Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

26 Mayıs 2023

Öykü

Aferin Bana

Saniye Gayır

Paylaş

3

0


Gece kar yağdı. Ev buz gibi soğuktu. Aksilik bu ya, kombi de çalışmıyordu. Sırtımda battaniye, odadan odaya yürüdüm bir süre. Aklımda buraya gelmeden önce yaşadığım ev, unutmak istediğim sesler, pencereden dışarı dalıp bakakaldığım ve hiçbir zaman gidemeyeceğimi düşündüğüm yollar vardı. Şimdi kar bütün izimi siliyordu sokaklardan. Bir sandalyeye oturup bütün geceyi yağan karı izleyerek geçirdim. Sonra sabah oldu. Kombiyi tamir ettirmem, elektrik, su aboneliğimi yaptırmam gerekiyordu ama son anda ayağıma geçirdiğim bez ayakkabılarımdan başka giyecek bir şeyim yoktu. Herhalde antrede unutmuştum ayakkabılarımı koyduğum valizi. Garip karşılanacağımı bile bile yan dairede oturanların kapsını çalıp bir çift ayakkabı istemeye karar verdim. Tekinsiz gelmiş olmalıyım ki yok deyip kapıyı kapatıverdiler. Bir üst kata çıkıp aynı şeyi bu sefer de adını bile bilmediğim şu gür bıyıklı adamdan istemeye karar verdim. Dün yanında benim yaşlarımda bir kadınla kapıda karşılaşmıştım onunla –bir şeye ihtiyaç olursa çekinmeyin lütfen– demişti. Bundan cesaretle bir de onun kapısını çaldım. Elinde bir bardak çayla kapıyı açtı.

“Günaydın,” dedim,

“Ayakkabı” dedim, kem küm ettim, derken;

“Gel kızım.” dedi, yorgun göründüğümü söyleyip beni içeri buyur etti. Ayakkabılarımı çıkartıp salona geçtim.  Salonun tam ortasında uzun dikdörtgen bir masa vardı. Üzerinde çeşitli kablolar, tornavidalar, elektronik cihazlardan sökülmüş parçalar falan. Öylece bakıyorken ben,

“Vakit geçiriyorum,” dedi. “Söküyorum, birleştiriyorum, tamir ediyorum falan işte.”

Sonra içeri gitti, elinde bir bardak çayla geldi. Sıcacık, minicik bir sobaydı benim için o an bu bardak. On parmağımı da sığdırmaya çalışırken buharını da soğuktan ucu kızarmış burnuma tuttum ve küçük küçük yudumladım.

-Dalağım bile üşümüş.-

“Efendim?” dedi. Belli belirsiz sesim azıcık çıkıvermişti içimden. 

“Üşümüşüm” dedim. Yanımdan geçip pencerenin önündeki yeşil çizgili berjere oturdu. Ben ayakta kalmıştım. Masaya popomu yaslayıp çayımı yudumlamaya devam ettim.

“İsminiz neydi?”

“Gamze” dedim. Gülümsedi. Ablasının kızının adı da Gamze’ymiş. Doğduğunda yanakları gamzeli diye ona bu isim verilmiş. Benim de gamzelerim vardı. Fark edecek diye utandım fakat o çoktan gamzelerimi görmüştü. Bana, gamzelerime bakıp gülümsüyordu. Ne diyeceğimi bilemedim. Çayından bir yudum aldı, sonra da;

“Sen bir ayakkabıdan bahsediyordun, değil mi?” dedi.

“Ah evet,” deyip doğruldum. Gamzelerden sonra kızaran yüzüme ikinci kez ateş basmıştı şimdi. 

“Kusura bakmayın ansızın kapınızı çaldım. Eve taşınmam o kadar apar topar oldu ki yanımda pek çok şeyi getiremedim. Ayrıca evin elektrik, doğal gaz işlerini halledemediğim için de dün geceyi uykusuz, soğukta geçirdim. Az sonra işlerimi halletmek için dışarı çıkacağım, dışarısı soğuk ve her yeri kar bürümüş. Ayrıca aceleyle taşındığım için ayakkabılarım da yok. Sadece şu gördüğünüz bez ayakkabılarım var,” dedim ayakkabılarımı işaret ederek. “Kapınızı çalma sebebim de belki sizde bana uygun bir çift ayakkabı…”

Hoş bir tebessümle yüzüme bakarak,

“Aferin sana,” dedi. “Bunca işi tek başına o bez ayakkabılarla nasıl da yaptın?”

Şaşırmıştım. Bir aferin duymak ne iyi gelmişti.  Aferin bana dedim kendime ben de. Aferin de şimdi ne olacak? Basar basmaz karda kaybolacak, sonra ıslanacak, sonra da ayaklarım donacak. Nasıl yapacağım onca işi bu bez ayakkabılarla?

“Şey!” dedim, “bana bir çift ayakkabı lazım. Yoksa evden çıkamam. Ev çok soğuk, çıkamazsam kombiyi tamir ettiremem. Yine çok üşürüm. Dün çok üşüdüm de.”

Evden çıkamaz mıyım gerçekten de? Çıkarım ya neden çıkamayayım ki? O evden tüm kapıları çarpıp kendi başıma çıkmadım mı? Ayaklarıma poşet takarım öyle giyerim o bez ayakkabıları. Olur bence. Olur değil mi?

Birden dalıp gittiğim yerden beni çıkaran sesini duydum.

“Olur, tabii bu da bir çözüm. Bak buluyorsun bir şeyler, deyince;

“Affedersiniz,” dedim. Farkında olmadan kendi kendime yüksek sesle konuşmuştum. Çok utanmıştım. Hem çay da bitmişti. 

“Ben müsaadenizi isteyeyim, lütfen kusuruma bakmayın,” dedim.

“Yahu dur!” dedi. Eliyle oturmamı işaret ederek yerinden kalktı, bardağı masanın üzerine bıraktı.

Odadan çıktı. Derken elinde bir çift yürüyüş botuyla içeri girdi gür bıyıklı amca.

“Kaç numara senin ayaklar?”

“Kırk” dedim.

“Tamam işte. Al, bir dene bakalım.”

Aldım.

“Ucu nasıl ucu?” dedi. “Parmağın değiyor mu?”

O an gözlerim doldu. Ayakkabının bağcığıyla uğraşır gibi yapıp iki damla gözyaşımı çaktırmadan tişörtüme sildim. Ne olursa olsun iyi ki buradaydım. Yüzüne baktım ve gülümsedim.

“Yok, değmiyor,” dedim.

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

İstanbullu Sanatseverler Fişekhane’de ..Oggito
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Çağnam Erkmen

12 Temmuz 2025

Polisiye Roman Yazmak Halat Örmeye Ben..

“Klasik roman dilinin diyalog mirası, polisiye romana devredilmiş gibi görünüyor.Elçin Poyrazlar diyalog yazma üstadı. Romandaki karakterlerinin her birinin kendine özgü dili, küfrü, cümle kuruş tarzlarındaki ayrım profesyonelce”Halat nasıl yapılır?Uzunluğu..

Devamı..

Yaz Mevsimi Kalın Bir Kitap Okumak İçi..

James Folta

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024