Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

21 Ekim 2022

Kitap

Yankı Dağı’nın ‘Doğal Yankıları’

Burak Soyer

Paylaş

0

0


Lauren Wolk’un kaleme aldığı Yankı Dağı, Büyük Buhran’dan nasibini alan bir ailenin Yankı Dağı’na yaptığı mecburi göçü ve burada karşılaştıkları zorlu doğal yaşam koşullarına karşı mücadeleyi anlatırken, sınıf ve ‘öteki’ olmak, kent-köy, insan-doğa ilişkisi, birliğin doğurduğu kuvvet ortamına uygun olarak son derece ‘doğal’ biçimde kitapta kendine yer buluyor. 

Amerikalı şair ve yazar Lauren Wolk, 2017’de yayımladığı Wolf Hollow romanıyla Newbery Onur Ödülü’nü ve bir sonraki yıl çıkan Beyond The Bright Sea kitabıyla da Scott O’Deil Tarihsel Kurgu Ödülü’nün sahibi olmuş. Wolk’un Genç Timaş etiketiyle, Esma Fethiye Güçlü çevirisiyle yayımlanan son kitabı Yankı Dağı, 1929 yılında Amerika’da borsanın çöküşü sebebiyle ‘Büyük Buhran’ diye anılan ekonomik kriz sonucu değişen milyonlarca hayattan sadece birkaçını ele alarak hem henüz emekleme döneminde bile olmayan modern çağın ayak seslerine hem de bambaşka bir hayat olan doğa çerçevesi içindeki insani ilişkilere odaklanıyor.

1934 yılında Amerika’nın Maine eyaletinde kardeşi Samuel, ablası Esther ile terzi babası ve eski müzik öğretmeni annesiyle birlikte Büyük Buhran’dan payını alan Ellie ve ailesi kendileri gibi tonla insanla Yankı Dağı’na ‘göç etmek’ zorunda kalır. Buhran öncesi hayatları gayet yerinde olan aile artık bir kulübe içinde uyumaya özlem duyacak hale gelmiştir. Her şeyden evvel karşılarında yenilmez güç doğa vardır ve kendi kuralları olan bu görünmez varlık başlarda “yabancıları buralarda hiç sevmez.” Günler, haftalar geçer. Ellie’nin babası bir kulübe yapar ve başlarını sokacak bir yerleri olur. Ancak yiyecek sıkıntısı her daim kendini göstermektedir ve üç öğün bir yana bazen günü tek öğünle kapattıkları olur.

Bir gün Ellie’nin babasının kestiği ağaç üzerine devrilir ve babası zamansız bir uykuya dalar. Bundan sonra işleri daha da zor hale gelir. Abla Esther hiçbir şeyin ucundan tutmazken ufak Samuel ise içinde bulunduğu dünyaya dair en fazla açıklamaya ihtiyaç duyan kişidir. Onlara göre nispeten zengin olan komşularıyla geyik eti, süt, bal gibi yiyecekler karşılığında, bunlara denk gelecek daha fazla şey vererek bir değiş tokuş ya da ‘alışveriş’ sistemi kurarlar. Ancak her zaman çok daha fazlasını veren Ellie’nin ailesi olur. Ufak kulübe işleri dışında bolca zamanı olan Ellie, bu boş vakitlerde Yankı Dağı’nı keşfe çıkar. Yine bu gezintilerinden birinde ‘bir şey’ görür. Ona, “merhaba,” der ama cevap gelmez. Sonra bir ayıya denk gelir. Çocuklarını Captain Fantastic filmindeki Cash gibi yetiştiren babasından öğrendiği taktikle ayıdan kurtulur. Ellie yaşadığı ortamın sınırları içinde yaptığı gezilerden sıkılıp hakkında birçok dedikodu dönen Yankı Dağı’nın öte tarafına geçmeye karar verir. Ve yapar da. Burada izbe bir kulübeyle karşılaşıp içeri girdiğinde kendisininkiyle alakası olmayan yaşam izlerine ve yatalak gibi görünen bir kadına rastlar. Kadının bir bacağı artık leş yiyen kurtçuklar tarafından istila edilmiştir. Ellie onu iyileştirmeye karar vererek sık sık ziyarete gitmeye başlar. Kadının bir ‘otacı’ olduğu, dağın bu yanında sıkça konuşulmaktadır ancak Ellie bunların hiçbirini dikkate almadan ziyaretlerine devam eder. Bu ziyaretlerde Cate adındaki eski hemşire bu kadından doğadaki canlıların sonsuz şifalarıyla ilgili bilgiler kapar. Bir taraftan da odasına yılan sokmak da dahil türlü denemelerle babasını koma halinden çıkarmaya çalışan Ellie’nin elinden hiçbir şey gelmemeye devam eder. Ellie ile Cate arasındaki muhabbet ilerler, kadının torunu Larkin de buna dahil olur ve önce Ellie’yi izleyenin Larkin olduğunu sonra da Cate’in kim olduğunu öğreniriz, gerisi ise çorap söküğü gibi gelir.

Lauren Wolk’un Yankı Dağı kitabının işlediği konu aslında günümüz şartlarına göre değiştirilerek çokça yapılıyor. Ancak bunların çoğu kişisel gelişim ya da benzer türler içinde ortaya çıkıp insanlara şifa dağıtmayı (!) hedefliyor. Wolk’un kitabı da ilk başta böyle görünse de Ellie ve ailesinin Yankı Dağı’ndaki yaşamını kutsamıyor yazar. Doğayı ve onun adı konulmamış kanunlarını ve insanların o ortama ayak uydurma mecburiyetlerinin zaten ‘doğal’ olduğunu vurguluyor. Ellie’nin komşuları Andersonlar’ın normal şartlar altındaymış gibi yaşamaları, bir nevi ‘doğa ağası’ pozisyonunda olmaları sisteme paçayı kendi rızasıyla verenlerin cürmünün her yerde aynı olduğuna değinmesi, Cate’in adının çoktan ‘otacı’ya çıkması, sınıf ve öteki kavramlarının coğrafya tanımadığının da göstergesi olarak kitaptaki yerini alıyor. Ellie’nin Cate’i ‘keşfiyle’ gelişen ‘birlik’ olma, ‘birlikte’ mücadele etme, ‘birlikte’ var olma gibi meseleler ise kitabın temelini oluşturuyor. Kısaca, Yankı Dağı’nda, duyabilene, çok şey ‘yankılanıyor’.   

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Eleştiri Ne Âlemde?Maurice Blanchot
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Tuba Karamuklu

31 Ağustos 2025

Annelik, Bağ ve Yüzleşme Üzerine Bir R..

Her Şey Bir Kırmızı Paltoyla Başlıyor...İnsan bazen bir hikâyeyi olay örgüsünde değil, kelimelerin titreşiminde, satır aralarındaki boşluklarda, sessizlikte hisseder. Kırmızı Paltolular, işte tam da böyle bir roman. Luigi Ballerini, ON8 K..

Devamı..

Rusya Svalbard'a Dönüyor

Elisabeth Braw

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024