Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

23 Mart 2021

Öykü

Yerine Ulaşmayan Mektup

Seher Özen Karadeniz

Paylaş

1

2


Elindeki mektupla simit tezgâhının yanı başındaki duvarın dibine diz çökmüş beklerken uzaklardan gelen haberi sigarasından aldığı nefesle içine çekti. Saat dokuzu gösterir göstermez, sigarasını yere atıp ayağıyla iyice ezdi, duvarın arkasında kalan, turnikeden başlayan sırada yerini aldı.

İçinden tekrarlıyordu. “Birinci kat, sağdan ikinci oda.” “Buyurun hanımefendi?” Kendine geldi bu sesle. Önünde açılan otomatik kapıdan geçti, az önce sırada duran adamla kadını gördü, koltuklarda oturmuş bekliyorlardı. Sanki bir yarıştaymış gibi önündekini geçmeye çalışıyordu. Yakaladığı hız, parlak mermer zeminin ayağının altından kaydığını hissettirdi. Koridorun sonundaki merdivenlerin başına geldiğinde tırabzana tutunup bir süre öylece kaldı. Derin birkaç nefes. Basamakları üçer beşer çıkarken elindeki mektubu var gücüyle sıkıyordu. Merdivenlerin başında durup terlemiş avucundaki mektubu diğer eline geçirdi.  Kendine çeki düzen verdi.

Sağdan ikinci kapının önüne geldiğinde, sağ yandaki isimliği göz ucuyla okudu, kapıyı usulca tıklatıp içeriye gerdi. Bir rüyadan uyanmış gibi, elindeki evraklardan başını telaşla kaldıran sekreter; “Buyurun hanımefendi, konu neydi?” dedi. “İyi günler. Arif Bey’e gelmiştim. Zeliha Atabey ismim.” “Arif Bey henüz gelmedi. Randevunuz var mıydı?” Giriş kapısından odanın kapısına gelinceye kadar kendini tutan Zeliha’nın odaya girince dizlerinin bağı çözülmüştü. Önündeki koltuğa kendini bırakmamak için zor durdu. “Var,” dedi. Sekreter,  randevu defterine baktı. İsmi bulup elindeki renkli kalemle üstünü çizdi. Bir işi daha bitirmenin verdiği rahatlık yüzünden okunuyordu. Koltuğu işaret ederek kadına oturmasını belirtti. Zeliha, son umudunu bağladığı bu randevuya gelebilmiş olmanın verdiği mutlulukla, oturmayı hak ettim dercesine, telaşsız, kendinden emin koltuğa yerleşti, öyle ucuna değil, sırtını doldurarak.

Sekreter evrak işlerini yapıyor, Zeliha odayı inceliyordu. “Az daha sağa kaydırsa bizim dükkân da çıkardı,” diye geçirdi içinden, altında ‘Arif Taşdelen’ yazan fotoğrafa bakarken. Yirmi yıl öncesinin şehir merkezi, fotoğrafın çıkmayan sağ tarafında babasının fotoğrafçı dükkânı vardı, bütün kasabanın en az bir kere uğradığı. Şimdilerdeki gibi değildi, hiç kimsenin cep telefonuyla çek, fotoğrafçıda bastır yapmadığı zamanlar. Arif Beyin adaylık ve ilk seçim kampanyası fotoğraflarını da babası çekmişti. Adaylık için çektirdiği fotoğrafı da kendi çektiği fotoğrafın karşısına, odasının duvarının bitişiğine asmıştı. İki fotoğraf birbirine bakıyordu. Bunları aklından geçirirken, az önce kendisinin korkuyla karışık telaş içinde geldiği odaya, koltuklarının altında siyah dosyalarla, takım elbiseli iki kişi girdi. “Arif Bey ile randevumuz vardı. Abanoz İnşaat’tan Selim Doygun ben,” dedi içlerinden biri. Sekreter, onlara da benzer cümleler söyleyip, boş koltuğa davet etti. Odada bir tane boş koltuk olunca diğeri ayakta kaldı. Öğlene kadar en az on kişi Arif Beyi sorup sıraya girmişti. Sekreter “Öğleden sonra gelecek. İsterseniz beklemeyin,” dediyse de, zar zor randevu almış ziyaretçiler odayı, odanın dışındaki sıralı koltukları terk etmedi. Odadan,  koridordan ince bir ses bulutu yükseliyordu.

Bekleyenler, sekreterin sessizlik imasını, uyarısını bir süre dikkate alıp susuyor, sonra günlerce, aylarca, belki yıllarca dertlendikleri şeylerin, çözüm için son çare vekil kapısına getiren dertlerinin ne kadar önemli olduğunu birbirlerine anlatıyordu. Zeliha kimseye anlatmadı. Bir tek, koltuğunun altında dosyalarla gelenlerin müşkülü aklında kaldı. Eski hapishaneyi yeniden yapacak olan inşaat firmasının ihale dosyası. “Dosyayı hazırladık da, eksik varsa Arif Bey söyleyecek.” demişlerdi. Mektup üstüne mektup yazan kızı… Elindeki mektuba baktı. Kızının sözleri geldi aklına, “Hemşerimizdir,  mektubumu götür elden ver Arif Amcaya, meclise taşırsa belki dosyamı yeniden incelerler. Tedavime de evde devam ederim.” 

Arif Beyin ziyaretçileri, müşküllerini sekreterin aralıksız çalan telefonu eşliğinde aktarıp bitirmişlerdi ki Arif Bey meclisteki odasının kapısında göründü. Zeliha, sekreterin önündeki koltukta oturduğu ve ilk gelen olduğu için önceliğin kendisine verileceğini sandı, ama Arif Bey karşı koltukta oturan takım elbiseli adamı hafif bir baş hareketiyle odasına çağırdı. Zeliha dönüp sekretere bir çift laf edecekti ki sekreter, “Konunun aciliyeti vardı,” diyerek çalan telefonu açtı. “Odasında. Ziyaretçisi var efendim, hemen mi? Tamam söylüyorum.”  Ahizeyi bırakmadan vekilin dâhili telefonunu tuşladı. “Vekilim, bakan bey sizi istiyor.” Ahizeyi yerine koyarken Zeliha ile göz göze geldi.  “Ne yapabilirim?” dercesine omuzlarını yukarı çekti, iki elini yana açtı. Zeliha’nın omuzları düştü. Avucundaki mektubu suyunu çıkarmak istercesine sıktı.

YORUMLAR

Zafer YILDIRIM

Çok akıcı. Bi solukta okudum. Mekan betimlemesi de çok iyi olmuş. Elinize sağlık.

24 Mart 2021

Zafer YILDIRIM

Çok akıcı. Bi solukta okudum. Mekan betimlemesi de çok iyi olmuş. Elinize sağlık.

24 Mart 2021

Öne Çıkanlar

Her Nesne Bir Sanat Eserine Dönüşebili..Oggito
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Halil Yörükoğlu

24 Ağustos 2025

Banu Yıldıran Genç: “Okur problemimiz ..

Edebiyatta yeteneğe çok inanmam ama dilde sanırım biraz inanıyorum.Halil Yörükoğlu: Sevgili Banu,klasik bir girişle yani nasılsın demekle başlayacaktım ama hemen aklımdaki soruya geçmek istedim. Dünyanın herhangi bir yerinde..

Devamı..

Evlilik Hakkında Konuşmalıyız

B. Y. Genç

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024