Kime cadı denir? İtaatsiz, kolay kolay kontrol altına alınamayan, kendi zamanı açısından aşırı seksi ya da iradesi aşırı güçlü. Geçmişte insan bedenini, yeryüzünü, yıldızları ve hatta kendi zihnini bile toplumun düşündüğünden çok daha iyi bilen kişilere cadı sıfatı yakıştırılırdı.
Cadıların itibarı son zamanlarda iade edilmiş olsa gerek. Zira kayda değer bir cadı edebiyatı kanonunun oluştuğunu ve “cadı estetiği” üzerine eserler veren çağdaş yazarların günden güne arttığını söylemek mümkün: gotik korku romanı Tavşan’ın haylaz yazarı Mona Awad, sihirbaz Carmen Maria Machado, birden fazla işle meşgul delifişek Renee Gladman ve – nasıl olduğunu açıklayamasam da gerçek bir cadı olduğundan emin olduğum – Donna Tartt onlardan yalnızca birkaçı.
Bu doğaüstü enerji öylesine gösterişli ve mağrur ki, bu enerjiden feyz alarak kadın yazarları cadı silüetinde resmeden Taisia Kitaiskaia ve illüstratör Katy Horan’ın Literary Witches (Edebiyat Cadıları) isimli tarot destesi ve rehber kitabı, yayımlandığı 2017 yılında bir hayli ilgi gördü. Ben de onlardan ilhamla – ve elbette biraz da mevsim etkisiyle – maharetlerini kâğıt üstünde gösteren cadı yazarların bir listesini derledim.
İşte yirminci yüzyılın büyük büyücülerinden birkaçı:
Devrimci Cadı Toni Cade Bambara
Afrika merkezli şiirleriyle tanınan Amerikalı yazar ve aktivist. yazdıklarının ruhani dünyayla fiziksel dünya arasında bir araç olduğunu söyleyen Bambara, kendini de bir yaratıcıdan ziyade bir aracı olarak tanımlamış ve fütürist vizyonunu Gorilla, My Love ya da başyapıtı The Salteaters gibi derlemelerinde düzyazıyla birleştirmişti.
Varsa eğer bir cadı, işte o Toni Cade Bambara’ydı.
Dünyevi Cadı Maryse Condé
Merhum Condé, onarıcı okumalara meyilli büyüleyici bir yazardı. Ünlü romanı Ben, Tituba’da edebiyatın en bilinen brujalarından birine, Salem’in Kara Cadısı’na kayda değer bir derinlik kazandırdı.

Aşk Cadısı Anaïs Nin
Cinselliğe olan olumlu bakışıyla tanınan Fransız-Amerikan günlük yazarı insan bedenini nasıl da güzel anlatır. Öyle ki, geçmişte The New Orleans Review’a vermiş olduğu bir röportajda Henry Miller ile arasındaki manyetik çekimden bahsetmiş ve “Sezginin öneminden asla kuşku duymam,” demişti.
Eminim öyleydi.
Baş Cadı Shirley Jackson
Perili köşkleri ve ölüm piyangolarıyla dünyayı dehşete düşüren ama bir o kadar da heyecanlandıran Jackson’ın cadılığını uzun uzun anlatmaya lüzum yok. Okült ilimlerle, özellikle de büyücülükle ilgilenen Shirley Jackson aynı zamanda “tüyler ürperten devasa ev sizi yakalamaya çalışıyor” fenomeninin de yaratıcısıydı.
Yeterince kışkırtıcı mı? Biz Hep Şatoda Yaşadık olmaksızın bir Lydia Deetz olmazdı.

Kasabanın Cadısı Sylvia Townsend Warner
Djuna Barnes ve Virginia Woolf gibi (diğer cadı) yazarların çağdaşı olan İngiliz komünist ve eşcinsel yazar Warner, küstah bir süpürge sürücüsü ve Parlak Gençler’in akranıydı. Müthiş romanı Lolly Willowes’da ise 1920’li yıllardaki bir cadı meclisini ele aldı.
Süslü Cadı Eileen Chang
Dinin göstermelik geleneklerini sorgulamadığı sürece problemli romantik ilişkiler ve ihanetler hakkında yazan Chang, Written on Water isimli derlemesiyle kendi toplumunda eşine pek rastlanmayacak türde feminist bir cesaret sergiledi.
Chang, Kitaiskaia ve Horan’ın edebiyat cadılarını resmeden kartlarında kaderi temsil ediyor – hepimiz ışıl ışıl parlayalım.

Kutsal Cadı Simone Weil
Yerçekimi ve İnayet’in yazarı ünlü spiritüalist ölümünden yıllar sonra adeta kültürel bir rönesans yaşıyor. Adanmışlık, ehemmiyet ve “bizi ilahi olana” yakınlaştıran ritüeller üzerine yazdığı yazılar, ruhsal olarak nadasa bırakılan çağımıza hitap ediyor gibi.
Geçmişin ve Geleceğin Cadısı Rosaria Castellanos
Weil’i kendine bir hayli yakın gören Meksikalı feminist, şair, romancı ve deneme yazarı Castellanos, aldığı felsefe eğitiminin de etkisiyle kısa yaşamını derinlikli görülerle çerçevelerken kurgularının çoğunu da psişik kehanetlere dayandırdı.
Kaleydoskopik başyapıtı The Book of Lamentations, kadim büyülerle Katolikliği karşı karşıya getirir.

Komik Cadı Joan Lindsay
Avustralyalı ünlü yazar Joan Lindsay, gotik gerilim romanı Picnic at Hanging Rock’ı “alışılmadık derecede canlı bir rüyadan” ilhamla yazmış. Aynı zamanda ressam olan ve sürekli gerçekle kurgu arasında gidip geldiğini söyleyen Lindsay, sırf düşünce gücüyle saatleri durdurabileceğine inanıyordu. Nasıl? Pekâlâ, bu kadarı yeter, haylazlık galip geldi.
Hepimizin Cadısı Magda Szabó
Amerika Birleşik Devletleri’nde daha ziyade Abigail ve Kapı gibi hem sıra dışı hem de ürkütücü romanlarıyla tanınan Macar yazarın büyüsü modern ve ölçülü, peri masallarının içinde sır saklayan kadınlar hakkında yazıyor – ötesi var mı, işte tam da olmak istediğim cadı.
Çeviren: Fulya Kılınçarslan






