“Ellerinizi sevin! Sevin onları. Kaldırın ve öpün ellerinizi. Boynunuzu sevin, elinizi üstüne koyun, okşayın onu, tutun. Kalbinizi sevin. Çünkü o ödülün kendisidir.”
Kalbinize nasıl iyi davranırsınız? Son zamanlarda aklımda olan şey bu. Cevap ararken yaşlanma sanatıyla ilgili denmiş en güzel sözleri hatırladım. 1989’da Grace Paley şöyle yazmıştı: “Asıl mesele şu: Sabah uyandığınızda kalbinizi ellerinize almalısınız. Bunu her sabah yapmalısınız.”

Bana iki yıl önce aynı duyguları yaşatan paragrafı anımsadım. Toni Morrison’ın (1931-2019) 1987 tarihli başyapıtı Sevilen'de bulunuyordu bu paragraf –insan kalbiyle ilgili içgörülerini paylaştığı, onu Nobel Ödülü'nü kazanan ilk siyahi kadın yapan roman. Özgürlüğün en derin anlamına odaklandığı ve bedeni özgürlüğün alanı olarak ele aldığı romanda Morrison, karakterini konuşturur:
“Bu yerde biz bedeniz; ağlayan ve gülen beden, çıplak ayakla çimlerin üzerinde dans eden beden. Onu sevin. Çok sevin. Ellerinizi sevin! Sevin onları. Kaldırın ve öpün ellerinizi. Onlarla diğerlerine dokunun, ellerinizi birbirine vurun, yüzünüze elleyin. Bu beden. Sevilmesi gereken beden. Dinlenmesi ve dans etmesi gereken ayaklar, desteğe ihtiyaç duyan sırtlar, kollara, güçlü kollara ihtiyacı olan omuzlar. Boynunuzu sevin, elinizi üstüne koyun, okşayın onu, tutun. İçinizdekileri sevin. Koyu renkli karaciğer, sevin onu sevin, kalp atışı ve atan kalbi de sevin. Göz ve ayaklarınızdan daha çok sevin. İçine henüz hava çekmemiş olan akciğerlerinizden de. Hayat veren rahminiz ve özel bölgelerinizden de. Hepsinden daha çok sevin kalbinizi. Çünkü o ödülün kendisidir.”
Sevilen İngiliz diline bilincini kazandıran (dili kendine kazandıran) bir başyapıt olmaya devam ediyor. Morrison’ın bilgeliğini daha yakından gözlemlemek için çocuklar için yazdığı kitaplara göz atmayı unutmayın.
Çeviren: Aslı İdil Kaynar
(Brainpickings)






