Kızıl Ölümün Maskesi 2020’de beyaz perdede
30 Mart 2017 Kültür Sanat Sinema

Kızıl Ölümün Maskesi 2020’de beyaz perdede


Twitter'da Paylaş
0

“Kızıl Ölüm,” diyor Poe, “ülkeyi kırıp geçiriyordu. Hiçbir salgın böylesine öldürücü, böylesine korkunç olmamıştı."
Sinema sanatının büyük yönetmenleri son günlerine kadar çalışmayı sürdürüyor. Bu yüzden hemen tümü arkalarında yarım kalmış eserler bırakıyor. Örneğin Stanley Kubrick, Steven Spielberg’e, bilimkurgu efsanesi Yapay Zekâ’ya devam etmesi için bir şans veriyor. 1970’lerde çekime başlanan film, Spielberg etkisiyle teknik açıdan daha incelikli ve daha duygusal bir filme dönüşüyor. Şimdi sıra, Akira Kurosawa’nın Kızıl Ölümün Maskesi'nde (The Mask of the Black Death). Kurosawa'nın Edgar Allan Poe’nun Kızıl Ölümün Maskesi'nden (The Mask of the Black Death) yaptığı uyarlama yarım kalmıştı. [caption id="attachment_27178" align="aligncenter" width="800"] Akira Kurosawa kamera arkasında.[/caption] Indiewire’dan Yoselin Acevedo, “Japon film yapımcısı Kurosawa’nın senaryosu, Çin film stüdyosu Huayi Brothers ve CKF Pictures işbirliğinde beyaz perdeye aktarılacak” derken yönetmenin filmin senaryosunu 1975’te çektiği Dersu Uzula’dan hemen sonra kâğıda döktüğünü belirtiyor. Aslında 1998’de hayata geçirilmesi planlanan tasarı, Kurosawa felç geçirdikten sonra duraklatılmış, yönetmenin aynı yıl içindeki ölümüyle de rafa kaldırılmıştı. Kurosawa, Kızıl Ölümün Maskesi adaptasyonunu Dersu Uzala’yı da tamamladığı Rusya’da çekmeyi planlıyordu. Kızıl Ölümün Maskesi 20. yüzyılın başlarını, “toplumun umutsuzluğun ve muhtemel yok oluşun sınırlarına sürüklenişini, insanlığın ölümcül bir salgınla yüzleşmesini ve insanların karakterlerinin, dirençliliğinin ve hayatta kalma mücadelesinin sınanmasını” konu ediniyor. [caption id="attachment_27176" align="aligncenter" width="800"] Akira Kurosawa ve Edgar Allan Poe[/caption] “Kızıl Ölüm,” diyor Poe, “ülkeyi kırıp geçiriyordu. Hiçbir salgın böylesine öldürücü, böylesine korkunç olmamıştı. Bu isimsiz toprakların prensi, saraydaki şövalyeler ve leydiler arasından sağlığı ve neşesi yerinde olan bin kişi çağırttı huzuruna, onlarla birlikte kale gibi bir manastıra, çok uzaklara çekildi. Kocaman, sağlam bir duvarla çevrilmişti bu yapı. Demir kapılar koruyordu sakinlerini. Tedbirler alındıktan sonra, saraylılar salgına karşı koyabilirlerdi. Dış dünya, kendi başının çaresine bakabilirdi. Sızlanmak ya da yas tutmak ahmaklıktı. Fakat aylar sonra, prensin maskeli balolarından birinde, saat gece yarısını vurduğunda, daha önce hiç kimsenin dikkatini çekmemiş olan maskeli bir konuğun farkına vardı saraylılar. Yeni konuk üstüne söylentiler başladı. Mırıldanmalar ve homurtular arasından – en sonunda korku, dehşet ve iğrenti yükseldi.” Üst sınıfın toplumun geri kalanına duyduğu umursamazlığı Yedi Samuray (Seven Samurai) filminde sorun eden Kurosawa'nın, senaryodaki başarısıyla Poe’nun tüyler ürperten Gotik hikâyesine de hak ettiği değeri vereceğinden kuşku duyulmuyor.

Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR