40 yıllık çizerlik kariyerine 22 albüm, 4 roman, 4 anı kitabı ve bir de masal sığdıran Hasan Aycın, son albümü Korkma - 41 Mısra 41 Çizgi'de, İstiklal Marşı’nın 41 mısraının her birini yine 41 çizimle yorumluyor.
Hasan Aycın 1955 yılında Balıkesir’in Aslıhantepecik köyünde dünyaya gelmiş. İlkokulu doğduğu topraklarda, İmam Hatip Lisesi’ni de Balıkesir’de okumuş. 1980 yılında Bursa İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi’nden mezun olmuş. 1975 ile 1982 yılında Merinos fabrikasında grafiker olarak görev yapmış. 1984 yılında da İstanbul’da serbest grafikerliğe başlamış. Kayıtlar dergisinin kurucuları arasında yer alan Hasan Aycın’ın ilk çizgisi Yeniden gazetesinde yayınlanmış. Şu ana kadar Manevra, Yönelişler, Aylak Dergi, Kadın ve Aile, Gül Çocuk, Mavi Kuş, Birdirbir, Inquiry, Kardelen, Kayıtlar, Kitap Postası, Kudüs, Elif, Genç Doku, Hece, Hece Öykü, Tohum, Mostar, İtibar, Muhayyel, Temmuz, Gerçek Hayat dergilerinde çizgileriyle yer almış. Halen de Yedi İklim, Muhit, İlim ve İrfan, Maarif, Derin Tarih, Cins dergilerinde ve Yeni Şafak gazetesinde çizmeye devam ediyor. 40 yıllık çizerlik kariyerine 22 albüm, 4 roman, 4 anı kitabı ve bir de masal sığdıran Aycın, Ketebe Yayınları’ndan çıkan son albümü “Korkma - 41 Mısra 41 Çizgi”de, İstiklal Marşı’nın 41 mısraının her birini yine 41 çizimle yorumluyor.
Korkma - 41 Mısra 41 Çizgi için, Hasan Aycın’ın sanatçılığında insanın tarihsel yaşam macerasından alışılageldik örnekleri durgun, sade, yalın bir perspektifle oluşturduğu çizgilerin birer toplamı desek yanlışa düşmeyiz sanırım. Sanatı yaşamak olarak gören ve yaşamdan beslenerek eserlerini ortaya çıkaran Aycın, son albümünde de bu topraklarda yazılmış bir destanı, sanatını kutsamadan ancak asla da önemsiz kılmadan, insanın, insanla, tarihle, kültür ve inançla kurduğu münasebeti kendi imgeleriyle kağıda dökerek aynı noktada buluşan anlamlar ortaya çıkarıyor. İstiklal Marşı’nın 41 mısraını kendince yorumlayıp, kendinden çıkanı kaynağı olan insanla buluşturan Aycın’ın albümü, onu yorumlayan Cemal Şakar’ın şu sözlerini her bakımdan haklı çıkarıyor: “Hasan Aycın’ın, insanı zorunlu olmadıkça çıplak, yalın, basit olarak çizmesi, insana yüklenen birçok ideolojik, kültürel, tarihsel yüklerden arındırma gayretinin bir sonucudur. İnsan kendisiyle, ötekiyle ve eşyayla belli bir kültürel çerçevenin içinden temas kurar. Verili bir dil bu temasın biçimini de belirler. Bu yüzden Aycın, insanı soyarak kendisiyle, fıtratıyla baş başa bırakmayı dener. İnsan soyundukça, yalınlaştıkça, basitleştikçe kendiyle onu o yapan özle, hakikatle baş başa, yüz yüze kalacaktır.” Okur da Korkma - 41 Mısra 41 Çizgi'yi bitirdikten sonra Şakar’ın dediği gibi “özle, hakikatle baş başa, yüz yüze” kalıyor…






