Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

5 Aralık 2019

Edebiyat

10 Ünlü Yazarın Son Mektupları

Oggito

Paylaş

5

0


Arthur Rimbaud (1854-1891)

“Tamamen felç oldum.”

Arthur Rimbaud şiiri çok genç yaşta bırakır: Yirmi bir yaşında Afrika’ya doğru yelken açar ve Aden’e yerleşir. Orada silah tüccarlığı ve kaçakçılık yapar. On yıl sonra muhtemelen bir tür tümörden kaynaklanan şiddetli bacak ağrıları nedeniyle Fransa’ya dönmek zorunda kalır. Marsilya’da tedavi altına alınır. Hastanedeyken ağrı ve uykusuzluk onu derin bir hezeyana sürükler. Doğu’ya dönme arzusu bir saplantı halini almıştır. Son sözlerini kız kardeşi Isabel’e deniz sevkiyat şirketi müdürüne gönderilmek üzere yazdırır. Burada bahsi geçen diş payları muhtemelen fildişi kaçakçılığı ile ilgilidir. Ertesi gün, 10 Kasım 1891’de henüz otuz yedi yaşındayken hayata gözlerini yumar.

9 Kasım Pazartesi 1891

Marsilya

Sayın Müdür, 

Hesabınızı kapadığımdan emin olmak istedim. Muhtemelen Aphinar’dan olması gereken ama adını bile bilmediğim bu gemiyi bırakmak istiyorum. Her taraf denizcilik şirketleriyle kaynarken bedbaht ve çaresiz olan bendenizin bir tane bile bulamayacağıma sokaktaki köpekler şahidimdir. Süveyş’e hareket eden Aphinar seferindeki geminin ücretini bana yollar mısınız? Tamamen felç oldum. Bu yüzden zamanında gemide olmak istiyorum. Saat kaçta beni gemiye taşımaları gerektiğini söyler misiniz?

Honoré de Balzac (1799-1850)

“Sürekli kılımı kıpırdatmadan, ağzımdan tek laf çıkmaksızın mumya gibi durmam lazım.”

Alacaklıların sürekli peşinde olduğu Balzac, kürek mahkûmu temposuyla yazmak zorundaydı. Ama çalışma masasında birbirine eklenen uykusuz geceler zaten zayıf olan kalbini erkenden yıprattı. Ömrünün son aylarında eşi Madam Hanska onun sekreterliğini yaptı. Arkadaşı Théophile Gautier’ye hitaben yazılmış son mektuplarından birini de eşine dikte ettirmişti. Mektupta yalnızca son satır Balzac’ın kendisi tarafından yazılmıştır. Ölüm döşeğindeki yazar 18 Ağustos 1850’de elli bir yaşında hayata gözlerini yumdu. 

20 Haziran 1850

Paris

Azizim Théophile,

Bana gösterdiğiniz ilgiden dolayı canıgönülden teşekkür ederim. Son uğradığınızda evde olmayışım durumumun iyiye gittiği anlamına gelmiyor. Doktorun koyduğu kuralları çiğneyerek gümrük dairesinden eşyalarımı almaya gittim.

Bugün bronşitten ve karaciğerime musallat olan rahatsızlıktan kurtuldum. İyileşme var gibi. Yarın da kalp ve akciğer bölgesindeki esas rahatsızlığa yönelik tedavi başlatılacak. Bu tedavi sayesinde büyük umutlar beslemeye başladım. Ama sürekli kılımı kıpırdatmadan, ağzımdan tek laf çıkmaksızın mumya gibi durmam lazım. En az iki ay bu şekilde yaşayacakmışım. Size bu durumu bildirmeyi, doktorların beni mahkûm ettiği bu tecrit halinde gözümde katbekat değerlenen dostluğunuz karşısında borç sayıyorum. 

Eğer tekrar gelirseniz önceden bana günü ve saati haber verin ki uzun zamandır görüşemediğim sizi evimde konuk edip hasret giderebileyim.

Sizi seven dostunuz

Ne okuyabiliyorum ne de yazabiliyorum!

Balzac

Voltaire (1694-1778) 

“Mutlu Ölüyor.”

Seksen üç yaşındaki Voltaire ıstıraplı bir hastalıktan mustariptir. Doktoru kendisine topu topu yaşayacak birkaç haftası kaldığını söyleyince ruhban-karşıtı filozof, ölümünden sonra kendisine bir mezarın çok görülmesi ihtimaline önlem almak ister. Bir Katolik olarak öldüğüne şahit olması için Rahip Gaultier'yi çağırır. Fakat ruhban sınıfı otoriteleri bu rahibi kabul etmediğinden, yeterli görülmez. Neyse ki ölüm anında bir orta yol bulunur ve filozof 30 Mayıs 1778'te vefat eder. Son mektubunu ölümünden dört gün önce Gérard de Lally-Tollendal'a yazar. Mektup, Gérard'ın babası Lally Kontu'nun ölümünden sonra aklanması vesilesiyle yazılmıştır. Voltaire onun 1766'da haksız yere mahkûm edilmesine karşı çıkmıştır. 

26 Mayıs (1778) 

Ölüm döşeğindeki kişi bu önemli havadisle diriliyor; sizi sa-mimiyetle kucaklıyor; kralın hukukun hamisi olduğunu görüyor; mutlu ölüyor.

Marcel Proust (1871-1922)

"Yaşarsam görüşürüz.”

 Hayatının büyük bölümünü ağır hasta ve astımlı geçiren Marcel Proust’un vakitsiz ölümü 18 Kasım 1922 günü gerçekleşir. Elli bir yaşındadır ve daha Kayıp Zamanın İzinde'nin son ciltlerini yazamamıştır. Kardeşi Robert Proust son müsveddeleri alacak, Jean Paulhan ve Jacques Rivière ile üzerinde çalışarak Prousť'un ölümünden sonra yayınlayacaktır. Ne var ki, "Küçük Marcel"in Birinci Dünya Savaşı öncesinin popüler yazarlarından, esas adı Henri-Simon Schwabacher olan Henri Duvernois'ya yazdığı mektupta üzerinde durduğu noktaları harfiyen uygulamaz. 

(28 ya da 29 Ekim 1922) 

Sevgili dostum,

 İçinde bulunduğum durumu görseniz şu an nasıl bir mucize eseri mektubunuzu açıp, nasıl da daha büyük bir mu size cevap verecek gücü kendimde bulduğuma şaşardınız. Kısacası, şu an çek yollamayın lütfen, bu sinir bozucu sağlık sorunundan kurtulursam bunlarla ilgilenecek vaktimiz olacak. "Roman"a gelince geriye bir şey kalmadığından ister ateşe atın ister kafanıza göre basın. Deli saçması talimatlarından bir şey anlaşılmamasına şaşırmadım. Ben çıkarılacak yerleri çıkardıktan sonra toplam 9000 satır daha kaldığını hesaplamışlar. O sırada rahatsızlandığım için daktiloda yazdığım bütün bölümleri hesaplamadan çıkardım. Biraz daha çıkarılması ya da çıkarılmaması umurumda değil. Bütün bunları size yazma zahmetine katlanmamın nedeni kitabın (Gallimard) çok geçmeden çıkmasını istemem. Su durumda biriyle görüşecek olsam o da sizin arkadaşınız olurdu. Ama ziyaretçi kabul etmem kesinlikle yasak, hatta imkânsız. Yaşarsam görüşürüz. Gereksiz önlemler bölümü saçma ama sorun çıkarmayacak tek bölüm. Tekrar yazacak enerjiyi bulursam, sevgili Robert de Flers'e yazıp “yiğitçe direnilmiş sancılı ve uzun bir hastalık" sonrası beni mazur görmesini isteyeceğim. Gerçi bu pek doğru değil, çünkü konuyla bir alakası yok. Zaten paçayı kurtaracağımı düşünüyorum. Ama bu durumda bile bana vaat edilen nekahet döneminin zorlu geçmesini dilerim. Bana cevap yazmayın sevgili dostum. Hakkımda bilgi edinme zahmetinde bulunmayın (kimse bir şey bilmiyor zaten). Size, Rivière'in Bourget ödülünü kazanmasına ilişkin bir şey yazamayacak kadar hastaydım. Kendisine sevgi ve hayranlık duyduğumu biliyorsunuz. Şimdi işleri yoluna koymalı. Yazdıklarımda rüyalarımdan ve uykularımdan bahseden bölümleri çıkarın. Ben unutmuş olabilirim. Gereksiz tekrara düşmenin bir anlamı yok. Artık benden sessizlikten başka bir beklentiniz olmasın, siz de beni taklit edin. Saygılarımla. 

Marcel Proust 

Paul Valéry (1871-1945)

"Istırap içindeki beden, aklın gözünden perdeyi büsbütün kaldırıyor."

Paul Valéry, Collège de France'ta kendi onuruna kurulan ilk şiir kürsüsünü takip eden bütün bir neslin düşünce üstadı olmuştur. Denemeci ve şair olduğu kadar mektup yazarıdır da. Kendinden otuz iki yaş küçük son ilham perisi romancı Jean Voilier'ye yazdığı mektupları da bunu göstermektedir. Hayata gözlerini yummadan birkaç gün önce son sözlerini ona yazar.

(6 Haziran 1945) 

Çarşamba saat altı 

Sevgili dost,

Dayanılmaz şurubun dozunu biraz azalttılar. Dünün ve evvelsi günün kök söktüren nöbetleri tekrar etmesin istedim. Bugün vücudum daha dayanılabilir bir tepki verdi. Tepeden tırnağa üşüyorum ama sarsıcı titremeler yok. Zaten battaniye ve ısıtıcı yastıklarla sarılıp sarmalandım. Her yanım vıcık vıcık ter... G. bu tedavinin elzem olduğunu söyledi. Şok tedavisiymiş. Demin Duhamel gelip iki tatlı öpücük kondurdu. Size anlatacak başka şeylerim olsun isterdim. Hem de ne şeyler! Size tüylerinizi diken diken edecek o meşhur şarkıları söylemek isterdim. Ama henüz şarkı söyleyecek durumda değilim. Hem söyleyeceklerim ele avuca gelmez şeyler. Şu an ifade edebilecek durumda değilim. Mükemmel bir kutu yollamışsınız. Sizin gibi zarif birinden de bu beklenirdi. Cuma günü gelin. Umarım geldiğiniz zaman beni ateşli bir komada yakalamazsınız. Sizi ne zaman görebileceğim? Ah, ne bedbahtlık! Istırap içindeki beden – heyhat – aklın gözünden perdeyi büsbütün kaldırıyor. Şükürler olsun, yine de şükürler olsun.

Franz Kafka (1883-1924)

"Bir de sadece fısıltı halinde, o da seyrek olarak, konuşmaya hakkım olduğunu düşünecek olursanız, ziyaretinizi seve seve ileri bir tarihe ertelerdiniz.”

Kafka son mektubunu tüberküloz tedavisi gördüğü Viyana yakınındaki Kierling sanatoryumundan ailesine yazmıştır. Kırk bir yaşına yeni basmış, çok zayıflamış olan Kafka son nefesini bir sonraki gün verecektir. 

(2 Haziran 1924, Kierling)

Pek sevgili annem babam, mektuplarınızda kimi zaman değindiğiniz şu ziyaret hakkında konuşalım. Benim için çok önemli olduğundan hep aklımda. Epeydir bir araya gelemediğimizden görüşmek çok iyi olurdu. Prag’daki buluşmamızı saymıyorum. Ev baskını gibi bir şey oldu o. Franzensbad'da – ki birkaç saati saymazsak, en son ne zaman güzel bir belde – de, baş başa, huzur dolu birkaç gün geçirdik hatırlamıyorum. Sizin de mektubunuzda belirttiğiniz gibi, birlikte “güzel bir bardak bira" içmek; “güzel" sözcüğünden anladığım kadarıyla, babam Heuriger'in içkilerini pek beğenmemiş. Bira söz konusu olduğunda, onunla hemfikirim. Zaten eskiden sıcak günlerde düzenli olarak bira içerdik. Yıllar önce babam beni yüzme okuluna götürürken beraber içerdik. 

Ziyaretinizi haklı gösterecek pek çok nedenden biri bu. Ancak bu ziyareti şimdi gerçekleştirmemeniz için de bir yığın sebep var. Öncelikle babam pasaport engeliyle karşılaşacak. Böyle olunca da ziyaretin pek bir anlamı kalmıyor. 

Ayrıca yanında kim olursa olsun, annemin bütün dikkati benim üstümde yoğunlaşacak. Temaşası hoş bir manzara arz etmemekteyim. Viyana'da ve buraya ilk geldiğimde yaşadığım sorunları biliyorsunuz, bunlar beni az çok güçsüz düşürdü. Ateşimin geç düşmesi beni adamakıllı yordu bu da iyice zayıflamama yol açtı. Boğazımın oynadığı kötü oyun beni olması gerekenden fazla hırpaladı. Şu an bütün bu yorgunluklardan paçayı kurtarmaya çalışıyorum. Dora ve Robert'in yardımı olmazsa ne yapardım? Uzakta olsam imkânsızdı bu. Halen şu son günlerde ortaya çıkmış bağırsak nezlesiyle boğuşmaktayım. Bütün bunlar demek oluyor ki, yanımdaki müthiş yardımcılarıma, tükettiğim temiz hava ve sağlıklı besinlere, günlük hava banyolarına rağmen, tam olarak iyileşemedim. Hatta vücudumun bütünü dikkate alınacak olursa, beni en son Prag'da gördüğünüz kadar olsun iyi durumda değilim. Bir de sadece fısıltı halinde, o da seyrek olarak, konuşmaya hakkım olduğunu düşünecek olursanız, ziyaretinizi seve seve ileri bir tarihe ertelerdiniz.

Güzel şeyler de olmuyor değil: Yakınlarda bir profesör gırtlağımda dikkate değer bir iyileşme tespit etti. Hiçbir çıkarı olmadığı halde, sadece cana yakın bulduğu için haftada bir arabasına atlayıp ziyaretime geliyor. Bu ziyaretler karşılığında neredeyse hiçbir şey talep etmiyor. Sözleri benim için çok avutucu oldu. İşler yoluna giriyor gibi. Fakat bu bile şu an çok bir şey ifade etmiyor. Durumumda konuya tamamen yabancı kişilerin bile algılayabileceği gözle görülür bir düzelme olmadan sizlerin karşısına çıkacağıma, ziyareti ertelemek daha doğru olur. Şimdilik vazgeçsek olmaz mı, sevgili anne babacığım? 

Burada gördüğüm tedavi ve bakımı daha iyi bir hale getirebileceğiniz aklınızdan geçmesin. Gerçi sanatoryum sahibi kendini yüzde yüz işine veremeyecek kadar yaşlı ve hasta bir adam, genç asistan doktorla aramdaki ilişki de tıbbi olmaktan ziyade arkadaşça. Ama uzmanların zaman zaman uğramaları dışında yanımdan bir an bile ayrılmayan, kendi sınavlarından çok benim durumumu düşünen Robert var. Bir de kendisine çok güvendiğim, haftada üç kez gelen genç doktor var (demin bahsettiğim profesör gibi onu da mimar Ehrmann sayesinde tanıdım). Ziyaret karşısındaki tutumum düşünüldüğünde, arabayla değil, daha mütevazı bir yol seçip tren ve otobüsle haftada üç kere kontrole geliyor. Mektupları elinden koparırcasına aldım. Baya zor oluyor. (Mektup burada bitiyor).

Stendhal (1783-1842)

"Contes et Romans'ın iki cildinin elyazmasını size bir yıl içinde teslim edeceğim.”

23 Mart 1842 günü Stendhal nüzul inmesi sonucu elli dokuz yaşında hayatını kaybeder. Bu ani ölümden birkaç gün önce Maupas Baronu Félix Bonnaire'e aşağıda okuyacağınız son mektubunu yazar.

 21 Mart 1842

 Paris 

7 Mart'ta yazma lütfunu gösterdiğiniz mektubunuz elime geçti. Birkaç ufak detay hariç, bütün şartlarınızı kabul ediyorum. Müsveddenin tek kelimesini değiştirmeyeceğinize dair (Castro Rahibesi kitabındaki “kırık kalp" ifadesi gibi) bana şeref sözü vermenizi istiyorum. Contes et Romans'ın iki cildinin elyazmasını size bir yıl içinde teslim edeceğim. Parma Manastırı gibi iki cilt oluşturacaklar ve bunlar Revue des Deux Mondes dergisinde on altı-on yedi sayfaya denk düşecek. Bu iki cilt karşılığında beş bin frank ödenecek. Her iki ayda bir size Stendhal imzalı bir hikâye ulaştıracağım. Bunları Revue des Deux Mondes dergisinde yayınlayabilirsiniz. Romanları sekizlik formatta ciltler halinde yedi yüz nüsha yayınlama hakkına sahipsiniz. Sekizlik formattan sonra, daha yaygın olan on sekizlik formatta üç bin nüsha baskı yapabileceksiniz. Hepsi Stendhal adını taşıyacak. Bu yayın haklarının tutarı olan bin beş yüz frank gecikme olmaksızın ödenecek. 

Her hikâyenin yayınlanışında yazara beş yüz frank ödenecek. Sekizlik formattaki baskı yayınlanmadan önce beş bin franklık ödeme yapılmış olacak. Bu baskıların her biri piyasaya çıkar çıkmaz bana ya altmış frank ödenecek ya da her birinden on iki nüsha yollanacak. Edebi hataları düzeltmek üzere her yeni basımda bir sayfa çıkarıp yerine iki üç sayfa ekleme yapma hakkım bulunacak. İlişikte bin beş yüz franklık alındı makbuzunu bulabilirsiniz. Sizi saygıyla selamlıyorum. 

Not: İlan ya da katalog yayınlayacak olursanız Mösyö de Stendhal'in eser listesine yer vermenizi rica ederim.

Victor Hugo (1802-1885)

"Zavallı, yaşlı, kırık kalbime geçmişten bir sayfa." 

Victor Hugo son mektubunu kendisine bir eserini yollayan Charles Franju adında bir emekçiye yazmıştır. 19 Mayıs 1885 günü elinden çıkan şu satırlar son sözleridir: “Sevmek harekete geçmektir." Üç gün sonra, o dönem için hatırı sayılır bir yaş olan seksen üç yaşında akciğer enfeksiyonundan hayatını kaybeder. 

20 Mart 1885 

Paris

Sevgili Charles'cığım, 

Zavallı, yaşlı, kırık kalbime geçmişten bir sayfa açıp acı dolu babalık anılarımı canlandıran bu teklifsiz samimiyeti mazur görün. 

Güzel küçük kitabınız zarif, sade ve duygu yüklü. Bir işçi tarafından yazılmış, emekçilerin asil ailesini onurlandıran bir kitap. Baştan sona tekrar tekrar derin bir ilgiyle okudum. Ve neden saklamalı? Okurken gözyaşlarımı tutamadım. Bu yolda cesaretle ilerleyin, bayım. Yadsınamayacak bir yeteneğiniz var. Kalbinizle, yapmacıksız yazmışsınız. Bunlar başarı için önemli unsurlar. 

Bana gösterdiğiniz nazik ilgiden dolayı teşekkür ederek babaca ellerinizi sıkmama izin verin. 

Victor Hugo 

Émile Zola (1840-1902)

"Sizi kendimden haberdar etmek ve görüşmekten büyük mutluluk duyacağımı söylemek için yazdım."

Émile Zola 29 Ekim 1902 günü Médan dönüşü Paris'teki apartman dairesinde hayata gözlerini yumar. Uyurken, bacadan sızan gazdan zehirlenmiştir. Dreyfus olayını takiben kazandığı düşmanların sayısı göz önüne alındığında, çoğu kişi olayın bir suikast sonucu gerçekleştiğini uzun süre savunmuştur. Trajik kazadan birkaç gün önce yazdığı son iki mektupta yazarın hummalı çalışmalar içinde olduğunu görürüz. Arkadaşı Alfred Bruneau'ya yazdığı mektup Zolaʼnın yapıtlarının lirik tiyatro uyarlamaları üzerinde durmaktadır. Almanca çevirmeni Leopold Rosenzweig'a yazdığı mektup ise yazarın soyağacı meselesine nasıl bir fikri sabitle bağlı olduğunu göstermektedir. Burada ölümünden sonra yayınlanacak Gerçek romanındaki bir karakterden bahseder. 

Alfred Bruneau'ya 

25 Eylül 1902

Médan

Sevgili dostum, size hemen cevap vermek istiyordum fakat birden bastıran diş ağrısı fırsat vermedi. Birkaç güzel günün ardından bu sezonu da böyle tatsız şekilde kapatıyoruz. Neyse ki ağrılar hafifliyor gibi, tedavi görmek için Paris'e varmayı bekliyorum. Pazar akşamı orada olacağız. Karım 3 ya da 4 Ekim gibi İtalya'ya gitmeyi düşünüyor. 

Arkadaşınız Destranges bana Enfant Roi yapıtını bitirdiğinizi söyledi. Bana L'Ouragan üzerine bir broşür göndermişti. Kendisine ettiğim teşekküre karşılık veriyor. Bir eseri daha tamamladığınız için memnuniyet duymalısınız. Çok başarılı olacağını inatla umuyorum. Albert Laborde bana Carré'nin Enfant Roi'yı Opéra-Comique'in programina aldığını söyledi. Kabul edilen ve sahnelenmesi düşünülen eserler arasındaymış. Tabii ki bu yıl sahnelenmeyecek. Ama kabul görmüş. Bunun olacağından bir an şüphe duymadım zaten. Dua edelim de bir aksilik olup da eseri mart-nisan gibi sahnelemek istemesinler. Bu durumda kesinlikle karşı çıkmak gerekir. Sylvanire ya da pek çok sebepten tercih ettiğim ismiyle Paris en amour'da ilerleme kaydediyorum. Ekim’in ilk günleri itibarıyla bitirmiş olurum. Şu ana kadar ortaya çıkan şeyden memnunum. Ama sizin için çalıştığımda nasıl kılı kırk yardığımı biliyorsunuz. Gailhard'ı bizimle anlaşma imzalamaya nasıl ikna edebileceğimiz gibi işin tatbiki yanına ilişkin ayrıntıları da kafaya takmadan edemiyorum. Siz gelince önce piyesi beraber okuyacağız, bana dürüstçe gerek müzikal açıdan gerek Opera'da nasıl karşılanacağına dair ne düşündüğünüzü söyleyeceksiniz. Sonra eseri Gailhard’a nasıl sunacağımızı konuşuruz. …. İşler bu minval üzere, sevgili dost. Sizi kendimden haberdar etmek ve görüşmekten büyük mutluluk duyacağımı söylemek için yazdım. Gelir gelmez, bir sabah saat ona doğru bana uğrayın. Beni rahatsız etmeyeceğinizden emin olabilirsiniz. Çalışmaya daha geç vakitte başlıyorum. Ben ve karım, sizi muhabbetle kucaklıyoruz.

Rainer Maria Rilke (1875-1926)

"Neden bilmem, yılın sonuna yaklaştığımız şu günlerde havada uğursuz bir rüzgârdır esmekte.”

Löseminin yiyip bitirdiği şair Rainer Maria Rilke son mektubunu ölmeden birkaç gün önce ilk aşkı Lou Andreas Salomé'ye yazar. 

(Pazartesi)

13 Aralık 1926

 Val-Mont-sur-Montreux

Dorogaya*,

Görüyorsun, uyanık tabiatımın beni yıllardan beri hazırladığı, uyardığı durum buymuş. Bu uzun istirahat boyunca, yardım, düzeltme ve belirsiz tashih çalışmalarıyla kendini helak eden tabiatım şimdi bu durumdan nasıl kurtulacağını bilmiyor. Dayanılmaz acılarla dolu bu son duruma düşmeden önce benim gibi o da bağırsak nezlesiyle cebelleşmek zorunda kaldı. Lou, kendi hiyerarşilerim içerisinde fiziksel acıya, gerçek, büyük acıya nasıl bir yer ayırdığımı biliyorsun. Fakat bu, temiz ve sıhhatli havaya tekrar kavuşulması şartıyla geçerli, istisnai nitelikte bir şeydi. Oysa şimdi acı her tarafımı kaplamış. Benim benliğim haline geliyor. Gece gündüz! Nereden cesaret bulmalı? Sevgili Lou, doktor sana yazıyor, buraya birkaç günlüğüne yardım etmeye gelen Madam Wunderly sana yazıyor. Çok iyi bir hastabakıcı o. Üç yıldır bana bakan doktor ise sanırım bu dördüncü tedavide doğru teşhisi koydu. Ama, bu azap! Sizin oralar ne âlemde? İkiniz de iyi misiniz? Neden bilmem yılın sonuna yaklaştığımız şu günlerde havada uğursuz bir rüzgârdır esmekte. 

Rainer'in

*(Rus.) Birtanem.

Kaynak: Son Mektup-Önemli Şahsiyetlerden Son Sözler Antolojisi, Çev. Hüseyin Can Akyıldız, Sel, 2019.

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Pahalıya Al Ucuza Sat: Alejandro Jodor..Elianna Kan
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Cevher Özcanlı

23 Şubat 2025

Saime Yadigâr: “Öykü tanrı misafiri ol..

Cevher Özcanlı: Saime Hanım, uzun yıllar boyunca resim sanatıyla uğraştınız. Birçok kişisel ve karma sergi, resim öğretmenliği derken ilk kitabınız yayımlandı. Resmin o büyüleyici dünyasından, yazınsal kurgunun b..

Devamı..

Çiğdem Sezer: "Hayat, düz bir çizgide ..

Ayşe Yazar

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024