Robot Hakları Olur mu?
19 Ağustos 2019 Kültür Sanat Hayat

Robot Hakları Olur mu?


Twitter'da Paylaş
0

Ian McEwan Machines Like Me romanında rıza ve adalet konularına eğilerek retro-fütürist insan ilişkilerinde ve yapay zekâda etik kavramını sorguluyor.

Ian McEwan’ın son kitabı Machines Like Me (Bana Benzeyen Makineler) okuru alternatif bir tarihle karşı karşıya getiriyor: İngiltere, Falkland Savaşı’nı kaybeder; Margaret Thatcher, Tony Benn’e karşı seçim kampanyası yürütür ve Alan Turing homofobiye kurban gitmeyip yapay zekâda yeniliklere imza atar. Romanın kahramanı Charlie, “entelektüel arkadaş ve hizmetçi” olsun diye yaratılan android Adam’a sahip olabilmek için annesinin evini satar. Daha sonra komşusu Miranda’yla flört etmek için Adam’ı kullanır. Çok geçmeden Adam, genç çiftin en sevdiği oyuncağı olur. Roman 1980'lerin Londra’sını ve insan ilişkilerini farklı bir açıdan incelerken yapay zekâ üzerinden insan olmanın anlamını sorguluyor: Makineler tıpkı benim gibiyse, onların benimle aynı haklara sahip olduğu anlamına mı geliyor bu?

Başta bu fikri reddetmek cazip gelebilir. Soruyu tartışmaya açtığımızda aldığımız cevaplardan en klasiği şudur: Androidler insan değildir, bu sebeple bizle aynı haklara sahip olamazlar. Ancak bu, dönüp dolaşıp aynı yere varan bir argümandır. Aynı mantık kadınların oy hakkına karşı kullanılmıştır: “Oy veremezler, çünkü onlar kadın.” “Köleler özgür olamaz, çünkü onlar köle.” “Makineler haklara sahip değildir, çünkü onlar makine.”

Ian McEwan

Romanı tuhaf bir bilimkurgu hikâyesi olarak değerlendirmeden önce, en başta insan olmanın ne demek olduğunu ve insanların niçin haklara sahip olduğunu düşünmek gerekir. Bazıları doğumun önemini savunabilir; makineler insanlar tarafından üretilirken biz doğal yöntemlerle dünyaya gelmişizdir. Bu savunma haklıysa, sekiz milyon tüp bebek bu tartışmada nerede konumlanır? Esas alınacak noktanın organik doğamız olduğunu öne sürebiliriz ama bundan da protez uzuvları olan bireylerin “daha az insan” olduğu anlamı çıkar. 

McEwan'ın betimlediği makine bilinci şu an için kurgu olsa da birçok insan yaşadığımız yüzyılın sonuna kadar bunun gerçekleşeceğine inanıyor. Teknoloji geliştikçe ve makineler bize benzedikçe onların da bizimle aynı haklara sahip olabileceği fikrinin kabul edilmesi gerekebilir. Chicago Üniversitesi felsefe profesörü Alan Gewirth insan haklarına sahip olmamızın doğal dürtü ya da refleksin ötesinde, karar verme mekanizmamızdan kaynaklandığını öne sürüyor. Ian McEwanfHaklarımızın temelini özgür irade oluşturuyorsa ve androidler otonom araçlarsa, buna göre onların da temel haklara sahip olabileceklerini kabul etmemiz gerekir.

Robotlara yasal haklar verilmesi karmaşık bir konu, ancak diğer alanlardaki deneyimler, sorunun üstesinden gelinebileceğini gösteriyor. Bazı hukuk sistemleri putlar, orangutanlar, hatta nehirler gibi çeşitli şeylerin haklara sahip olabileceğini kabul etti. Öyleyse neden androidlerin de hakları olmasın? Adalet sisteminin androidler geldikten sonra arayı kapamak için uğraşmak yerine Ian McEwan gibi bu soruları şimdi sorması gerekiyor.


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR