Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

23 Mayıs 2022

Öykü

Tereddüt ve Heyecan

Burhan Tuncay

Paylaş

4

0


Bir gün misafir gelir düşüncesiyle iki yıl boyunca çoğu şeyden mahrum ve kıskın bir hayat sürüp oturma grubu alan Kemal’in evine, o gün de misafir gelmemişti. Aslında misafirin gelmesi kadar gelmemesi de onun canını sıkıyordu. Misafir odasına nazaran konforsuz olan koltukta uzanıp televizyonda daha az lüzumsuz program bulmak için kanalları değiştirirken bir zil sesi duyar gibi oldu. Televizyonun sesini kıstı ve dinledi fakat herhangi bir ses gelmiyordu. Televizyonun sesini yine açtı kısa bir süre sonra zil sesi yine geldi. Televizyonun sesinin yine kıstı, fakat zil çalmaya devam ediyordu. Evet, kapıdan geliyordu ama hangi kapıdan? Oturduğu apartmandaki ses yalıtımı o kadar kötüydü ki herhangi bir kapının zili çaldığında o katın neredeyse tüm daireleri kapıyı açıyordu. Hele akşam vakti bir kapı çalınsa o katın evlerindeki tüm çocuklar ‘babam geldi’ diye kapıya doğru koşuyordu.  Ayağa kalktı, kapıya doğru gitti. Zil hâlâ çalıyordu. Bir an kapıyı açsam mı açmasam mı diye düşündü. Misafir de olabilir kapıcı da. Ama misafir gelseydi öncesinden haber verirdi, halbuki haber veren olmadı. Misafirse içeriye gelecek, onunla muhabbet etmek zorunda kalacam, çay, kahve artık neyse ikramda bulunmam gerekecek. Dahası ona lüzumsuz şirinlikler yapmak zorundaymışım gibi hissedecem.  Hatta hissetmekle kalmayıp yapmam gerekecek. Hiç sevmediğim biri bile olsa şayet evine misafir olursa ona saygıda kusur etmemeli, mümkün mertebe onu memnun etmeliymişim. Öyle öğrendim büyüklerimden. Ben böyle psikososyal meseleleri kafamın bir yerinde kendimle oturup masaya yatırmışken zil çalmaya devam ediyordu. Açmasam mı diye geçirmedim değil içimden, ama televizyonun sesini duymuş ve bilerek açmadığı düşünebilir. ‘Burada bile kim olduğunu bilmediğin kişiye yaranmaya çalışıyorsun, sen adam olmazsın’ açayım kapıyı ama kim bu kapıyı çalan? Kapının deliğinden baksam, kim olduğunu anlasam ve ona göre açıp açmamaya karar versem. Yoo! kapının deliğinden baktığımda ya o da o delikten bana bakıyorsa. Ya kapı deliğinden kısa bir süre bakışsak… Yo yo hoş bir manzara olmaz. Daha kötüsü evde olduğum anlaşılacak, açmak zorunda kalacam. En iyisi biraz bekleyeyim burada, zili çalar çalar sonra da pes edip gider. Ya telefondan ararsa? Telefon sesinin evden geldiğini duyar ve kapıyı bilerek açmadığı anlar. Belki de en kötü senaryo bu. Hemen telefonuma koşmalıyım, hayır! ne koşması deli misin? Ayak sesini duyar, yavaş adımlarla koş, pardon yürü. Hatta yürüme bir balet edasıyla parmak uçlarıyla… Telefonumu almayı başarabildim, tam sessize alacakken telefon çaldı. Hay Allah! tam da sırasıydı, hiç ihtiyacın olmadığı halde ‘sana şunlar şunlar lazım olabilir’ deyip ihtiyaç kredisini satmaya çalışan çekici ses tonuna sahip banka görevlisinin araması. Aramayı reddettim ve telefonu komple kapattım ve cebime koydum. Bu sırada kapıdaki kişi, zili çalmayı bırakmış ve son şansını kullanır gibi orta parmağının orta eklemiyle kapıyı çalıyordu. Azmine hayran kaldım. Pes etmedi. Bu umut bende olsa kim bilir neler yapardım? Yine burada olur, bu tereddütleri yaşardın. Meraktan çatlamak üzereydim kim bu. Kapıyı çalanın kim olduğu merakı ve onu ağırlamanın vereceği yorgunluk hissi kalp atışlarını hızlandırdı. Minik ve tatlı bir heyecan yaşadı. Sonunda kapıyı açtı. Ama kimse yok ve neredeyse hiçbir şey yoktu. İlk gözüne çarpan şey, asansörün indiğini gösteren asansör butonunun ışığı. 3-2-1. Rahatlamıştı. Kapıyı yavaşça kapattı ve kapıcıyı aramak için telefonunu cebinden çıkardı, telefon kapalıydı. Açtı telefonu. Arama yapabilmek için bir süre beklemek zorundaydı. Arama yaparken gelen bip sesini mutlulukla dinledi. Kapıcı açtı telefonu.

– Gel al paranı, bu akşam da bana bir heyecan yaşattın. Bu kez daha eğlenceliydi.

– Gelen ben değildim Kemal abi. Bu akşam, apartmanın işleri biraz uzadı bu yüzden saatinde gelemedim kusura bakma.

– Ulan sen değilsen, kimdi o zaman kapıyı çalan, diyerek telefonu sinirle kapattı. Bak ya! Aylarca misafir bekle, o oturma grubuna otursun diye çektiğin ihtiyaç kredisi yüzünden sefil bir hayat sür ve sen de kapıyı açma. Tüh ya! Üzerine bir şey alıp asansöre doğru gitti. Hayır asansör gelene kadar ben inerim. Düşmeyi göze alırcasına, koşar adımlarla merdivenlerden indi ama etrafta hiç kimse yoktu. Apartmanın dışına çıktı etrafı kolaçan etti ama nafile. Kimse yoktu. Büyük bir fırsatı kaçırmış gibi başı eğik bir şekilde asansörün düğmesine bastı ve yukarı çıktı. Asansörde aklında tek bir soru vardı: Kimdi o kapıyı çalan?   

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Hırvatistan, dünyanın ilk ücretsiz oku..Metin Rudar
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Uğur Ugan

17 Nisan 2026

Dinçer Güçyeter: "İnsan, geçmişinden n..

Misafir işçi olarak Almanya’ya giden anne-babasının sessiz kalmış hikâyesini, üç kuşağa yayılan bir göç anlatısı olarak romana dönüştüren Dinçer Güçyeter ile Türkçe çevirisiyle “yuvaya” dönen “Almanya Masalımız..

Devamı..

Emperyalist Savaşlara Kitlesel Direniş..

M. A. Karlin

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024