Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

9 Aralık 2019

Edebiyat

Schelling'in Felsefi Novellası: Clara

Serkan Parlak

Paylaş

10

0


Clara gerçeklikten, ölümden kaçış, boş bir teselli arayışı değil; insanın sonluluğunun bilincinde oluşuyla bir yüzleşme çabası olarak okunabilir.

Ünlü Alman filozof Schelling’in doğa, yaşam, ölüm, ruh, tin ve öbür dünya izleklerini yalın felsefi diyaloglar üzerinden ele aldığı az bilinen başyapıtı Clara geçtiğimiz günlerde Güçlü Ateşoğlu’nun editörlüğünü yaptığı Ayrıntı Yayınları felsefe dizisinden, Mehmet Barış Albayrak’ın nitelikli çevirisiyle yayımlandı. “Doğanın Tin Dünyasıyla Bağlantısı Üzerine Felsefi Bir Novella” olan Clara’nın üç merkezi kahramanından Clara ruhu, doktor bedeni, rahip ise tini simgeliyor. Anlatıcı ise hepsini dolayımlayarak, hem kurguya doğayla ilgili gözlemlerini katıyor, derinlikli benzetmeler yapıyor, hem de bu kişilerin düşüncelerini ürettiği çatışma ve çelişkiler aracılığıyla boşluklar yarattığını vurgulayarak sorular yoluyla felsefe yapmalarını sağlıyor. Hayatla ilgili olmazsa olmaz bu kavramlar hakkında derinlikli ve zihin açıcı düşünceler sunan Clara türe ilgi duyan okurlar için başucu kitabı olabilir ve Schelling’in öteki metinlerine, Alman romantizminin temel kaynaklarına dair merak uyandırabilir.    

Alman filozof F.W.J. von Schelling (1775-1854) Alman İdealizminin Fichte ve Hegel’le birlikte en önemli filozoflarındandı. On beş yaşında kabul edildiği Tübingen Teoloji Vakfı’nda her ikisi de kendisinden beş yaş büyük olan Hölderlin ve Hegel’le tanıştı, yakın arkadaş oldular. Schelling’in erken döneminde Fichte’nin izleri olsa da kısa sürede kendine özgü bir düşünce yolu çizdiği görülür. Özellikle doğa felsefesi üzerine yaptığı çalışmalarla özgünlüğünü kanıtlamıştır. 1798 yılında akademik ve yazınsal yaşamın büyük çekim merkezi olan Jena Üniversitesi’ne atanan filozof burada en yakın arkadaşı Hegel’le,  Eleştirel Felsefe Dergisi’ni yayımladı. Schlegel kardeşler ve Novalis gibi devrin büyük romantik düşünürleriyle yakın ilişkiler kurdu.  Sanat ve din felsefesi üzerine yoğunlaştı. İnsan Özgürlüğünün Özü Üzerine başlıklı çalışmasında insan özgürlüğü ile Mutlak arasındaki ilişkiyi ele aldı. Schelling, Tinin Fenomenolojisi’nde kendisini eleştiren Hegel’in ölümüyle, onun etkisini dağıtmak için Berlin’de felsefe profesörlüğüne atandı ama beklenen etkiyi yaratamadı. Derslerini dinleyenler arasında Engels, Bakunin, Kierkegaard da vardı.

schelling

Schelling’in Clara’sı öncelikle bir yas olarak filozofun eşi Caroline’in (1763-1809) ölümünden sonra kaleme aldığı ve baştan sona ölümle hesaplaştığı bir metindir. Metne esin kaynağı olan, Goethe’den Schiller’e kadar pek çok sanatçıyı ve Alman Romantizmini etkileyen Almanya’nın ilk feminist aktivistlerinden Caroline’i, bu kısa ama etkileyici novella aracılığıyla biraz olsun tanıma fırsatı buluyoruz. İyi bir eğitim alan Caroline ilk kocasının ölümünden sonra çeviri ve editörlükle hayatını kazanmaya başladı. Mainz’a taşındıktan sonra bir yakın arkadaşı aracılığıyla şehrin tanınmış entelektüelleri ve devrimcileriyle tanıştı. Devrim düşüncesini teşvik ettiği için tutuklandığında ve gayrimeşru hamileliği nedeniyle baskıya uğradığında yanında olan August Schlegel ile evlendi. Dergiler, çeviriler, makaleler üretti. Alman Romantizminin merkezi olan evleri Fichte, Goethe, Schiller, Novalis ve Tieck’in uğrak yeriydi. Schelling, Jena’ya taşınıp romantizmin çekim gücüne kapıldığında yirmi dört, Caroline otuz altı yaşındaydı, tanışmalarıyla aşkları başladı. Caroline’nin on beş yaşındaki büyük kızı tifo salgınında ölünce tutucu çevreler bunu yaşadıkları yasak aşka bağladı. Schlegel karısını bu suçlamalara karşı korudu, hatta Schelling’le ilişkisini onayladığını ilan etti. Goethe’nin ünlü romanı Seçici Yakınlıklar’ı bu karmaşık ilişki sarmalından esinlenerek yazdığı söylenir. Çift boşanır, 1803 yılında Schelling’le Caroline evlenir. Önce Würzburg, bir süre sonra da Münih’e taşınırlar. Jena çevresiyle araları iyidir, Schlegel’in ziyaretlerinin birinde Caroline hastalanır ve muhtemelen tifodan ölür. Schelling yıkılır. Stuttgart’a yerleşir ve inzivaya çekilir. Yazdığı çok önemli metinleri sürekli revize ettiğinden yayımlatmaz. Kuvvetle muhtemel 1811yılında Clara’yı kaleme alır. Caroline’nin mezar taşında şöyle yazar: “Her duyarlı varlık, bir zamanlar en soylu yüreği ve en güzel tini taşıyan bu gövdenin istirahat ettiği yerde onu saygıyla ansın. Onu bana Tanrı verdi, ölüm alamaz onu benden.”

Caroline kızının ölümüyle sarsılmıştır, çocuklar gerçekten ölmektedir, kendi çocuğu da ölmüştür. Şöyle der: “ Eğer çocuklarım olsa ve sonra onlar benden alınsa, o canların anneleri olmamı ne bir tesadüf ne de geçici bir talih olarak nitelerdim; benim onlara, onların da bana ebediyen ait olduğunu ve ne yerdeki ne gökteki bir gücün bunu bozabileceğini hissederdim, hatta bunu bilirdim.”

Clara gerçeklikten, ölümden kaçış, boş bir teselli arayışı değil; insanın sonluluğunun bilincinde oluşuyla bir yüzleşme çabası olarak okunabilir. Bu metin aynı zamanda, felsefe aracılığıyla bir tür iyileşme, ölümün yarattığı sarsıntılara merhem olma çabasıdır. Felsefenin günlük hayatla ilişkisi ve terapötik yanı Schelling’de her zaman ön plandadır. Clara’dan sonra yıllarca revize ederek yazdığı Weltalter’de (Dünya Çağları) umarım en kısa zamanda Türkçeye çevrilir, aşma kavramından bahseder. Kendini aşamayan insan geçmişin içinden çıkamaz. Bu ancak insanın verili olandan fazlasını istemesiyle, özgürlüğü talep istemesiyle mümkündür. İnsanın yazgısı özgür olmaktır. Özgür olmak ise evrensel ile bireysel irade arasında seçim yapmakla mümkündür. Sorun ilahi güce devredilerek çözülemez. Ölümün varlığı Tanrı’nın sınavı ya da takdiriyle açıklanamaz. Ölüm; evrenin fiziksel ve tinsel, maddi ve manevi yanları arasında bir denge unsurudur. Doğanın merkezindedir, fiziksel ve tinsel yaşam arasında geçiş noktasıdır. Bütün bunların bilincinde olan insan ise hem kendinden hem de dünyadan sorumludur.

Kurmacanın temel unsurlarıyla çerçevelenen nitelikli bir felsefi diyalog olarak Clara; merkezi kahramanının bilge bir kadın olması, insan hayatına birebir dokunan çeşitlilikteki temaları, felsefenin günlük hayattaki karşılıkları ve geniş kitlelerce okunmasına destek anlamında daha çok ilgiyi hak ediyor.

*Yazıda metne derinlikli ve aydınlatıcı bir önsöz yazan çevirmen Mehmet Barış Albayrak’ın görüşlerinden yararlanıldı.

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Oggito'dan Temmuz Ayı İçin 10 Kitap Ön..Oggito
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Oggito

3 Mart 2025

Antalya’nın Meşhur Yemekleri

Antalya, sadece denizi, güneşi ve tarihi ile değil, aynı zamanda mutfağıyla da ziyaretçilerini büyüleyen bir şehir. Akdeniz’in taptaze malzemeleriyle hazırlanan yemekler, hem hafif hem de lezzetli olmasıyla biliniyor. Eğer bir lezzet keşfine çıkmayı planlıyorsanız, önceli..

Devamı..

Victoria Dönemi’nde Kedileri Beslemek

Kathryn Hughes

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024