Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

9 Eylül 2021

Söyleşi

Turhan Yıldırım: “Özgünlük yerine eskinin mirasıyla metinlerarası ilişki kurup bugün bambaşka öykülerin, romanların üretim sürecine tanık olabiliyoruz. "

Mahmut Yıldırım

Paylaş

1

0


Öykülerim, sadece içeriğe önem verenler yerine nasıl anlattığıma da bakan okurların seveceği metinlerdir. Bir yazarın ne anlattığından çok nasıl anlattığına önem veren bir okur olarak da Kara Gergedan’da bunu önceleyen öyküleri kaleme aldım. 

Mahmut Yıldırım: Rus filozof ve edebiyat teorisyeni Mikhail Bakhtin, “Düzyazı kullanan sanatçı başkasına ait sözcükler dolu bir dünyada devinir, kendi yolunu arar bu sözcüklerin arasında…” diye söyler. Farklı metinlerden beslenmenin özgün bir eser üretimindeki güçlüğünden söz açalım isterim.

Turhan Yıldırım: Bu sözü söyleyen Bakhtin, postmodernistlere özellikle karnavalesk kavramıyla en çok ilham veren edebiyatçılardan biridir. Geçmişin mirası olan eserlerle metinlerarası ilişkiler kurarak okurla birlikte oyun oynama, postmodern edebiyatın olmazsa olmazlarından biri. Bakhtin’in deyişiyle başkalarının sözlerinden oluşmuş bu dünyada devinirken büyük bir dönüşüme şahit oluyoruz. Bu dönüşüm kimi zaman biçim kimi zamanla da eskinin ve bugünün söyleminin bir araya gelişiyle bambaşka bir yapıya bürünüyor. Metinlerarasılık öykülerimde önem verdiğim bir unsur ve metinleri fazlasıyla zenginleştirdiğini düşünüyorum. Postmodernistlerin söylemiyle “Bugün söylenecek bir söz kalmadı,” yani artık özgün bir eserin verilemeyeceği yönünde. “Özgünlük” yerine eskinin mirasıyla metinlerarası ilişki kurup bugün bambaşka öykülerin, romanların üretim sürecine tanık olabiliyoruz. Öykülerimde biçimin sınırlarında gezinen bir yazar olarak günümüzde çok farklı edebi metinlerin kaleme alınabileceğini düşünüyorum. Bundan dolayı bir güçlükten çok yazarlar olarak mirasın getirdiği devasa bir hazinenin üstünde yer aldığımızı ifade etmeliyim. Madem böylesine zenginiz, bunu kullanmanın tam zamanıdır.

MY: Yaşadıklarına dayanamayıp delirmiş karakterleriniz bir anlığına kendilerini kaybetmiş kişilikler olsa da aslında akıllı, hayal gücü geniş bir profille karşılaşıyoruz. Öykü yaratımında bir karakterin ruhunu nasıl yakalıyorsunuz?

TY: Belki bilindik bir cevap olacak ama pek çok yazar gibi ben de öykü zihnimde ilk uyanmaya başladığı andan itibaren gözümün önünde canlanan karakterle birlikte yaşamaya başlıyorum. Bu kimi zaman aylarca süren bir zamana denk gelebiliyor. Devamlı konuşan bir zihne sahip olduğumdan ötürü yarattığım karakterler de deliliğin sınırlarında tiplemeler. Zaman içerisinde gördükleriniz, okuduklarınız ve izledikleriniz aklınızın devasa evreninde birikiyor. Karakteriniz gözünüzün önünde canlanmaya başladıktan sonra depodaki malzemeyi gerektiği kadarıyla kullanmaya başlıyorsunuz ve ortaya kurmacanın kendi gerçekliğinde var olmuş bir insan ortaya çıkıyor. Metne nihai noktayı koyduktan sonra da zihninizde hapsolmuş bu karakter artık özgürlüğüne doğru kanat çırpıyor. Günlerce, aylarca hatta belki de yıllarca sizinle yaşamış bu kurmaca varlık, başka insanların hayatlarına misafir oluyor.    

MY: Kara Gergedan’dan yola çıkarak oyunbaz bir yazar olduğunuzu görüyorum. Eserinizi postmodern teknikler üzerine inşa etmenizden bahseder misiniz?

TY: Oyunbazlık 1960’lı yıllardan itibaren edebiyatta güçlü bir şekilde yerini alan postmodernizmin önemli bir özelliği. Bu kavram okuru konforlu koltuğundan kaldırıp kurmacanın kendi evrenine dâhil ediyor. Günümüzün kaotik ortamında yaşayan, metropollerin içinde sıkışmış insanı için bir çıkış noktasıdır oyun. Belki de bundandır ki değerli yazarımız Oğuz Atay’ın iki kitabının ismi de oyunla başlar. Kitabımda üstkurmaca, metinlerarasılık, bilinç akışı tekniği ve büyülü gerçekçilik gibi modern ve postmodern edebiyatın önemli araçlarını kullandım. Modern insanın çaresizliğini, kendine ve bulunduğu dünyaya yabancılığını en iyi bu teknikler aracılığıyla anlatılabileceğini düşündüm. Özellikle geçmişin postmodernist yazarları bu metinleri kaleme almamda bana ilham verdi. Bugünün insanının temel sorunlarını bu teknikleri kullanıp, biçimin sınırlarında gezinerek farklı bir şekilde ifade ettim. Bundandır ki postmodernizm Kara Gergedan kitabı için üzerine inşa edilmesi gereken bir temeldi.

MY: Başta “Yazar Uyanması” olmak üzere kimi öyküleriniz üstkurmaca tekniğini barındırıyor. Kurmacanın kurmacasını oluştururken okuru da içinde bulunduğu gerçekliği sorgulamaya yönlendirerek metne dâhil etmekle onu bir nevi nitelikli okurluğa mı hazırlıyorsunuz?

TY: Nitelikli okurluk belki de büyük bir iddia olur. Bu noktada haddimi aşmak istemiyorum ama daha önce de belirttiğim gibi metinlerimde okuru o meşhur konforlu koltuğundan kaldırmaya çalışıyorum. Öykülerimi hareket hâlindeyken özellikle de yürüdüğüm zamanlarda kurguluyorum. Aynısını bir bakıma okurlardan da bekliyorum. Benim öykülerim rahatça okunacak, edilgenliğe izin veren metinler değil. Kimi zaman anlattıklarıyla kimi zaman da biçimiyle okuru rahatsız edecek, sorgulatacak ve zihninin alev almasını sağlayacak öyküler. Üstkurmaca tekniği okuru edilgenlikten kurtarıp etken bir hale getiriyor. Edebiyatın kendisinin konu edildiği bu öyküler hem okuru hem de yazarı metne dâhil edip hepimizi oyununa çağırıyor. Şimdi bu oyunu oynayıp tadını çıkarmanın tam vaktidir.

MY: Üslubunuzu belirlerken nasıl bir okur profili hedeflediniz, ya da bunu dikkate aldınız mı?

TY: Her yazarın mutlaka hedeflediği bir okur kitlesi vardır fakat metinlerini öncelikle kendine yazar. Aslında siz nasıl bir okursanız metinleriniz de sevdiğiniz yazarların zamanında verdiği eserlerle birtakım benzerlikler taşıyacaktır. Kurguladığınız öyküler okuduklarınızdan bağımsız değildir. Bundandır ki yazı üslubunuzu belirleyen en önemli nokta okuduğunuz eserlerdir. Tabii ki Kara Gergedan’ı oluştururken benim de hedeflediğim bir okur kitlesi bulunuyordu. Hem öykülerimin içeriği hem de anlatım ve biçim olarak sınırlarda dolaşıyor olması daha dar bir okur topluluğuna hitap ettiğini bana gösteriyor. Daha doğru ifade etmek gerekirse öykülerim, sadece içeriğe önem verenler yerine nasıl anlattığıma da bakan okurların seveceği metinlerdir. Bir yazarın ne anlattığından çok nasıl anlattığına önem veren bir okur olarak da Kara Gergedan’da bunu önceleyen öyküleri kaleme aldım. 

 

 

 

 

 

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Kazuaki Takano • Bir Aklın SavaşıTimaş
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Jonathan Esty

27 Mayıs 2025

Bugün Ütopyalar Niçin Hâlâ Önemli?

21. yüzyılın ütopyalara ihtiyacı var. Teknolojinin dünyadaki ıstırabı azaltıp insan yaratıcılığına daha fazla alan tanıdığı daha iyimser bir gelecek hayal edebiliriz. Winston Churchill’e göre İkinci Dünya Savaşı’nda kazanılacak olası bir zafer dünyadaki insan yaşamı..

Devamı..

“İyi yazmak, neyi yazmamak gerektiğini..

İpek Doğan

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024