İnsan unutmaz.
Bir acı, bütün şarkılardan geçerek
gövdemizde yaprak dökmeyi sürdürür.
*
Yoksulluk...
Dünyanın üstünde yükseldiği iç kanama.
*
Otların uğultusu. Yıldızların kederi.
Donmuş arzu. Avaz. İç geçiren rüzgâr.
Dağlar sana kar mı yağdı... *
*
Sen bir hikâye anlatıcısısın, dedi.
Sen, dedim.
*
Huzursuz toprak
Huzursuz gökyüzü
Huzursuz sessizlik
Alın çizgisi tarlaları geziyor.
*
Doyumsuzluk...
Hiçbir değer bırakmıyorsun insanda!
*
Şimdi dünya akşam
Şimdi evler soğuk
Şimdi gönül bitkin.
Bir nazlı zaman
Bütün arzularıyla
Canımda halkalanıyor:
Benim senden özge sevdiğim mi var?*
*
Yarasalar yok. Çocuklar yok
Akşam olmuyor. Sabah olmuyor
Akasya, delice kuşunun ağzında gitmiş
Acının ötesinde bir acı
Ne bir ses insandan insana
Ne eşyada zamanın soluğu
Pencereler birer ölüm fotoğrafı.
Sadece otlar
Yaşıyor hepimizin yerine.
*
Siz hangi çarşılarda seversiniz çocuğunuzu?
Biz her isteğine ‘büyüyünce’ diyoruz.
*
Bizler birer hayal tutanakcısıyız olsa olsa
Gelecek belki de insanların hastalıklarında yazılıdır.
*
Çın çın bir Akdeniz
Limonlar, yaseminler, saka kuşları
Denizin tirşe yaprakları, köknarlar
Ardıçların gökyüzü bahçesi
İnsanı tanrı katına çıkaran bir baş dönmesi
Herkesi sonsuz göklerden sonsuz toprağa
Sonsuz yalnızlıktan sonsuz kalabalığa
Bir daha, bir daha doğuran anne.
Çok şükür yaşıyoruz.*
*
Kemiklerimize kadar işlemiş bir kalabalık
Yerleri gökleri dolduran bir kısık ses
Merhametine sığındığımız koygun gece
Bilip de bilmemenin gönül yorgunluğu.
İncelik... sensin bütün zamanların açık yarası.
*
Belki bir toz zerresi
Geleceğin tarihi.
2018
*Sırasıyla, Neşet Ertaş, Pir Sultan Abdal, Nâzım Hikmet






