Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

20 Ağustos 2018

Edebiyat

Oscar Wilde, Walt Whitman ile Tanıştığında

Michèle Mendelssohn

Paylaş

0

0


Wilde 431 Stevens Caddesi’nin kapısını çaldığında, çocukluk hayali canlanmak üzereydi. 11 yaşındayken, o ve annesi beraber Çimen Yaprakları’nı okurlardı.

19. yüzyıl, erkekliğe kafayı takmıştı. Viktoryen kadınların nasıl kısıtlandığı hakkında pek çok şey yazılmış olsa da, daha az ele alınan erkekler üzerindeki beklentiler de aynı derecede gerçekti. Oscar Wilde etrafında üşüşen tartışmalar kişiseldi, ama onlar da bir erkeği neyin erkek yaptığı gibi temel bir konuya değiniyordu. Şiir, erkeklik için bir savaş alanıydı ve Wilde da bu yarışa katılmıştı.

O zamanlar az tanınmış bir şair olan Walt Whitman, yüzyılın ortasında “Erkek dediğin nedir ki?” diye sordu. Sorusunun cevabı, işçi Amerikan erkeğinin asaletini ele alan 1855 basımlı Çimen Yaprakları isimli şiir derlemesi oldu. Whitman’ın kucaklayıcı ruhu ve kapsamlı tutumu, şiirini oldukça yenilikçi hale getiriyordu. Denizcilerden ve at arabacılarından, nişancılardan ve balıkçılardan bahsederken “erkeksi formlarının” ve “açıkhava insanlarının şiirselliğinin” harmanına övgü yağdırdı. Böylece, insanları “erkek kası” dalgasının da şiirde bir yeri olabileceğine inandırdı. Whitman’ın kitabına göre yazmakta olan bir şair en az iş üstünde bir itfaiyeci kadar erkeksi olabilir, güreşen güreşçiler ise bir o kadar şiirsel olabilirdi. Her işçi adam, “dengeli ve dinç ve dolgun erkeklik!” olarak adlandırdığı figürü temsil edebilirdi. Whitman, kimin “gerçek erkek” sayıldığı anlayışını değiştirdi.

Deneme yazarı Ralph Waldo Emerson’ın, Whitman’a tebrik mektubu göndermesi uzun sürmedi. Emerson da bu konular üzerine çok kafa yormuştu. Yıllar önce, 1837’de meşhur “Eğitimli Amerikan” konuşmasında, toplumun genellikle bir erkeği bütün bir insan olarak görmek yerine onu parçalarının toplamının daha da azına indirgediğini ileri sürmüştü. Şimdi Whitman’ın şiirleri, erkekliğin tüm potansiyelini geri kazandırmıştı. Çimen Yaprakları, “sürekli bulunduğum talebi karşıladı” dedi Emerson 1855’te Whitman’a, konusunu ele alırken sergilediği cesareti överek. Sonunda, erkekliğin tamamını kabul eden ve onu tümüyle şekillenmiş bir kişi olarak ele alan Amerikalı bir şair vardı. “Sizi, harika bir kariyerin başında selamlıyorum” yazdı Emerson.

Oscar Wilde edebiyat

Uzun bir süre, cinsellik edebiyattan dışlandı. Artık dışlanmayacaktı. “Bence erkek ya da kadın bedeni, asıl mesele, şu ana kadar şiirlerde pek incelenmemiş; ama bedene yer verilmeli, cinselliğe de” diye cevap verdi Whitman, Emerson’a. Ve dediğine göre bu, Amerikan edebiyatında yapılabilirdi. Ve bunu yapabilmek için erkeklerin iştahını doğru şekilde ifade etmek, “centilmenlik” olarak tanınan kurguyu da reddetmek gerekiyordu. Bir zamanlar centilmenlik, ortaçağ askerlerini diğerlerinden ayıran şeydi, ama Wilde’ın ömrü sırasında birinin, özellikle de kadınlara karşı sergilediği masallaştırılmış bir nezaket ve kendi ülkesini savunma isteği anlamına geliyordu. Whitman’a göre bu kavram, oldukça eski kafalıydı. “Sulandırılmış, saygılı bir aşk, kurgu ve şarkılardaki gibi, bir adamı kusturmaya yeter” diye düşünüyordu. Bunu daha gerçekçi bir aşk ve insan doğası resmiyle değiştirin, dedi Whitman, “yiğitlik, bu boş tabak, o zaman gerçekten dolacaktır.”

Whitman’ın fikirleri, büyüğü olan bu şairi bir rol modeli ve olası bir müttefik olarak gören Wilde’ın ilgisini çekti. Arkadaşlık ve dayanışma istemek çok fazlaydıysa eğer, Whitman’ın ilgisini çekmek Wilde’ın şöhretini arttırabilirdi en azından. Şimdiye kadar Wilde, kendini daha çok tanıtması gerektiğini anlamıştı – bu, verdiği derslerin başarısı için gerekliydi.  Tam da o sırada, Joseph Marshall Stoddart isimli genç bir atılımcı yayımcı, Whitman ve Wilde’ın soğuk Philadelphia’da açık bir at arabasına binmesini önerdi – beraberinde maksimum tanıtım getirecek bir teklifti bu. Stoddart, Amerikan haklarını Gilbert ve Sullivan’ın operalarına taşımıştı; bu nedenle Patience’ın başarısı, ve dolayısıyla da Wilde’ın başarısı, ona kişisel bir kazanç getirecekti. İkiliyi herkesin önünde Kardeşlik Sevgisi Kenti’nde gezerken düşündüğünde, bu numaranın getireceği paranın hayallerine dalmış olmalıydı.

Pohpohlamanın önünüzde kapılar açtığı bilinir; Wilde’ın ikna etmek istediği insanlara yağcılık yapma alışkanlığı da en sonunda Whitman’ın kapısını açmış olabilir.

Whitman, bu boş umutları hemen söndürdü. “Ben hastayım – sadece normalden çok daha kötü hissediyorum ve bu havada akşamları dışarı çıkmam yasak” diyerek teklifi reddetti 62 yaşındaki şair. Eğer Whitman birkaç gün sonra Philadelphia Press gazetesini okusaydı, ikinci sayfada ona yalakalık yapan sanatçıyı fark ederdi. “Amerikan edebiyatında en çok hangi şairi beğeniyorsunuz?” diye sormuştu gazeteci. “Bence Walt Whitman ve Emerson dünyaya başka herkesten daha fazla şey kattı. Bay Whitman ile tanışmayı çok isterim,” diyerek, okurlara aşk mektubunu sunmuştu Wilde. “Ona yoğun hayranlık duyuyorum,” diye devam etti. Sonra, “Dante Rossetti, Swinburne, William Morris ve ben ondan çok bahsediyoruz,” diyerek Whitman’ı daha da göklere çıkardı. Gerçeği abartmıyor değildi, hatta belki de Whitman’ın İngiliz veliahtı olduğunu ima ediyordu.

Pohpohlamanın önünüzde kapılar açtığı bilinir; Wilde’ın ikna etmek istediği insanlara yağcılık yapma alışkanlığı da en sonunda Whitman’ın kapısını açmış olabilir. Ancak bu sefer anahtar, Wilde’ın daha önce denemediği bir şeydi: Basını bir arabulucu olarak kullanmış, ve bu işine yaramıştı. Sonraki sabah, Whitman bir kaleme siyah mürekkep doldurmuş ve Wilde’ı o akşamüstü kendini ziyarete çağıran bir not yazmıştı hızlıca.

Wilde 431 Stevens Caddesi’nin kapısını çaldığında, çocukluk hayali canlanmak üzereydi. 11 yaşındayken, o ve annesi beraber Çimen Yaprakları’nı okurlardı. Kitap o zamanlarda henüz yüksek tirajlı olmasa da, Speranza kitabın ilk ciltlerinden birini bulmayı başarmış ve oğluna içinden bölümler okumayı alışkanlık haline getirmişti.

Çocukluk Whitman’ı, büyük ihtimale bu Amerikali şairi çoğu İngiliz okura tanıtan baskıdan biraz daha farklıydı. William Michael Rossetti’nin 1868 derlemesi kitabı yarıya indirmiş, içine “bu özellikle gergin dönemin manevi değerlerini veya edep anlayışını incitebilecek olan hiçbir şiiri” dahil etmemişti. Bir yıl içinde, temizlenmiş Whitman’ın İngiltere’de pek çok hayranı olmuştu, ancak İngiliz Çimen Yaprakları’nı yaratmak için Amerikan versiyonundan ne kadar çok şey çıkarıldığından haberleri yoktu. “Ben özgür bir yoldaşım” yazmıştı Whitman (ve Rossetti ve kesip atmıştı). “Damadı yataktan atıp gelinle kalır, bütün akşam onu bacaklarıma ve dudaklarıma dolarım sıkı sıkı” yazmıştı Whitman (ve Rossetti kesip atmıştı). Whitman, Rossetti’nin baskısına “kitabımın berbatça parçalanmış hali” demişti. 

Amerikan Çimen Yaprakları’nda Whitman, o kadar fazla kişi adına konuşuyordu ki sesi koro gibi yankılanıyordu.

Walt Whitman’ım ben, kudretli Manhattan’ın oğlu

Gürültücü, etli ve zevkine düşkün, yerim, içerim ve çiftleşirim

Benden ne çok dilsizin sesi geçer

Nihayetsiz köle nesillerinin sesi

Fahişelerin, engellilerin sesi

Hastaların ve çaresizlerin, ve hırsızların ve cücelerin sesi...

Benden, yasaklı sesler

Cinsiyetlerin ve arzuların sesi – örtülü sesler, örtüyü kaldırırım

Edepsiz sesler, benim tarafımdan aydınlatılan ve güzelleştirilen

Bağırsaklarımın etrafında da kafamın ve kalbimin etrafında olduğu kadar hassas kalırım

Cinsellik benim için ölümden daha büyük bir rütbe değil

Walt Whitman edebiyat şiir

Çağdaş kulak, nefes almadan yapılan bu listede az ve öz olmayan bir bolluk duyabilir. Rossetti’ye göre, olası fetihlerin bu derece bedensel bir sıralaması, şiirlerin “çirkin kabalığı”nın bir parçasıydı. Birbirini takip eden cümlelerin içindeki tekrarla (“benden” ve “sesi” gibi) Whitman’ın erkeksi fikirleri, adeta kalp atışlarının ısrarcılığıyla şiirin içinde atıyor. Editör Rossetti’ye göre böylesine atışlı satırların, “güvenle kızların ve gençlerin eline verilmesi, ya da kadınlara okunması” imkansızdı.

Ama belki de Speranza onları yine de oğluna okuyabileceğini düşünmüştü. Whitman, bir anne ve oğlu için oldukça cüretkar bir kitap seçimiydi. Rossetti’nin derlemesinden çıkardığı bir şiir olan “Kendimin Şarkısı”nda Whitman, şöyle yazmıştı:

Açık havada büyüyenlere hayranım

Sığırlarla büyüyen adamlara, ya da okyanusun veya ormanın tadına

Gemileri yapanlara ve kullananlara, ve savuranlara

baltalarla tokmakları, ve at arabası kullananlara,

Haftalarca onlarla yiyip onlarla uyuyabilirim.

En alışılmışı, ucuzu, yakını, kolayı,

Ben, Benim şansımı denemem, çok kazanmak için harcamam

Beni isteyecek ilk kişiye kendimi sunmak için süslenmem

Sperenza, oğluna “yetişkin” zevkler aşıladı ve onun günden güne artan bağımsızlığı da bunları tümüyle keşfetmesine olanak verdi. Maceraları entelektüel ve inceleme amaçlı olduğu sürece, onları annesiyle paylaşmaktan zevk duyardı. Dublin’deki Trinity College’de lisans eğitimi alırken, bir arkadaşını annesinin Merrion Meydanı’ndaki misafir odasına davet ederdi. “Benimle eve gel” derdi, “Seni annemle tanıştırmak istiyorum. Erdemlerin bastırıldığı bir cemiyet kurduk.”

18 Ocak 1882’de Whitman’ın beyaz badanalı evine girdiğinde, Wilde önce odanın ne kadar küçük ve boş olduğunu, ardından da, neredeyse derhal, Whitman’ın içinde otururken ne kadar büyük ve heybetli göründüğünü fark etti. Bir felç sebebiyle, yaşından çok daha büyük gösteriyordu. Kar beyazı sakalı boynundan aşağı iniyor, göğsüne uzanıyordu. Ama son Çimen Yaprakları baskısının iç kapağında, sanki zamanı durdurmuş gibiydi hala. Orada sonsuza kadar ukala, 37 yaşında züppe bir işçi gibi görünecekti – Wilde’ın şimdi olduğundan yalnızca birkaç yaş daha büyük. Onları, aynı şairin iki şahsiyeti gibi görmek mümkündü çünkü ikisinin yazılarının da ne denli şehvete düşkün olduğunun adı çıkmıştı.

1882’deki o kış gününde Wilde, Whitman’ın “gördüğü en haşmetli adam” olduğundan emindi: “Hayatımda tanıştığım en basit, doğal ve güçlü karakter.” Arkadaşlık kurmak için sabırsızlanan genç adam, Whitman’a ,“Size, sanki beşikten beri tanıdığım birini ziyarete gelir gibi geldim,” dedi. Ama Whitman ona anında ısınamadı. Genellikle, bir hayranını hayatına kabul etmeden önce mesafeli davranırdı. Yıllar önce, “Yeni bir hayrana” başlıklı küçük bir müsvedde kağıt parçasına, bir hayranına sorabileceği soruların listesini yapmıştı. “Bende hayal ettiğin erkekliği ve sevgiyi bulabileceğini düşünüyor musun?” diye başladı. Sonra durakladı, “sevgi” kelimesinin üstünü çizdi ve soruşturmasına devam etti. “Gerçek yiğitlikte bir adama doğru, gerçek adımlarla mı yürüyorsun?” diye sordu. “Sence kolayca senin dostun olabilir miyim?”

Whitman ile Wilde’ın tanışma ânına tanık olacak hiçbir muhabir çağrılmadı. Bu, kendi reklamını yapmayı seven iki şık adam için garip ama akıllıca bir seçimdi: sonrasında ikisi de ayrıca röportaj verecek, bu da ilgiyi ikiye katlayacaktı.

Whitman’ın listeyi, mülakat yaptığı kişiyi zorlamak için hazırlamış gibi görünmesi bir tesadüf değildi. 19. yüzyılın ilk yarısında gazetecilik yapmış biri olarak, soru sormak her zaman yaklaşımının temelini oluşturmuştu. 11 yaşında okulu bıraktıktan sonra basım ticaretini öğrenmişti, 18 yaşına geldiğindeyse gazete editörlüğü ve gazetecilik yapıyordu. Whitman’ın kariyeri, 1830’lardan 1850’lerin sonuna kadar, onu hızla değişen edebi dünyanın merkezine yerleştirmişti. New York’un popüler medya dünyasına aitti ve mülakat tarzı röportaj konusunda deneyimi vardı (1845’te, bir mahkum ve “insanlar” arasında “Bir Diyalog” yazmıştı). Gazeteciliği bıraktığında, dolambaçsız ve canlı ihbar tarzını şiir zanaatına taşımıştı. Şiirleri sık sık tek taraflı bir sohbet halini alırdı, tıpkı kendisi ve hayali bir muhatap arasında geçen bir diyalog gibi. Benzer şekilde, Wilde’ın röportaj alanındaki deneyimi de ilerde oyunlarında ve eleştirilerinde kullandığı diyaloğa şekil verecekti.

Whitman ile Wilde’ın tanışma ânına tanık olacak hiçbir muhabir çağrılmadı. Bu, kendi reklamını yapmayı seven iki şık adam için garip ama akıllıca bir seçimdi: sonrasında ikisi de ayrıca röportaj verecek, bu da ilgiyi ikiye katlayacaktı. İkisi de, beraber geçirdikleri iki saatten çok keyif aldığını söylemişti. “Ona söylediğim ilk şeylerden biri ona ‘Oscar’ demem gerektiğiydi” demişti Whitman, bir muhabire. “Dizime dokunarak ‘Buna çok sevinirim’ diye cevap verdi. Bana olağanüstü bir çocuk gibi göründü.”

Beraber bir şişe şarap içmiş ve şiir hakkında konuşmuşlardı – Swinburne, Dante Gabriel Rossetti, Morris, Tennyson ve Browning hakkında. Yaşlı şair, genç sanatçının sanat okulu kurma niyeti hakkında konuşmasına izin verdi. Wilde, Whitman’ın şiirsel teorileri hakkında sorular sorduğunda, yaşlı adam gülümseyip arkadaşça cevap verdi, tıpkı iyi bir akıl hocası gibi. Estetizm hakkında gizli kuşkuları olsa da, Wilde’ı teşvik edecek şekilde konuştu. Whitman, kendi şiirinde çözmeye çalıştığı sorunlar hakkında açıldı – onun mühim, eleştirmenlerininse müstehcen saydığı tensellik hakkında sorunlar mesela. Yıllar sonra Wilde, ondan “cinsiyetlerin arasındaki ilişkinin doğal, basit ve sağlıklı şekilde ortaya çıkması” diye bahsederek Whitman’ın taze ve kısıtlanmamış cinsellik görüşüne duyduğu takdiri daha da arttırdı. Bu onu ahlaklı ve kırmızı yanaklı gösterdi. Şiirini “Cinsellik, Aşk İsteği ve hatta Hayvansallık şarkısı” olarak tarif ettiğinde Wilde da kendi kelimeleriyle, tıpkı Whitman’ın yaptığı gibi, yalın doğruyu ifade etmeye çalışıyordu.

Sohbeti tekrar Wilde’a çeviren Whitman, bu genç sanatçının şiiriyle ve sanat akımıyla bir yenilik getirme cesaretine sahip olup olamayacağını bilmek istiyordu. Çağın dindarlığını sorgulama cüreti olabilecek miydi? Nasıl devrimler yapmayı düşünüyordu? Beyaz sakal, karşısındaki pürüzsüz suratlı sanatçıya tıpkı kendi görüşleri gibi cesur olmasını önerdi. “Şimdinin çok sevilen yazarlarını bir kenara itecek olan siz gençler değil misiniz?” diye sordu, Wilde’ın devrimci ruhunu teşvik etmek için. Bu görüşme sonrasında basılan gazete haberlerinde, şairler birbirlerini destekledi. Whitman, “Wilde benden etkilenecek kadar sağduyuluydu” diye böbürlendi. Bu his, karşılıklıydı. Wilde, Whitman’ın onayını kazandığını düşünüyordu. Yıllar sonra bir arkadaşına, “Walt Whitman’ın öpücüğü hala dudaklarımda” dedi.

Çeviren: Zeynep Kazmaz

(LiteraryHub)

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Öne Çıkanlar

Tarih ve Toplum Tezleriyle Romanlar Ya..A. Ömer Türkeş
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Erhan Sunar

25 Mart 2025

Roland Barthes, Albüm

Barthes’ın, annesinin ölümünden sonra gecesiyle gündüzü, düşleriyle gerçekliği, dünyasıyla yazısı yer değiştirmiş Proust’un peşinde, belki daha yoğun bir can sıkıntısıyla, yeni bir hayat bulma ihtiyacı.Sonradan büyük bir kültür kuramcısı olarak ünlenecek biri için, hayatının tec..

Devamı..

Latin Amerika Demokrasiyi Teknolojinin..

Sebastian Smart

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024