Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

30 Nisan 2020

Söyleşi

Orhan Tüleylioğlu İle Söyleşi: 50 Maddede Mutluluk

Zeynep Yalçın

Paylaş

9

0


“Mutluluk, sizin düşündüğünüz şey olmayabilir”: Orhan Tüleylioğlu, Mark Vernon’un bu sözüyle başlıyor 50 Maddede Mutluluk adlı kitabına…

Peki, düşündüğümüz şey değilse, nedir mutluluk diye aklımıza gelen ilk soru eşliğinde başlıyoruz kitabı okumaya. Bu sorunun cevabı kişiden kişiye, bölgeden bölgeye, dönemden döneme değişir elbette. Fakat mutluluğu yaşamak için kabul gören koşulları, ortak noktaları biliyor olmalı insan. İşte bu ortak noktaların neler olabileceğini belirlemek için yapılan, geniş bir araştırma sonucunda ortaya çıkmış bir yapıt, 50 Maddede Mutluluk. Yazar, seçmiş olduğu farklı alanlardaki tanınmış kişilerin mutluluk ile ilgili görüşlerini 50 maddede toplamış bu yapıtında. Sayın Tüleylioğlu ile çıktığı bu mutluluk yolculuğunda karşılaştıkları hakkında konuştuk. Keyifli okumalar…

Zeynep Yalçın: Bir önceki kitabınızın adı Mutluluk Konservesi idi, şimdi de 50 Maddede Mutluluk ile karşımızdasınız. Nedir size mutluluğu yazdıran neden/ler?

Orhan Tüleylioğlu: Mutluluk Konservesi adlı kitabımı esinleyen Arjantinli büyük ozan Victor Jara’nın 1969’da yazdığı ve uyuşturucu etkisi altında intihar eden bir kızın gerçek öyküsünü anlatan “Carmencita’yı kim öldürdü?” şarkısıydı. Henüz çocuk yaşta olan Carmencita, Victor Jara’nın büyüdüğü yoksul mahallede yaşıyordu. Jara’ya göre Carmencita’nın yaşamı, “konserve mutluluk” karşılığında elinden alınmıştı.

Buradan yola çıkarak, insanın bitmez tükenmez mutluluk arayışının peşine düştüm. Yazarların, filozofların, sanatçıların, bilim adamlarının yaşamlarını ve yapıtlarını mercek altına aldım. Yüzlerce kaynaktan yararlandım. Kitap oldukça ilgi gördü. Daha sonra bu kitabımdan yararlanarak 50 Maddede Mutluluk adlı kitabımı yayımladım.

Artık bir mutluluk endüstrisinin oluştuğu mutsuzlukların mutluluk diye sunulduğu, pazarlandığı bir çağda; mutluluğun dünden bugüne değişen anlamına dikkat çekerken okuru birbirinden ilginç olaylarla yüzü yüze getirmeye çalıştım. “Mutlu son var mıdır? Peki mutlu aşk? Mutsuzluğu tatmadan mutlu olmak olası mıdır? Mutluluğun herkes için geçerli bir formülü var mıdır?” gibi soruların ilginç yanıtlarıyla buluşturmak istedim okuru.

ZY: Kitabınızda sormuşsunuz ben de size soruyorum, çok merak ettim çünkü, uygarlık mutluluk getirdi mi insanoğluna?

OT: Mantık ve matematik alanında çığır açıcı çalışmalar gerçekleştiren Bertrand Russell, önde gelen savaş karşıtlarındandı. Ünlü filozof, yaşamı boyunca “Mutluluk için neler gereklidir?” sorusuna kafa yormuş, yanıtlar aramış, bununla ilgili birçok yapıt kaleme almıştı. Ona göre, her şeyin başlangıcı ve yolu savaşsız bir dünyaydı.  John Berger,  “Bu dünyada adalete özlem duyulmadıkça mutluluk da yoktur” demişti. Örnekleri çoğaltabiliriz. Sonuç olarak uygar dediğimiz dünya gerçekten eşitlikçi,  adaletli ve savaşsız bir dünyaysa, evet, neden olmasın.

ZY: Mutlulukla ilgili yazılarına yer verdiğiniz kişiler arasında hayatlarına kendi istekleri ile son vermiş olanlar var. Bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?

OT: Mutlu olmak için çıktığımız yolculukta neyle karşılaşacağımızı bilemeyiz. Mutluluk dediğimiz belki de bu yolculuktur, bu arayıştır. Belki de yolda karşılaştıklarımızdır.  Nereden bakarsak bakalım, bir mutluluk umududur söz konusu olan. Buna karşın, Latin Amerika’nın en büyük yazarlarından sayılan Carlos Fuantes, Diana Yalnız Avlanan Tanrıça adlı romanında, “Tutsaklığın en kötüsü mutluluk umudu…” demiştir.

Fuantes bu romanında, ünlü Amerikalı oyuncu Jean Seberg ile geçirdiği iki ayı konu edinir. Çağdaşı olan oyuncular gibi sisteme boyun eğmeyen Jean Seberg, onu dışlayan topluma meydan okumuş, içindeki isyan eğilimini hiç bastırmaya kalkmamış, çalışmanın ve yeteneğin insanı başarılı kıldığını kanıtlayarak doruklara ulaşmış, Hollywood ile Fransa arasında bölünen ömrünü gönlünce yaşamıştı.

Jean Seberg, yaşadığı bir bunalım sonucunda intihar ederek yaşamına son verdiğinde henüz 40 yaşındaydı. Mutluluk umudunu hiç elden bırakmamıştı. Erken gelen ölümü sevenlerini yasa boğmuştu…  

ZY: Kitabınızda İmparator Aureliyus’tan Chaplin’e, George Sand’den Cemal Süreya’ya farklı dönem, bölge ve inançtan ünlülerin mutlulukla ilgili görüşlerine yer vermişsiniz. Yapıtınızda yer almak için hangi kriterleri karşıladı bu insanlar?

OT: Salâh Birsel, “Şiiri seversen mutlu olursun” der. Cemal Süreya, mutluluğun şiirinin yazılamayacağını öne sürer. Hermann Hesse’e göre sevebilen mutludur; Aragon’a göreyse mutlu aşk yoktur... Sylvia Plath meydan okur mutluluğa. Rosa Luxemburg lanet olası bir özlem duyar ona. Tezer Özlü kaçmakta bulur onu... John Berger’e göre mutluluk rastlantısaldır. Fernando Pessoa mutluluğu, mutluluğun dışında arar. Paul Lafargue tembellik hakkında...

İşte bunlar gibi daha pek çok ilginç, aykırı düşüncelere öncelik verdim. Mutluluğa farklı pencerelerden bakmaya çalıştım.  

ZY: Mutluluğun yaşlılık döneminde bulunabileceğini öne süren Cicero’nun görüşlerine de yer vermişsiniz. Yaşlanmayı reddeden, gençlik formüllerinin peşine düşen bunca insan, devasa bir sektör varken buna dikkat çekmenizin nedeni nedir?

OT: Cicero (İÖ 106-43), kendisini Roma’ya adamış, büyük bir devlet ve düşünce insanıydı. Düşünceleri çağları aşıp günümüze ulaştı. Yaşlılık adlı yapıtında gerçekte yaşlılığın mutsuzluk kaynağı olmadığını, yaşlılığın üstünlüklerini bu üstünlüklerin verdiği mutluluğu anlatmıştı. Roma İmparatorluğu’nun en önemli kişilerinden biri olan Cicero, bu yapıtını 62 yaşında kaleme aldığında, bir yıl sonra öldürüleceğinden habersizdi.  

Yaşlılığa karşı en yetkin silahın bilgili ve erdemli olmak olduğunu, bu erdemlerin uzun ve dolu bir ömür sürdükten sonra insana tadına doyulmaz bir zevk vereceğini söylüyordu. Günümüzde böyle düşünen kaldı mı? Yok. “Daha fazla harca daha fazla kazan” gibi söylemlerle insanları tüketime zorlayan, insanların daha çok kazanarak, daha çok tüketerek mutlu olacaklarına inandıkları bir sistemin kuşattığı bir dünyada tabii ki Cicero’nun görüşleri önemlidir ve değerini korumaktadır.

ZY: Tarih kadar eski olan mutluluk arayışında insanın geldiği yer neresi? Neler söylemek istersiniz bu konuda?

OT: Wilhelm Schmid “Birçok ülkede insanlar için mutluluk, hayatta kalabilmektir” diyerek çok önemli bir konuda uyarır bizi. İşte, geldiğimiz yer burasıdır. Gerçekten de, dünyada yaşanan acılara, yoksulluklara olup bitene gözlerimizi kapatıp mutlu mesut yaşayamayız. Mutluluğu yalnız kendimiz için istemek doğru bir davranış mıdır? Bu yolla gerçekten mutlu olmak olası mıdır?

Tarih, kitlelerin mutluluğu için savaşım veren, yaşamını hiçe sayan insanlarla doludur.  Örneğin, Alman radikal sosyalist hareketinin ve I. Dünya Savaşı öncesi savaş karşıtı hareketin en önemli isimlerinden Rosa Luxemburg, yalnız insan hakları ve sosyal adalet için değil, sevdiği adam için de aynı tutkuyla mücadele etmişti. Okurlar, kitapta bu güzel insanın yaşamından bir kesiti bulabilirler.

Son olarak, tüketim ve kişisel gelişim çılgınlığında kendimiz kalabilmek, mutluluk yolunda atılmış en önemli adımlardan biri olduğunu söylemek isterim. Günümüzde insanlar yalan yanlış bilgilerle oyalanıyor, aldatılıyor, sömürülüyor… Oysa dağ gibi edebiyat var, bilim var, felsefe var. Gün gelecek insanlık okuyarak, düşünerek, çalışarak, mücadele ederek sorunlarını aşıp mutluluğa erişecek diye düşünüyorum

ZY: Mutluluğa farklı pencerelerden bakmamızı sağladınız. Teşekkür ederim.

OT: Ben teşekkür ederim.

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Bu Eleştirel ve Gerçeküstü Karikatürle..Oggito
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Tan Doğan

6 Şubat 2025

ârâfî

kendimi sıka sıka kırk beş yıl olmuş iş-ev arası hayatta! okullar, okumalar, okul: derslerin esîri olmuşum tam yirmi yıldır. tatiller de olmasa bizimkileri görmem güç. nefesiyle hemhâlım yalnızlığımın. insan zamanla alışıyor mu ne sesten, sözden öte, gölgesine? gün yorgunu, akşam tutkunu, gece ..

Devamı..

Bunun Adı Findel ..

Şevval Tufan

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024