Wolfgang Amadeus Mozart'ın Hikâyesi | Belgesel Film
28 Ocak 2017 Sanat

Wolfgang Amadeus Mozart'ın Hikâyesi | Belgesel Film


Twitter'da Paylaş
0

https://youtu.be/5uNE5XDqfBQ Wolfgang Amadeus Mozart (d. 27 Ocak 1756 Salzburg, ö. 5 Aralık 1791 Viyana), Klasik Batı Müziği’nin Klasik Dönemi’inde etkili olmuş besteci. Yapıtları, senfonileri, konçertoları, oda orkestralarını, piyanoyu, operayı ve korolu müzikleri etkilemiştir. Otuz beş yıllık hayatına 626 eser sığdıran Mozart, Avrupalı bestecilerin en popülerlerindendir. Mozart günümüzde ise müzik tarihinin en önemli dehalarından biri olarak kabul ediliyor. Mozart daha çocukken pek çok Avrupa turnesine çıktı. Bunlardan ilk 1762 yılında Bavyera Prensliği’nin başkenti Münihte, Bavyera Kurfüstü III. Maximillian’ın sarayında verdiği konserdir. Aynı sene içinde imparatorluk saraylarında olmak üzere Prag ve Viyana’da da konser vermiştir. Mozart, turnesi esnasında birçok ünlü müzisyenle tanışmış ve öteki bestekarların da eserlerine aşinalık kazanmıştır. Mozart’ın en önemli esin kaynaklarından biri Johann Christian Bach’tır. Salzburg’a döndükten sonra burada geçen bir yılın ardından Mozart üç kez de İtalya turnesine çıktı. İtalya yolculuğu hakkındaki bir efsanevi hikâyesi de Gregorio Allegri’nin Miserere’sini Sistina Şapeli’nde duyup parçadaki küçük hataları düzeltirken aynı zamanda da tamamını hafızasına kazımasıdır. 1777 yılında annesiyle beraber Paris, Münih, Mannheim’in içinde bulunduğu bir Avrupa turnesine çıkar. O dönemin en iyisi olarak kabul gören Mannheim Orkestrasıyle beraber çalar. Mozart’ın ilk büyük operası olan Idomeneo 1780 yılında Münihte oynanır. Besteci bundan sonraki döneminde özgür olarak müziğini ilerletmek için Viyana'ya yerleşir. 4 Ağustos 1782 yılında babası istememesine rağmen Constanze Weber ile evlenir. Altı çocukları olmasına karşı sadece ikisi çocukluktan sonra hayatta kalabilmiştir. Mozart’ın tarzı klasik müziğin ilk örneklerindendir. Yapıtları o dönemin çalışmalarını etkilemiş, barok tarzı ile karışımına yol açmıştır. Mozart’ın tarzının gelişimi, klasik müziğin gelişimiyle paraleldir. Hemen hemen her türde yapıt veren Mozart, çok yönlü bir besteciydi. Piyano konçertosu türünü tek başına geliştirmiş ve popüler olmasını sağlamıştır. Çocukluk yıllarından itibaren müthiş bir kulağa sahip olan Mozart, duyduğu her müziği aklına kazıyabiliyordu. Bu yüzden, Londra, Paris, Viyana ve Mannheim’de karşılaştığı bestciler, birlikte çaldığı o dönemin efsanesi Mannheim Orkestrası, Mozart’ın gelişiminde büyük rol oynamıştır. Mozart’ın ilk çalışmaları İtalyan tarzına benzemesine rağmen dah sonraki çalışmalarında Johann Christian Bach’ın izleri görülür. Mozart’ın en bilinen özelliklerinden biri de belli bir düzenin uyumuydu, bu Barok tarzın karışık yapısına bir tepkiydi. Mozart olgunlaştıkça Barok tarzdan da birtakım özellikler eklemiştir yapıtlarına. Çalışma hayatının genelide enstrümental müzik ve operalara odaklanmıştır. Operalarında orkestranın psikolojik, duygusal ve dramatik geçişlerini ifade edecek yöntemler geliştirdi. Senfonilerinde çözülemeyecek seviyede komplike bir şekilde orkestrasını kullanmıştır. Orkestranın psikolojik etkisini geliştirmesi eserlerinin büyük bir bölümünde rol oynamıştır. Mozart yaşadığı dönemden dolayı Türklerle de yakın ilişkiler içerisinde bulundu. Her iki tarafın da birbiri açısından önemi vardır. Mozart Türklerin müzikleri ve yaşam tarzlarına çocukluğundan beri ilgi duymuş ve besteler yapmıştır. Türkler için bestelediği ve en bilinen yapıtı Turkish March Piano Sonata No 11’dir (Türk Marşı).

Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR