Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

5 Ekim 2020

Öykü

Tabula Rasa

Gülnur Özdemir

Paylaş

2

0


Sanıldığı gibi her zaman üzgün olmazdım. Görmediğim konuyu düşünüyor olmazdım. Bu mesele benim dışımdaki insanların sorunu gibi gelirdi. Etrafımda temiz bir ortam, hoş görüntüler, taze bir koku olduğu müddetçe enerjik ve zinde hissederdim, yüzüm gülerdi. Yüzümün nasıl gülebildiğini merak edenler olurdu, bilirdim. Yirmi dört saat bu düşüncelerle yaşanabileceğini sananlara hayret ederdim. Hormon dengelerim herkes gibiydi. O pembe elbiseyi ben de beğenirdim. Johnny Depp’in neye benzediğini gözüm görürdü. Onun gözünün beni görmeyişinde kimseden ileri değildim. Elbet herkesten daha dertli olduğum günlerim de olurdu. Mutlaka bitecek olan, bir döngünün parçasından başka bir şey olmadığını bildiğim için artık umursamadığım günlerim. Günlerim demeyelim de, gecelerim. Her defasında bu gecelerdeki hüznü tetikleyen bir şey olmuş olurdu: iyi niyetle söylenen bir söz, şefkatli bir tavır, bir şaka, bir görüntü…

 Olacakların beni böyle bir geceye hazırlayacağını bilmeden yola çıktım. Saçlarımı sıkıca toplamış, asker yeşili bir gömlek giyip kollarını kıvırmış, altına bej rengi şalvarımsı bir pantolon uyduruvermiştim. En rahat ayakkabılarım zaten kapıda beni bekliyordu. Birkaç gündür içinde bulunduğum yoğun çalışma programı beni yormuştu. Eve girer girmez aynı masada belirmek, iptal edilmiş saatlerden sonra aynı yatakta uyanmak içimde negatif bir enerji biriktirmişti. Sabahları gözümü açıp aynı tavanı görmek beni bunaltmıştı. Neyse ki sınav haftası bitmek üzereydi. Hoş bir kafeye gitmek, giyinip süslenmiş vaziyette yaşıtlarımla laflamak iyi gelecekti bana. Yenilenecek, neşelenecektim.

 Geniş bir birinci katın tamamını kaplayan kalabalık bir kafeydi girdiğim. Beyaz lambaların aydınlığı içeri girer girmez insanı dış dünyadan koparıyordu. Ahşap saksılarda egzotik görünümlü yapma çiçekler, masalara özenle serilmiş örtüler, güler yüzlü garsonlar… Sağımdan solumdan geçen kendilerine özgü giyimleriyle ekserisi genç insanlar… Yasemin ve leylak kokuları… Saç boyaları ve ruj kırmızıları… Topuk sesleri ve takı şıkırtıları… Gece başlıyordu.

 Masamdakilerle çok fazla ortak ilgi alanım olduğunu söyleyemezdim. Damla ve bunalımları… Ece ve makyaj malzemeleri… Begüm ve sürekli değişen sevgilileri…

 Damla söze girdi: “Ben yine çok bunaldım kızlar. Her şey boş geliyor. Eskiden sıkıldıkça gezmemi açılmamı söylerlerdi, artık o da tatmin etmiyor.”

 Ece: “Alışverişe çıksana biraz. Senin ilacın alışveriş yapmak, rahatlamak.”

 Begüm: “Alışveriş yapıp süslenip de ne olacak? Sevgili de yapmaz ki bu.”

 Ece: “Bir giyinsin süslensin bak yapıyor mu yapmıyor mu? Depresyondan da çıkar sevgili de yapar. Güzel kız Damla. ”

 Ve konu yine güzelliğe ve makyaj malzemelerine geldi. Masadaki kızlara hangi renk farın gittiğinden tut falan markanın son çıkan rujuna, kimin tenine ne renk gittiğinden tut kaş aldırma biçimlerine, diş operasyonlarına, estetik cerrahiye müsait yerlerimize… Bu konularda bilgim yoktu, ben de sessiz kalıyordum.

 Ece: “Eee, senin niye hiç sesin çıkmıyor?” dedi.

 Begüm: “O makyaj yapmıyor, görmüyor musun?”

 Sonra hepsinin bakışlarını üzerimde hissettim. İnceleyen gözlerle bakıyorlar, analiz ediyorlar, sırayla yorumlarda bulunuyorlardı. “Kaşlarının şekli güzel ama biraz kalın sadece.” “X markanın allıkları yüz şeklini daha oval gösterir.” “Bak bende bir ruj var dudaklarını…” “Saçlarını topladığın zaman…” “Ayşe’nin rengine boyatsak…”

 Bunalmıştım. Beni bir denek gibi incelemelerinden hoşlanmamıştım ama idare ediyordum. “Tabula Rasa,” diyerek kendimi avuttum. Bu kızlar da felsefe ihtiyaçlarını suratımı boş bir levha olarak görmekle gideriyorlardı demek ki.

 O anda Ece, öyle büzmeyi nerede öğrendiğini bilmediğim dudaklarıyla yüzümün boş bir levha olma ihtimalini devre dışı bırakan şu cümleyi söyledi:

“Aslında güzelsin.”

 Evet, böyle yaparlardı. Sevgilim olup olmadığını da sorarlardı. Niye sorarlardı, bilmezdim. Bu soru yüzümü hatırlattığı için değil, samimi olmama engel olduğu için canımı sıkardı. Çünkü samimi olursam, “Görmüyor musunuz?” diye bağırırken aynı anda gözyaşlarımın gözümden boşalmaya başlayacağını öngörürdüm. Güzelleri bile ne hâle getiren ağlamanın bendeki etkisinin merakla izlenmesini –benim bile– gururum kaldırmazdı. O yüzden mutlaka başka bir sebep uydururdum. Uydurmak canımı sıkardı, yalan sevmezdim.

Aslında güzelsin…

 “Çok tatlısın” diyenler teşekkür beklerdi. “Önemli olan ruh” diyenler yüzüme bakarken utanmazlardı. Güzellik konusu açılınca üç kişi birden atlardı: “Sen güzelsin!” derlerdi. Sebebini sormazdım. İltifat edenler de olurdu. İltifatları kabul ederdim. Teşekkür edişimdeki özgüven bazılarının canını sıkıyormuş. Duyardım. Bu da canımı sıkardı. Başkalarının görüşlerini pek kafaya takmam ama bunu takardım. İltifatları da kabul ederdim çünkü onlara inanırdım. Eğer inanmazsam, teşekkür ederken açık verirdim. Bazen toplum içinde bir şey söylediğimde gülerlerdi, nedenini bilmezdim. Bilirdim de bilmezden gelirdim. Bu da beni bir sanatçı yapmazdı. Edebiyatım iyiydi ama bunlar bana yetmezdi. Kelimeler her şeyi anlatmazlardı, yüz ifadeleri lazımdı. Çirkinlerin yüz ifadeleri istedikleri gibi değildir. Üzülürdüm. En çok da yüzümdeki ifade içimdeki ifadeyle aynı olmuyor diye üzülürdüm. Ben her zaman üzgün değildim elbet, ama bazen olurdum. Kafamda o kadar büyütürdüm çirkinliğimi, aynaya baktığımda keyfim yerine gelirdi.

Aslında güzelsin…

 Gözlerim küçüktü ama görürdüm. Bacaklarım kısaydı ama yürürdüm. Burnum büyüktü ama her şeye sokmazdım. Bu konuyu pek düşünmez ama taktım mı da takardım. “Çirkin ama iyi”deki amaydım: Olur olmaz şeyleri çirkinliğime bağlardım. Kafam çalışıyordu, zaten sınav haftasındaydım. Ve değil mi ki aslında güzeldim, her şeyi söylemeye hakkım vardı. Ben de o basit ama etkili lafı söyledim:

“Teşekkür ederim. Aslında sen de güzelsin.”

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Kadınlardan Bilgece ve Hınzırca 20 SözOggito
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Oggito

9 Mart 2025

Kısa Kısa Roma İmparatorluğu

Hazırlayan: Fulya KılınçarslanAntik Çağ’ın sonlarına doğru Batı’da, Akdeniz’in neredeyse tamamı Roma İmparatorluğu tarafından kontrol ediliyor ve o bölgede yaşayan topluluklar “Romalılaşma” olarak bilinen etkiyle yeniden biçimleniyordu. II. yüzyıla gelindiğinde bu geniş i..

Devamı..

Osmanlı Mutfağından Ramazan Şerbeti Ta..

Oggito

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024