Simone de Beauvoir’a Göre Şans ve Seçim Bizi Biz Yapmak İçin Bir Araya Geliyor
23 Mart 2018 Hayat İnsan

Simone de Beauvoir’a Göre Şans ve Seçim Bizi Biz Yapmak İçin Bir Araya Geliyor


Twitter'da Paylaş
0

Olduğum kadının geleceği beni olduğumdan farklı birine dönüştürebilir elbette. Ama bu durumda kendisine kim olduğunu soran da o kadın olacaktır.
“Hayatım … zaman ve mekân aracılığıyla dünyanın başlangıcına ve en üst sınırlarına kadar uzanıyor. Varlığımda dünyevi kalıtımı ve dünyanın şu andaki halini topluyorum.” Yaşıyor olmak, Rube Goldberg’in bizi biz yapan şans ve seçim makinesine (en azında bazen, en azından bazı derin sezgisel harikaların parıltılarıyla) hayret etmek demek. Benim hayatım on üç yaşımda verdiğim, büyük ölçüde dürtüsel kararla şekillendi. Birçoğumuz bizi tamamen farklı yönlere götüren karar anlarını yaşamıştır. Farklı bir kıtaya taşınmak ya da olduğumuz yerde kalmak, çalkantılı bir ilişkiyi devam ettirmek ya da sonlandırmak, bir sonraki terfiyi beklemek ya da aynı gün işi bırakıp sanata yönelmek vs. Önemsiz gözüken seçimler bile farkında olmadığımız devasa dalgaları harekete geçirebilir. Gideceğimiz yolu seçerken kaçındığımız talihsizlikleri ya da davetsiz güzelliklerin büyüklüğünü asla tam olarak bilemeyiz. Sahip olduğumuz hayatın ve sahip olabileceğimiz diğer tüm hayatların arasındaki boşluğun en şiddetli şekilde farkına varmamız korku ya da kaybetme telaşıyla sıkı sıkı kavradığımız anlarda olur. Paralel ihtimallerin, mevcut seçimlerimizin yanında durduğunu anladığımız ani ve kafa karıştırıcı anlarda olur. Yaşanmamış hayatlarımızın değeri hakkında yazan psikanalist Adam Phillips, “Yaşanan hayatlarımız, yaşayamadığımız hayatların uzun süreli bir yası ya da sonsuz bir öfke nöbeti haline gelebilir. Ama zorla ya da isteyerek katlandığımız bu muafiyetler bizi biz yapan şeylerdir,” diyerek durumu açıklıyor. Bu muafiyetler şeridi bizim benlik duygumuzu sarar. Benlik duygusu, şair ve filozof John O’Donohue’nun zekice gözlemiyle tanımladığı gibi “sadece hayat parçalarını özelleştirmenin ya da sindirmenin deneysel bir süreci değildir,” kişisel kimliğimizin bir deneyimidir. Hiç kimse bu nihai varlık farkındalığını, Fransız varoluşçu filozof ve feminist Simone de Beauvoir’ın (9 Ocak 1908 – 14 Nisan 1986) otobiyografisi Hepsi Tamam’da anlattığı kadar güzel ve ayrıntılı anlatamadı. Kendi uzun hayatının kısmetli kürsüsünden şans ve seçim bağlantısını anlatıyor: “Her sabah, daha gözlerimi bile açmadan yatak odamda ve yatağımda olduğumu biliyorum. Ama eğer öğle yemeğinden sonra biraz kestirmek için çalışma odama geçersem, çocuksu bir şaşkınlık hissiyle uyanıyorum. Ben neden kendimim? Beni şaşırtan şey, tıpkı bir çocuğun kendi kimliğinin farkına varınca şaşırdığı gibi, kendimi orada, o anda, başka birinde değil de bu hayatın derininde bulma halim.” Şans elementini ve onun sayısız belirtisini de düşünerek ekliyor: “Belli bir sperm hücresinin belli bir yumurta hücresine ebeveynlerin ve onların doğumundan önceki ya da daha da önceki kuşakların buluşmasının sonuçlarıyla girmesi, diğer milyonlarca yumurta ve sperm hücresinin bir şansı değildi. Ve bu, bir şanstı, bilimin mevcut haliyle öngörülemeyen bu şans benim bir kadın olarak doğmama neden oldu. Bu açıdan bakıldığında, binlerce farklı gelecek, geçmişimdeki her bir andan kaynaklandı: Belki hasta olabilirdim, çalışmalarımı bırakabilirdim, Sartre’la tanışmayabilirdim, her şey olabilirdi.” Ama Beauvoir bu karışıklığın en tuhaf yanının tüm hayatın büyük kozmik kazasına ve yaşadığımız belirli hayatların şans doğasına rağmen, kendimizi ve varlığımızı kasten deneyimlememiz olduğunu söylüyor: “Dünyaya atılarak onun benim tarafımdan değil de iradeyle, şartla ve tarihle yönetilen kurallarına, olasılıklarına tabi tutuldum: Bu nedenle kendimi şans eseri olmuşum gibi hissetmem son derece makul. Beni tereddüte düşüren şey ise aynı zamanda şans eseri olmamam. Eğer doğmamış olsaydım sorulacak bir soru da olmayacaktı: Başlangıç noktam olarak var olduğum gerçeğini kabul etmek zorundayım. Olduğum kadının geleceği beni olduğumdan farklı birine dönüştürebilir elbette. Ama bu durumda kendisine kim olduğunu soran da o kadın olacaktır. ‘İşte benim’ diyenler için bir arada var olan başka bir ihtimal yoktur. Ama öznenin gerekli rastlantısı ve onun hikâyesi, benim karışıklığımı yok etmek için yeterli değildir. Hayatım: Hem çok yakından bildiğim hem de çok uzak bir şey; beni tanımlıyor ama ben onun dışında duruyorum.” Bu “meraklı objenin” belli doğasını düşünen Beauvoir, insanın hayat anlayışını ve hayatı boyunca olan gerçekliği kökünde değiştiren fizik biliminden yararlanıyor: “Tıpkı Einstein’ın evreni gibi hayatım da hem sonsuz hem de sonlu. Sonsuz: Zaman ve mekân aracılığıyla dünyanın başına ve en üst sınırlarına kadar uzanıyor. Varlığımda dünyevi kalıtımı ve dünyanın şu andaki halini topluyorum. Ama hayat aynı zamanda sonlu bir gerçeklik. İçimdeki kalbime, iç yaşamımı özümseme merkezime, tüm rota boyunca aynı olduğunu iddia eden bana hükmediyor. Hayat bilinen bir zaman aralığındaki bir durum, bir başlangıcı ve sonu var, bilinen mekânlarda değişiyor, hep aynı kökleri tutuyor ve kendini geleceğe açılan kapıları sınırlı olan değiştirilemez bir geçmişe döndürüyor. Hayatı kavrama ve tanımlamak imkânsız çünkü hayat 'toplanmamış bir bütün'. Sartre’ın dediği gibi, toplanmamış bir toplam. Bu nedenle bir varlığı yok. Ama onun hakkında belirli sorular sormak mümkün.” De Beauvoir’ın Amerikan meslektaşı ve günümüz filozoflarından Susanne Langer unutulmaz bir şekilde belirttiği gibi, sorularımız cevaplarımızı sürekli olarak değiştirir. Ama şans eseri olup olmadığımız ya da ne derece olduğumuz hakkındaki bu temel soruya Beauvoir’ın tüm hayıflanmalara ilaç gibi gelen bir cevabı var: “Şans … benim için farklı bir anlamı var. Geriye bakıp aslında seçme ihtimalim varken seçmediğim yolları düşünüyorum, eğer seçseydim bunlar beni nereye götürürdü bilmiyorum. Ama bildiğim şu ki, kaderimden memnunum ve onu hiçbir şekilde değiştirmek istememeliyim. Ben de bu kaderi gerçekleştirmemde yardımcı olan faktörlere şansımın talihli vuruşları olarak bakıyorum.”

Çeviren: Deniz Saldıran

(Maria Popova, Brain Pickings)


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR