Platoncu Merdiven ya da Asılma Tekniği
17 Aralık 2016 Edebiyat Kültür Sanat

Platoncu Merdiven ya da Asılma Tekniği


Twitter'da Paylaş
0

Platoncu Merdiven’in en üst basamağında Joyce veya Nabokov gibi ustalar varken en altta ise Grinin Elli Tonu veya Alacakaranlık türevindeki popüler eserler yer alıyor. Aradaki basamaklar da bu iki uç noktayı yakınlaştıran veya bütünüyle uzaklaştıran yapıtlarla dolu.
Özkan Ali Bozdemir
Yazınsal türler arasında yapılan sınıflandırmaların gittikçe azaldığı bir dönemdeyiz artık. Haiku ile şiir, öykü ile novella, novella ile roman arasındaki farklılıklar yerini, hangisi nitelikli eser veya gerçek edebiyat, sorusuna bıraktı. Demek nitelikli eserin gücü hem yazarın hem de türün üstünde. Peki alt türlerde durum nasıl? Güncel ve popüler edebiyatı belki bu ayrımın dışında düşünmek gerek, ancak polisiyelerle mizah eserlerini veya otobiyografik anlatılarla altkültür kitaplarını neden belli sınıflara dahil ediyoruz? Yayıncılık dünyasının işini kolaylaştıran bu bakış, nitelikli eseri bulma ve keşfetme konusunda bize de yardımcı olabilir mi? Tim Parks “Kitapların Değişen Dünyası” alt başlığıyla çıkardığı Ben Buradan Okuyorum adlı eserinde bu konuyu da içine alan türlü edebiyat sorunları etrafında geziniyor ve yazmanın ne anlama geldiğini, yazarların yazmaktan ne beklediğini veya okuduğumuz kitaplarla ilgili olarak niçin bu kadar sık anlaşmazlığa düştüğümüzü kişisel bir noktadan değerlendiriyor. Türler arasındaki belirsizliğin bütünüyle silinmediği konusunda çekincelerini dile getirdiği gibi yazınsal eserler içinde kurulan hiyerarşinin doğurduğu tehlikeleri işaret etmekten de kaçınmıyor elbette. Yukarı Doğru Okumak adlı yazısında bu konuyu etraflıca inceliyor Tim Parks ve mevcut edebiyat otoritesinin belirlediği bir çeşit yazınsal piramitten ve onun değişmeyen tabakalarından söz ediyor burada. Platon’un türcülük görüşüne göndermede bulunarak edebiyatta yeni bir Platon Merdiveni kurulduğunu ifade ediyor ve bu merdivenin basamaklarını oluşturan eserleri somut örneklerle açıklıyor. Tim Parks’a göre –daha doğrusu edebiyat çevrelerinden edindiği izlenimlere göre– Platoncu Merdiven’in en üst basamağında Joyce veya Nabokov gibi ustalar varken en altta ise Grinin Elli Tonu veya Alacakaranlık türevindeki popüler eserler yer alıyor. Aradaki basamaklar da bu iki uç noktayı yakınlaştıran veya bütünüyle uzaklaştıran yapıtlarla dolu. Kararsız okur bu merdivenin hangi basamağında yer alıyor peki? Belki de sorulması gereken soru, en aşağıdan en yukarıya –zirveye- tırmanmak mümkün mü? Bunun her zaman mümkün olmadığını belirten Tim Parks, tersine, yukarıdan aşağıya düşenlerin daha fazla olduğunu söylüyor. Kendi deneyimlerinden hareketle böylesi bir tırmanışa rastlamadığını ve zaten bunun çok da gerekli olmadığını ifade ediyor. İşte türler arasındaki belirsizlik konusu da burada netleşiyor aslında. Merdivenin alt basamakları benzer türleri içerirken daha yukarıdaki üst basamaklar da kendi içinde bir tür oluşturuyor. Benzerin benzerle imtihanı diyebilir miyiz? Biraz daha açalım. Kullanıcının daima aynı deneyim türünün daha yoğun bir şekline yöneleceği varsayımından hareketle bu geçişin imkansızlığına dikkat çekiyor Tim Parks ve etkileyici bir örnek veriyor burada. “İnsan alttan aşama aşama yukarıya geçebilir; soft pornonun giderek insanı hard pornoya götüreceği, marihuana içen herkesin ister istemez kokain ve crack’ten geçerek eroine kadar düşeceği yakınmasının bir tür iyimser tersine döndürülüşü adeta.” Böylesi bir yönelimin gerçekliği var mı, düşünmek lazım. Bu uç örneğin edebiyattaki karşılığını, Kanada radyosunda dinlediği bir edebiyat eleştirmeninin sözlerini alıntılayarak şöyle dile getiriyor Tim Parks: “Açıkçası ne okudukları umrumda değil, Alacakaranlık, Harry Potter, ne olursa. Yeter ki bir şeyler okusunlar, hiç değilse bir gün daha iyi bir şeylere yönelebilecekleri umudu olur.” Platoncu Merdiven’in kaygan basamakları sanırım biraz daha netleşti. Bir adım daha atarak söylersem bu simgesel merdiven bana, çelik konstrüksiyonlu, bahçe tipindeki üç veya beş basamaklı düz bir merdivenden öte, tıpkı DNA sarmalına benzeyen ve aşağıdaki odadan bir üst odaya tırmanmaya yarayan içe kıvrımlı ahşap bir merdiveni çağrıştırıyor. Demek bu merdivenin bir de dayanak noktası, ağırlık merkezi olması gerek. Grinin Elli Tonu ve Lolita arasında bir nokta. Oğlak Dönencesi olabilir mi? Devam edelim. W. H. Auden, 1948 yılında kaleme aldığı Suçlu Papazevi adlı denemesinde okurların gerçeklerden kaçma ihtiyacı duyduğu için hep aynı ve benzer türlere saplanıp kaldığını söylüyor. Tıpkı başka denizlere açılma ihtiyacı duymayan, konforlu bir yat eşliğinde tektonik mağara ziyaretleri yapan yerli turistler gibi demek ki. Her tarz farklı türlerdeki zihinleri cezbeder, diyor Tim Parks da. Buradan şu sonuç çıkıyor: Yazınsal diyebileceğimiz eserlerle tür eserleri arasında bir devamlılık veya net bir ortaklık söz konusu değil. Fantastik kurmaca veya gerilim romanları arasında seyreden bir okur, çoğunlukla nitelikli edebiyata, yani Nabokov semalarına uçmayı tercih etmez. Elbette kişisel bir yorum bu, Tim Parks buradan okuyor. Bu durumu, birçok insanın hem besleyici gıdalar hem abur cubur yemesi gibi yorumlayan Tim Parks sözlerine şöyle devam ediyor: “Tek sorun, ikincisinin bağımlılık yaratma ihtimalidir; hiç durmadan aynı doyurucu formülü tekrarlayarak (tür romanının turnusol kâğıdı budur) sonsuz aynılık isteğini körükler ve doyurur; öyle ki okur sonunda okumaya ayırabileceği zamanın tamamını tıpatıp aynı şeyi okuyarak geçirebilir.” Kendi deneyimlerimizden hareketle düşünürsek, Platoncu Merdiven’i tırmanmak gerçekten bu kadar güç olabilir mi? Elif Gibi Sevmek’ten Bay Muannit Sahtegi’nin Notları’na kadar uzanan sıçrayış, yani sırıksız uzun atlama mümkün mü? Ya da Shakespeare’e nasıl geçiş yapabiliriz? Tim Parks, E. L. James’le değil, ancak Romeo ve Jülyet’le Shakespeare’e geçiş yapılabileceğini söyleyerek bitiriyor yazısını. Hatırlamak gerekirse günümüzde üç atlayış tekniği vardır: Adımlama Tekniği (hitch-kick), Yelken Tekniği (sail) ve Asılma Tekniği (hang). Asılma Tekniği’ni tercih ediyorum ben.

Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR