Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

7 Nisan 2021

Bilim Teknoloji

Stephen Petranek: Başka Gezegenlere Dair

Oggito

Paylaş

0

0


"Yaşamın evrende yaygın olduğuna ve önümüz­deki yıllarda dünya benzeri bir gezegen keşfedeceğimi­ze inanıyorum."

Bu konunun matematiği, çoğu kişi için tek başına yeterli bir kanıt olmalı: her biri milyarlarca yıldız barındıran mil­yarlarca galaksi ve o yıldızların çoğunun etrafındaki geze­genler. Bu rakamlar evrenin diğer yerlerinde yaşam olma­masının, ihtimal dışı bir senaryo olduğunu ortaya koyuyor. Ama bu fikri destekleyen tek şey yüksek olasılıklar da değil. Şimdiye dek Samanyolu galaksisindeki küçücük köşemiz­den, yalnızca yakındaki yıldızlara bakarak, 150'den fazla gezegen keşfettik. Sonuçlar yalnız Samanyolu'nda bile sayı­sız gezegen olduğunu gösteriyor. Şimdiye kadar buldukları­mızın büyük çoğunluğu -Jüpiter ve Satürn gibi- hayat ba­rındırma ihtimali düşük, devasa gaz kütleleri olsa da, söz konusu gezegenlerin bir kısmı dünya gibi ya da en azından dünya ölçülerinde olacaktır.

Yakın zamanda ortaya çıkan beş gelişme, dünya dışında yaşam keşfinin çok da uzak olmadığını gösteriyor:

Birincisi, NASA'nın Opportunity adlı Mars robotu, Me­ridiani Planum denen iniş bölgesinin bir zamanlar tuzlu bir denizle kaplı olduğuna dair apaçık kanıtlar buldu. Artık Mars'ta bir zamanlar yaşam olup olmadığı konusunda ce­vaplanması gereken tek soru -Mars tarihinde Meridiani Planum bölgesini iki kez kaplamış olan bu denizin, yaşam oluşumuna yetecek kadar uzun bir süre varolup olmadığı sorusu. Yanıtı, Mayıs 2008'de kuzey kutbu buz-su tepesine inmesi ve tepenin geçmişini ve Mars atmosferi ile etkileşimi­ni incelemesi planlanan uzay aracı Phoenix verebilir.

İkincisi, Şubat 2005'te Mars Express Orbiter'dan gelen fotoğrafları inceleyen bilimciler, gezegenin ekvatoru yakın­larında, dünyanın Kuzey Denizi büyüklüğünde, donmuş bir gölün varlığına dair kanıtlar bulunduğunu açıkladılar.

Üçüncüsü, bir grup astrofizikçi, Temmuz 2004'te, Sa­manyolu'nun merkezine yakın bir nebula olan Sagittarius B2'den gelen radyo salımlarının, yaşamın temel maddeleri olan aldehid moleküllerine dair göstergeler içerdiğini bildir­di. Aldehidler, proteinlerin hayati bileşenleri aminoasitlerin oluşumuna yardımcı oluyor. Aynı bilimcilerden birkaçı da­ha önce de uzayda, bir tür şeker olan glikoaldehid de dahil, diğer organik molekülleri barındıran bulutların varlığını bildirmişti. Dış uzayın -yalnızca atomlarla değil- yaşam için gerekli karmaşık birtakım moleküllerle dolu olduğuna şüphe yok. Başka güneş sistemlerindeki kuyruklu yıldızlar, tıpkı bizim sistemimizdekilerin de dünyaya bırakmış olabi­leceği gibi, bu tür molekülleri gezegenlere taşıyabilir.

Dördüncüsü, gökbilimciler artık diğer yıldızların çevre­sinde çok daha küçük gezegenler bulmaya başladılar. 2004 yazında, Texas Üniversitesi'ne bağlı Austin McDonald Gözlemevi'nden Barbara McArthur'un öncülüğündeki bir grup, yaklaşık bizim güneşimiz büyüklüğünde bir yıldız olan, üç gezegenli 55 Cancri'nin yörüngesinde, (yaklaşık Neptün'ün kütlesi kadar) dünyanın 18 katı kütleye sahip bir gezegen keşfetti. Aynı sıralarda Portekiz'deki bir grup da, yine güneş benzeri bir yıldız olan mu Arae'nin yörüngesinde, dünyanın 14 katı kütleye sahip, aynı bölgedeki ikinci bir gezegeni keşfettiklerini duyurdu. Bu daha küçük gezegenle­ rin gazdan çok kayadan ibaret olma ihtimalleri yüksek. McArthur habercilere "Güneş sistemi dışında bir gezegen bulma yolunda ilerliyoruz," dedi.

Beşincisi, gökbilimciler yalnız yeni gezegen keşfetme ko­nusunda değil, teleskopların çözünürlüğünü, bu gezegenleri görmeye yetecek derecede geliştirme konusunda da yol ka­tediyor. Güneş sistemi dışı gezegenler, bugüne dek ancak yerçekimsel etkilerinin komşu yıldız üzerinde yarattığı yal­palamaya dair bulgular sayesinde keşfediliyordu. (Tuscon yakınında Graham Dağı'ndaki büyük ikiz aynalı teleskop gibi.) Çok daha iyi optik teleskoplar ise tamamlanmak üze­re. Bir Avrupa konsorsiyumu Şili için 100 metrelik bir teles­kop planlıyor. Gelişmiş çözünürlük özelliği, gökbilimcilerin gezegenlerin tayflarını analiz ederek, yapılarını ve yüzeyle­rinde neler olduğunu (örneğin su) öğrenmelerine yardımcı olacak. Ayrıca, yakın zamanda suyun uzayda, yıldızlar ara­sı ve civarındaki iri bulutlarda bol miktarda bulunduğunu da keşfettik.

Kısacası, yaşam için gerekli olan her şey oralarda biryer­ lerde. Bu temel unsurların, uzayın başka bir bölgesinde, tıp­kı dünyadaki gibi bir araya gelmemeleri ciddi şekilde imkân­sız görünüyor. Galaksilerde Goldilocks kuşağı denen (ne çok soğuk, ne çok sıcak, olması gereken derecede) bölgeler mevcut ve yaşamın özellikle buralarda evrilme ve sürdürül­me ihtimali hayli yüksek. (Örneğin Samanyolu'nun merke­zinde çok fazla radyasyon var.) Üstelik daha araştırılacak neredeyse sayısız galaksi var. Astrofiziğin altın çağında ya­şıyoruz ve oralarda bir yerde yaşamın varlığını keşfedeceğiz.

Hazırlayan: Aslı İdil Kaynar

Kaynak: Kanıtı Olmayan Gerçekler, Editör: John Brockman, NTV, Çeviri: Duygu Akın, 2007. 

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Yüzüklerin Efendisi’nin Bilinmeyen Ada..Oggito
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Sean Glatch

13 Ekim 2025

Serbest Dolaylı Anlatım: Üçüncü Tekil ..

Serbest dolaylı anlatım da tıpkı bilinç akışı gibi karakterin iç dünyasına odaklanır ama burada karakterin duygu ve düşünceleri önce düzenlenir ardından belli bir biçemde ifade edilir. Serbest dolaylı anlatımda yazar, hikâyeyi aktarmak için üçüncü ..

Devamı..

Denizin Canavarları: Kendi İzini Doğad..

Adalet Çavdar

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024