Uyanma
2 Mayıs 2019 Öykü

Uyanma


Twitter'da Paylaş
0

Başka bir günün kıyısında açıyorum gözlerimi. Bu kez bir erkek olarak. Her erkek biraz yalancıdır derdi annem. Her erkek biraz şairmiş. Daha kolay oluyormuş öyle yalan söylemek. Daha mı kolay olacak böyle yaşamak? Bilmiyorum. Keşke erkek doğsaymışım, derdi annem. Babam da sırıtırdı pis pis. Oldu işte anne, erkek oldum senin yerine bu sabah. Solumda siyah beyaz bir çerçeve. Silik ama güzel bir kadın, yanında baskın bir adam, göbekli. Bende de var. Benim o adam, ama daha yaşlı biraz. Sağıma bakıyorum, boşluk. Nerede acaba? Kalkıyorum. Alışmışım erken kalkmaya, annemle babama kahvaltı hazırlamaya. Sonra da işe. Hatırlamasam daha iyi. Banyo, mutfak – kimse yok benden başka. Nerede acaba? Yalnız mıyım yoksa burada da ben? Ne yapacağım şimdi anne? Ah, telefon, evet. Vardır kesinlikle bir açıklaması. Ne diye kaydetmiştir ki. Alevli, Tatlış, Civelek, Serapçık – ne biçim isimler bunlar. Atıyorum elimden. Yatağa koşuyorum. Babam gibi mi olmam gerekliydi illa? Sabah ezanı başlıyor, duyulmuyor hıçkırıklarım. Duyamaz zaten, kimse yok odada. Eskiden de içimden ağlardım hep, kimse duymazdı, yastık ıslatırdım sadece. Bu kez ben de duyamıyorum ama.

Deniz kenarındayım, yürüyorum, kırmızı elbisem var üstümde, o babamın yırttığı. Uzakta çocuklar bağırıyor, beni çağırıyorlar. Çekiniyorum, başka tarafa bakıyorum, arkamdan, korkma, diyor birisi. Bakıyorum, silik kadın. Korkma, diyor, işin özü baş edebilmek. Ya sen, diyorum. Göreceksin, diyor. Çocuklar bağırıyor, kadın kayboluyor, ben uyanıyorum. Yine erkeğim. Babam sevinirdi, belki de severdi beni. Annem? O başka, ne yapıyordur şimdi? Kalkıyorum yine, aynaya bakıyorum bu defa. Meymenetsiz – babam gibi aynı. Çıkıyorum. Orada bu kez. Neden yoktu ki daha önce? Yaklaşıyorum. Normal değil, fazla çekingen. Tanımıyor mu beni. Yo, tanıyor, gözlerinden anlıyorum, çok iyi tanıyor beni. Tanıyor ve korkuyor. Gülümsüyorum, daha fazla ürküyor benden. Kahvaltı hazırladım, diyor, sarı bir endişe var aramızdaki mesafede. Kapatmaya çalışıyorum ben, izin vermiyor ama kaybolmasına. Ayakta ben yerken, otursana diyorum, oturuyor. Bilse, tanısa bir beni, gerçek beni. Çay koymaya kalkıyorum, çarpışıyoruz, eziliyor iyice, özür diliyor.

İçim kıyılıyor, annemi hatırlıyorum, kendimi hatırlıyorum. Bakmaya dayanamıyorum, çıkıyorum, yine geç mi geleceksin diyor gözlerime bakmadan, ah bir baksa, görse o kızarıklığı. Bilmiyorum, bilmiyorum, diyorum. Telefonumu uzatıyor, ekranda isimler, Sibel, sevgilim, utanıyorum, alıp kaçıyorum ondan. Annemin kaçtığı gibi evden, kaçıyorum ben de. Soğuk hava, sanki gerçekmiş gibi. Koşuyorum ben, bakıyor insanlar. Garipsemiyorlar fazla, erkeğim ya. Annemi arıyorum , kendimi arıyorum, kim olduğumu söyleyecek herhangi birini arıyorum. Ne kadar alçak olduğumu haykırmak istiyorum. Denizi arıyorum, annemin yanına gitmek istiyorum. Yalan söylüyorum ama her erkek gibi, şiir okuyorum denize. Bırakıyorum sonra kendimi. Deniz var yine, yürüyorum kenarında kırmızı elbisemle, çocuklar yanıma koşuyor, ellerimden tutup çekiyorlar içine doğru, uzaklaşmak istiyorum. Arkamda o silik kadın, korkma, diyor. Üzgünüm, diyorum. Annem oluyor sonra. Korkma, diyor, korkmuyorum anne. Yürüyorum. Serin, mavi, ıslak, doğum ânım gibi. Erkek olsaymışım keşke, annem üzgün – babam sinirli, küfrediyor kadere. Günah ama. Yüzüyorum ağır ağır yukarı doğru. Üstüme basıyor erkekler teker teker, batıyorum. Annem nefes alıyor benim yerime, sonra o da gidiyor. Biz kalıyoruz sadece. Babam çıkıyor üstüme en son, bağırmak istiyorum, sesim çıkmıyor, iniyorum derinlere doğru. Başka bir günün kıyısına uyanıyorum, bu kez erkeğim, daha iyi olacak diyorum kendi kendime, kalkıyorum.


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR