Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

18 Ağustos 2022

Kitap

Tatlı Bir Şey Yok mu? Travmalar, Acılar ve Kayıplardan Geriye Kalan

Serkan Parlak

Paylaş

1

0


“On dört farklı yalnızlık öyküsünde hep kadınlar var. Kadının toplumsal varlığı, kadınlık halleri, hayal kırıklıkları, acılar ve direniş.”

Dilek Karaaslan’ın Tatlı Bir Şey Yok mu? adlı ilk öykü kitabı Edisyon Kitap etiketiyle okurlarla buluştu. “Kitap, yazarın başlık yerine kullandığı bir soruyla; ölümün, yalnızlığın, aidiyetsizliğin, tacizlerin, kadın cinayetlerinin, gündelik dilin sıradan sözcükleri arasına girdiği bir coğrafyada ağzımızı tatlandıracak bir şeyin kalmadığını yineleyen bir soruyla başlıyor. Yine de umut ve hevesle travmalarımızın, kayıplarımızın, acılarımızın zehrini ağzımızdan silecek o tatlıyı arıyoruz öykülerde.”

Kitabın ilk öyküsü “Yüksek Giriş”te İpek, neredeyse haftanın birkaç günü rutin biçimde geldiği kadim dostu Niko’nun kafesinde oturup karşıdaki yüksek giriş katında oturan iki ihtiyarın pencerelerinin açılmasını bekler. Sonunda tüller ve perdeler ağır çekimde hareketlenir. İpek, Niko’ya hazırlattığı iki kahveyle yaşlı çiftin evine gider. Tanışırlar, yaşlı çift İpek’in yanlarında bulunmasından mutluluk duyar. Yıllardır gelmeyen oğlu ve gelini, market çırağının merhametine kalan alışverişleri, on beş günde bir gelen yardımcı kadının zaman planlaması derken İpek aracılığıyla yaşlı ve yoksun yaşamların nasıl olabileceği meselesine, çaresiz yalnızlıklara daha yakından bakarız.

“Hanımlık Kadınlık Bitti”de arabasına rahat bir park yeri bulduğu için mutlu olan kadın, eski kasabından et almak için dükkâna girer. Kasap Orhan Bey’in konuşmaları kadının kendi evliliği üzerinden geçmişe gidişlerin yarattığı imalar ve çağrışımlarla gerginlik sürekli artar. Ayrılık sarsıcıdır, bazı evliliklerin sonunda olduğu gibi.

“Boşluklar Olmalı”da yine bir ayrılık hikâyesi anlatılıyor. Erkek gidiyor, kadın bütün biriktirdikleriyle, boşluklarla, evle baş başa kalıyor. Kitaba adını veren öykü “Tatlı Bir Şey Yok mu”? iki kız kardeşin ölüm döşeğindeki yaşlı komşularını ziyaretiyle başlıyor. Bir zaman sonra yaşlı kadın ölüyor. Aysel’in taziye evini ziyareti öncesi hazırlıklar yapan annesiyle olan diyaloglarında ve çağrışımlarda aralarındaki hiyerarşik anne-kız ilişkisi görülüyor. Yokluğun yarattığı sarsıntıyı azaltmak için Aysel, Hikmet Bey’e elinden geldiğince destek olmaya çalışıyor. Kitabın en etkileyici öyküsü olan “Paruhi, Anuş ve Diğerleri” çoğumuzun bir şekilde bildiği ama üzerine konuşmamayı seçtiği bir yaşamı, Ermeni ve Hristiyanken Türk ve Müslüman olmuş çocuklardan Anuş’u, öteki adıyla Ayşe’yi anlatıyor. Öykü karla kaplı yollarda ilerleyen sürgün kervanıyla açılıyor. Paruhi’nin kocası Aram savaşta ölmüştür. Bebeğini ise vasiyetiyle birlikte, on gün önce bebeği ölen Zöhre’ye bırakır. Köy dağılmaktadır. Paruhi, eşi ve kızından sonra doğduğu eve de veda eder.

“Tatlı Bir Şey Yok mu?”nun duru anlatımı, işlevsel diyaloglar ve tekniğin kusursuza yakın kullanımı eşliğinde Dilek Karaaslan’ın kendine has biçem ve ritim arayışının ipuçlarını veren on dört öyküsünü okuyoruz. Kişi ve mekânlarla ilgili yalın betimlemeler, karakterlerin duygu ve davranışlarının gösterilmesi yazarın anlatım sorunları üzerine düşündüğünü gösteriyor. Öykülerde anlatıcı ses olarak genellikle üçüncü tekil kişi kullanılıyor. Kişilere, olup bitene, atmosfere daha nesnel yaklaşım, yeri geldiğinde esneklik, kişiler hakkında sınırlı bilgiye sahip olma, soğukkanlı mesafe ve sarsıcı izlekleriyle bir ilk kitap için en doğru seçim bu. Karaaslan gözlem gücü yüksek bir yazar, ayrıntıları iyi yakalıyor, bireysel ve toplumsal çatışmaları yerli yerinde kullanıyor. Sahici öykü kişilerinin istekleri, beklentileri, kaygıları, duyguları ve kişilik özellikleri; karşılıklı konuşmalar ve davranışlar üzerinden görünür oluyor. Yazarın bu yaklaşımı sayesinde yaşamın her alanında var olan öykü kişileri aracılığıyla türlü kadınlık hallerine, ilişkilere, geçmişin travmalarına, eve ve topluma daha derinlikli bakabiliyoruz.

“On dört farklı yalnızlık öyküsünde hep kadınlar var. Kadının toplumsal varlığı, kadınlık halleri, hayal kırıklıkları, acılar ve direniş. Çocukluktan itibaren, evde aile birliği içinde, mahallede, okulda, sosyal yaşamda ve kariyer dünyasında yalnızlaştırılmış, aradığını bulamamış, ezilmiş, kişiliği yok edilmiş, tacize uğramış ama yine de hayata direnerek ayakta kalmış ya da direnememiş kadınların hikâyelerinin içinden hüzünle geçeceksiniz.”

Tatlı Bir Şey Yok mu? yaşlılık, ölüm, kadın-erkek ilişkileri, evlilik ve aile izlekleri üzerinden kadınlık meselesine dair yeni okumaların önünü açan; karakterleri, hikâyeleri ve kurgularıyla nitelikli bir ilk öykü kitabı.

 

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Bir Yaz Gecesi Rüyası ve On İkinci Gec..A. İ. Kaynar
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Bengi Kaya

10 Mart 2025

Venüs Retrosu

Her sabah yürüyorum. Onun evine ulaşmam iki saat kadar sürüyor. Onu eski haliyle bulacağımı sanıyordum. Mezunlar gecesinden beri bunun olmayacağını artık biliyorum. Okulun ilk günüydü, ağaçlı yolda ilerlediğimizi hatırlıyorum. Babam arabayı kullanıyordu. Biz okulun verdiği kıyafet kodun..

Devamı..

Gizli Sihrinin Farkında mısın?

Evrim Sayın

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024