Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

4 Şubat 2024

Edebiyat

Kemal Tahir'in Yürekli Yalnızlığı

Nilüfer Kuzu

Paylaş

0

0


Kemal Tahir’e göre, insan ilişkileri batı toplumlarından farklı olduğundan, Türk romanı da batıdan farklı olmak zorundadır.

Demir soyadıyla İstanbul’da dünyaya gelmiştir. Galatasaray lisesini bitirmeden ayrılmıştır. Bir süre avukat katipliği, Zonguldak Kömür İşletmelerinde ambar memurluğu yapmış. 1932’de gazeteciliğe başlayıp çeşitli gazete ve dergilerde çalışmıştır. 1938’de Hikmet Kıvılcımlı ve Nâzım Hikmet’le birlikte yargılandığı Donanma Davası’da on beş yıl hapis cezasına çarptırılır. Çankırı, Çorum, Nevşehir, Malatya cezaevilerinde on iki yıl yattıktan sonra, 1950’de çıkan genel af yasasıyla özgürlüğüne kavuşarak İstanbul’a dönebilmiştir.

Edebiyat yaşamında toplumsal konuları işleyen Kemal Tahir, ilk öykülerini 1941 yılında yayımladıktan sonra romana geçiş yapmıştır. Roman anlayışıyla, romanlarındaki yorum ve düşünceleriyle hem dikkat çeken hem de tartışmalara yol açan bir yazardır. Köye yönelik romanlarında Çankırı ve Çorum yöresinin toplumsal sorunlarını ve cezaevi yaşamında tanıdığı insanları konu alarak, genellikle Çorum ağzını kullanmıştır. 1955’de yayımladığı Sağırdere ve 1957’de yayımladığı Körduman romanlarında Ankara’ya çalışmaya giden bir gencin, burada ve köyüne döndükten sonraki yaşamını anlatır. Yediçınar Yaylası (1958), Köyün Kamburu (1959), Büyük Mal (1970) üçlüsünde Tanzimattan Cumhuriyet’in ilk yıllarına uzanan bir zaman içinde kırsal kesimdeki toplusal değişmeyi konu alarak toprak ağalığının ortaya çıkış nedenleri üzerinde durmuştur. Eskıyalık sorununu işlediği Rahmet Yolları Kesti’de eşkıyayı kahraman olarak gösteren görüşe karşı çıkar. Feodaliteden değil farklı iç dinamiklerden beslenen eşkıyayı anlatır. Kitabın başında André Maurois’ten yaptığı alıntıdan anlaşılacağı üzere, toplumsal yapı içerindeki bozuklulukların eşkıyalık olgusuna zemin hazırladığı ve bozukluğu kendi içerisinde gideremeyen toplumun, trajikomik bir şekilde, kendisini her türlü zararı veren eşkıyaları kahramanlaştırdığı ve onlardan medet umduğuna dikkat çeker. Kemal Tahir romanındaki eşkıyalık olgusu ile Yaşar Kemal’in 1955’de yazdığı İnce Memed romanındaki eskıyalık olgusu birbirinin tersidir; Tahir’in eleştirdiği eşkıyalık, İnce Memed’de yüceltilir. Kemal Tahir bir röportajında romanı yazma nedenini şu sözleriyle açıklamıştır: “Orta sınıf yarı aydınların arasında yayılmak istenen bir yanlışı düzeltmek istedim.”

kemal tahir

Köy Enstitüleri’ne eleştirel gözle bakan Bozkırdaki Çekirdek (1967) romanı tepkiyle karşılanmıştır. Bu tepkilere, daha da sertleşerek, “Bize göre faşist sayılabilecek milli şef döneminde, Tonguç gibi adamcağızın, hatta onun vekili olan Hasan Âli gibi adamcağızla söz birliği ederek, rejimin tamamıyla zıddı bir iş kurul geliştirebileceğini mümkün sanıyorsunuz!” diyerek çıkışır! Bozkırdaki Çekirdek’te İsmail Hakkı Tonguç’u, “Köylülerimizin her kravatlıya el pençe divan durması geleneğini sarsmak istiyoruz,” diye konuşturmuştur.

Kelleci Mehmet (1962) eserinde yanında çalışan ağayı kaza kurşunuyla öldüren bir gencin hikayesini anlatır. Romanında cezaevi yaşamını da gerçekçi bir şekilde canlandırmıştır. Ölümünden sonra yayımlanan Namusçular (1974), Karılar Koğuşu (1974), Damağası (1977) romanlarında kırsal kesim insanlarını, kırsal kesime özgü, çarpık insan ilişkilerini ve cezaevi koşullarını sergiler.

Devlet Ana (1967) romanında Osmanlı Devleti’nin kuruluş serüvenine eğilip, devletin hangi temeller üzerinde kurulup geliştiğini açıklamaya çalıştı. İstanbul Üniversitesi Sosyoloji Bölümünün geçtiğimiz günlerde düzenlediği Kemal Tahir Sempozyumu’nda konuşan Polat Safi Devlet Ana romanının giriş bölümü olan Kancık Vuruş adlı bölümle ilgili şu yorumda bulunmuştu: “Kemal Tahir romanın açılışını istihbaratta vasat etüdü dediğimiz yöntemle yapıyor. Notus Gladyüs, burada çeşitli yöntemlerle Mavro’dan ve istihbaratçı gibi takdim edilen Yunus Emre’den ilk bölümde bilgiler alıyor. Bu bilgiler arasında, Osmanlı Beyliğinin coğrafi özellikleri, Ertuğrul döneminin sosyal yapısı, mali durumu, tarihi, beyliğin diğer komşuları ile olan ilişkisi, bölgedeki meşhur eşkıya Çudaroğlu, ahi teşkilatı, Osmanlı Beyliğinin askeri durumu...”

Kemal Tahir’e göre, Osmanlı Batı tipi fodalizm özellikleri göstermez, Osmanlı için yapı tartışmaları, standart batılı kategorilerlerle değerlendirilemez. “ATÜT” kendi özelliklerimizi, yapımızı, kimliğimizi, -vb. tanımımamıza yardımcı olduğu ölçüde Kemal Tahir için çekici olmuştur. ATÜT her şeyden önce, Doğu toplumlarının batı dışında tanımlanababileceklerini ve doğu toplumlarının ayrı toplum kategorileri olarak ele alınabileceğini bize göstermiştir.

Kurtuluş Kayalı’nın belirttiği üzere Kemal Tahir, “Batının kalıplarının bizim meselelerimizi çözemediğini” ortaya koyar.

Esir Şehrin İnsanları (1956) ve Esir Şehrin Mahpusu (1962) romanlarında işgal altındaki İstanbul’u anlatır. Yorgun Savaşçı’da (1965), Birinci Dünya Savaşı’ndan yenilgiyle çıkan subayların düştükleri durumu, yılgınlığın giderek direnmeye dönüşmesini, Kurtuluş Savaşı’nın ilk evrelerini yansıtır. Kurt Kanunu’nda (1969) iktidar kavgalarına yer verir. Bir aydın olarak özeleştiri yaparak; “Biz aydın geçininen kaltabanların çektiğimiz, hep halktan uzak düşmenin maskaralığıdır. Halkın yargı gücünden uzaklaşmazsak, dertlerimizin en az yüzde ellisinden kurtuluruz...” der.

Yol Ayrımı’nda (1971) Serbest Cumhuriyet Fırkası’nın kuruluş yıllarını ele alır. Şöyle bir değerlendirme yapar; “Hürriyetin kötülüğü, kullanmayı beceremeyenler içindir. Bence, devrimlerin en keskin oldukları dönemler, asıl hürriyet isteyen dönemler sayılmalı... Yoksa nasıl izlenir devrimler? Atılımların sonuçları nasıl değerlendirilir? Hiç kimse hiçbir şey söylemiyorsa devrimlerin doğru yolda olup olmadığını nasıl anlayacağız?..”

Türkiye toplumunun batı toplumlarından farklı bir gelişme izlediğini ileri süren Kemal Tahir’e göre, insan ilişkileri batı toplumlarından farklı olduğundan, Türk romanı da batıdan farklı olmak zorundadır.

Kemal Tahir Türk edebiyatının, en üretken, en özgün, en tartşmalı yazarlarındandır. Bugünü anlamanın dünü bilmekle mümkün olabileceğinin farkındaydı! Bir Mülkiyet Kalesi eserinin arka kapağında da yazdığı üzere,“Biz Türk sanatçıları üç şeye şiddetle muhtacız: Kültüre, sağlam bir dünya görüşüne, bu görüşün ışığında Türkiye’yi ve Türk insanını –Osmanlılıktan bugüne kadar– kendimizce anlamaya, tanımaya...” der.

Esir Şehrin İnsanları’nda dediği gibi, “İnsan bir kere tek başına kalmaya görsün. Nerede olsa tek başınadır. Meydan savaşında bile...”

Kaynaklar:

Temel Britannica

Aykut Sığın-Kemal Tahir’in “Rahmet Yolları Kesti” Adlı Romanında Toplumsal Gerçeklik Yansımaları (Makale)

Tanıl Bora-Hasan Âli Yücel, İletişim Yayınları

Kemal Tahir Sempozyumu https://youtu.be/T4akbVTRUN8?si=9gty6z8vmb3fTSg8

Kemal Tahir, Kurt Kanunu, İthaki Yay.

Kemal Tahir – Yol Ayrımı, İthaki Yay.

Toplumcu Gerçeklik, Kemal Tahir Romanından Kemal Tahir’i Okumak, Öznur Yılmaz Altun

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Kitap kapaklarını niçin önemsemeliyiz…Semih Gümüş
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Donal Mullan

7 Haziran 2026

2026 FIFA Dünya Kupası'nın Sıcakla Sın..

Hem futbolcuların hem teknik ekiplerin hem de seyircilerin karşı karşıya olduğu bu riskler bilim çevrelerini, özellikle de tıpçıları harekete geçirdi. Dünyanın en çok izlenen spor organizasyonlarından biri olan FIFA Dünya Kupası’nın 2026 turnuvası, şu ana kad..

Devamı..

Üç Karakterin Tercihleriyle Suçu Kabul..

A. F. Doğan

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024