Sektör, Senaryo Yazarlığını Öldürüyor mu?

Sektör, Senaryo Yazarlığını Öldürüyor mu?


Twitter'da Paylaş
0

Netflix’in aksine Amazon sadece dizilerin ilk bölümü için ödeme yapıyor, sezonun öbür bölümlerinin ödemesinin ise seyirci tepkilerine bağlı olduğunu söylüyor.
Yazı yazma işi öldü, huzur içinde uyusun. Bununla neyi kastediyorum? Aslında bu uzun uzun anlatılması gereken bir mesele ama bir özet geçeyim: Sinema romanı öldürdü, elektronik posta mektubu öldürdü, Twitter da elektronik postayı öldürdü. Peki yazarlar ne durumda? Austin Film Festivali, ABD’nin öncelikle yazıya odaklanan en büyük film festivalidir. Bu konu hakkında pek fazla bilgisi olmayanlar için açıklamak gerekirse film festivalleri genellikle şu şekilde işler: Bazı filmler gösterilir, bazı ödüller verilir ve bu süreçte herkes birileriyle anlaşmalar yapmaya çalışır. Ayrıca çeşitli konferanslar, paneller ve sohbetler gerçekleştirilir. Tüm bunlar sonucunda ulaşılan sonuç ise genellikle hep aynıdır: Sinema sektörü yazarlar için zorludur. Artık tüm iş televizyon üzerinden dönmektedir. The Sopranos, Breaking Bad, House of Cards, True Detective ve bunlar gibi roman tarzında televizyon dizilerini izleyen biri için bu sektörün son on beş yıl içinde nasıl büyük bir sıçrama yaptığını görmek şaşırtıcı değildir. Bu dönem, televizyonun altın çağı olarak adlandırılır. Bu dönemin ilk yükselişi ise Alacakaranlık Kuşağı ve Alfred Hitchcock Presents gibi programların gösterildiği 1950’lere denk gelir. Austin Festivali’ndeki ortamın bize gösterdiği gerçek de tüm ilgi ve enerjinin sinemadan televizyona yönelmeye başladığıdır. Gösterilen filmlerden anlaşıldığı üzere de var olan bir sanat eserini, örneğin bir romanı sinemaya uyarlamak artık modası geçmiş bir çabadır. Hollywood sektörü daha fazla bu gibi riskler almak istemez. Sektör çalışanları izleyici kitlesinin garanti olduğu işler yapmak isterler. Yani artık ilgilendikleri yapımlar riskli olmayan, yapısıyla dikkat çeken, sinema tarzını barındırmayanlardır.   Bundan şikâyetçi olmak anlamsız görünebilir. Sonuçta zaman değişiyor. Artık romantik şairler döneminde yaşamıyoruz. Eğer yazı yazıyorsan bunu televizyon için yazmalısın. Bu değişimi yaşayanlardan biri de senaryo yazarı ve yönetmen Whit Stillman. Stillman Metropolitan, Diskonun Son Günleri ve The Cosmopolitans gibi işlerin yaratıcısı. Bu işe başlarken bir sonraki F. Scott Fitzgerald olmak istiyormuş. Fitzgerald’ın romanlardan senaryolara geçiş yaptığını öğrenince de aynısını yapmış. Hiçbir şeyin mükemmel olmadığı gibi televizyon dünyası da mükemmel değil. Çalıştığınız her iş sizin de tavrınızı belirliyor. Stillman ise sezgilere ayrı bir şekilde Amazon’un film yapımcılarına çok fazla para ödediğini, bunun da kâr-zarar hesaplamaları yapılırken işleri zorlaştırdığını düşünüyor. Senaryo ve roman yazarı Brian McGreevy de Amazon’u eleştiriyor ve Netflix’in aksine Amazon’un sadece dizilerin ilk bölümü için ödeme yaptığını, sezonun öbür bölümlerinin ödemesinin ise seyirci tepkilerine bağlı olduğunu söylüyor. Bu sebeple yazarların ve yönetmenlerin çok dikkatli bir iş çıkarmaları gerekiyor. Eğer dizinin tüm bölümleri başarılı olmazsa, ödeme almayabiliyorlar. Aslında hangi şirket olursa, yazarların işi günden güne daha da zorlaşıyor. Çünkü bu iş yazarlıktan çıktı ve borsacılığa doğru yol alıyor. Artık her şey çeşitli denklemler üzerinden belirleniyor, senaryo yazarları da dizilerin bir nevi muhasebecisi oluyor. Eğer denklemleri doğru çözer ve bir sonraki hamleyi doğru hesaplarlarsa, dizileri yayın hayatına devam ediyor ve para kazanmak kolaylaşıyor. Peki işin sanat kısmına ne oluyor? Senaryo yazarları bu kısmı bir kenara bırakıyor ve kârlı işler üretmeye devam ediyor.

Çeviren: Deniz Saldıran

(Thomas W. Hodgkinson, The Spectator)


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR