Fransız cumhurbaşkanı olacak François Mitterand’ın seçim kampanyası kapsamında düzenlenen bir öğle yemeğinin ardından, Proust ve Fotoğraf konusuna ayırdığı seminerin teknik detaylarını düzenlemek için Collège de France’a dönerken bir kamyonetin altında kalır: Tarihler 25 Şubat 1980’i göstermektedir. Roland Barthes yaklaşık bir ay sonra, kaza nedeniyle nükseden solunum yetmezliği sorunlarına bağlı olarak Pitié-Salpêtrière Hastanesi’nde vefat eder. “Romanın Hazırlanışı” dersleri birkaç gün önce sona ermiş, aynı hafta son çalışması Aydınlık Oda kitapçılardaki yerini almıştır. Beklenen roman halen ortada yoktur. Seuil Yayınları, 1995 yılında toplam üç cilt halinde Barthes’ın tüm yapıtlarını yayımlayana kadar (2002’de beş cilt halinde genişletildi) söz konusu roman projesinin akıbeti hakkında bilgi sahibi olanların sayısı parmakla sayılacak denli azdır. Bugün, yazılacak bir romanla hem hayatını hem de biçemini yenileme arzusuna rağmen Barthes’ın Vita Nova’sının sekiz sayfa tutan eskizler toplamından ibaret olduğunu biliyoruz. Ancak bu kısacık eskizleri çözümleyebilmek ve Barthes’ın yazmayı planladığı romanın yaratılışını (genèse) resmedebilmek için bir dizi başka metni de göz önüne almamız gerekiyor: 1979 Ağustosu’ndan Aralık’a kadar yazılmış bu sekiz sayfanın yanı sıra yazarın 19 Ekim 1978’de Collège de France’ta verdiği “Uzun Zaman Geceleri Erkenden Yattım” başlıklı konferans; Tel Quel dergisinin 1979 güz sayısında çıkan ve günceden romana geçiş ihtimalini irdelediği “Düşünüş” başlıklı makale; 1979 Ağustosu’ndan Eylül’e kadar tuttuğu “Paris Akşamları” başlıklı günce ve Collège de France derslerine eşlik eden Nouvel Observateur dergisinde 1978 Aralık’ından 1979 Mart’ına kadar haftalık olarak çıkan “Kronik”ler ve elbette “Romanın Hazırlanışı” başlıklı ders ve seminer notları. Öte yandan Barthes’ın doğumunun yüzüncü yıldönümü nedeniyle sayısı hızla artan yeni araştırmalar sayesinde daha önce yayımlanmamış notların, yazışmaların gün yüzüne çıkması da bu yazılamayan romanın hikâyesini çıkarmada bizlerin işini kolaylaştırıyor. Barthes’ın zamansız ve ani ölümü, projesinin geleceği ve yazar imgesi etrafında şekillenen tartışmaları tetikler. Kimi dostları Barthes’ın annesinin ölümüne tuttuğu yasla birlikte kendisini yavaş yavaş ölmeye bıraktığını ve geçirdiği kazadan sonra kaldırıldığı hastanede yaşam mücadelesini tamamen bıraktığını söyleyecek kadar ileri gider. Barthes 1977 yılında Urt kentindeki sayfiye evinde tuttuğu günlüklerde tarihi ve kurgusal kişiler arasında bir ayrıma gittikten sonra edebiyatın bizi ölümün gerçeğinden koruduğunu yazar. Ölüm yazıya rehberlik eder ve yaşamımızın yazımını meşrulaştırır. Geçmişi başa alarak yeni biçimler ve kişiler ortaya çıkarır. Barthes’ın kapsamlı biyografisinin yazarı akademisyen Tiphaine Samoyault’nun dediği gibi, “Bir yazarın ölümü, gerçekten de varlığının mantıksal sonucu değildir. Yani ‘yazarın ölümüyle’ örtüşmez. Fakat bir yazarın ölümü onun yaşamını ve eserlerindeki ölüm imgelerinin incelenmesini mümkün kılar.”11 Çünkü ölüm, bizi yeni okumalara çağıran, yazarın yaşamına açılan yeni bir kapıdan başka bir şey değildir. * Bu yazı 2014-2015 akademik yılında Strasbourg Üniversitesi - Avrupa Edebi Kültürleri programı kapsamında savunulan “Un Roman à Faire ou La Vita Nova de Roland Barthes” başlıklı yüksek lisans tezinden kısaltılarak kaleme alınmıştır. 1 Açılış Dersi, Œuvres complètes (OC) de Roland Barthes, hazırlayan Éric Marty, 5 cilt, Seuil, 2002, cilt 5, s. 444. 2 Antoine Compagnon, La Troisième République des Lettres, Seuil, 1983, s. 11. 3 Italo Calvino, “Barthes e i raggi luminosi,” La Repubblica, 9 Nisan 1980. 4 Röportajın görsel kaydı için bakınız: https://www.youtube.com/watch?v=5rffzb3bkc4 5 OC, cilt 5, s. 465; Türkçesi Dilin Çalışma Sesi, çev. Ayşe Ece, Necmettin Sevil, Elif Gökteke, YKY, 2013, s. 312. 6 La Préparation du roman I et II, s. 32; Türkçesi Romanın Hazırlanışı, cilt 1, çev. Mehmet Rifat ve Sema Rifat, Sel Yayıncılık, 2006, s. 38. 7 Satori, Barthes’ın Zen Budizmi’nden ödünç aldığı ve ruhani uyanışı simgeleyen bir kavram: kavrayış, idrak, fehim. 8 OC, cilt 5, s. 467; Türkçesi Dilin Çalışma Sesi, s. 314. 9 “Longtemps, je me suis couché de bonne heure”, OC, cilt 5, s. 466; Türkçesi Dilin Çalışma Sesi, s. 313. 10 La Préparation du roman I et II, s. 34; Türkçesi Romanın Hazırlanışı, cilt 1, s. 41. 11 Tiphaine Samoyault, Roland Barthes, Seuil, 2015, s. 27.
YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Necati Tosuner: “Sarsıcı olmak içtenli..Semih Gümüş
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Bran Nicol

14 Ekim 2025

László Krasznahorkai’nin Günümüze Sesl..

Krasznahorkai’nin eserlerinin en önemli yanlarından biriyse edebi kaliteden ödün vermeden günümüzün ruhunu yakalayabilmesi.İsveç Akademisi Macar romancı László Krasznahorkai’ye Nobel edebiyat ödülünü vererek yazarın, “kıyametvari dehş..

Devamı..

Serbest Dolaylı Anlatım: Üçüncü Tekil ..

Sean Glatch

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024