Amacınız üstünde kafa patlatmak yerine parçası olduğunuz her sohbet, çalışma ve ev alanını amaç ve tutkuyla donatmaya kendinizi adayın.
İnsanlar size genç yaşlarınızdan itibaren amacınızı bulmanızı söyler. Tutkunuzu bulmanızı. Ben bu konuda emin değilim. Her birimizin öyle çok katmanı, yeteneği, ilgi alanı ve fikri var ki.
Niçin yalnızca tek bir amaç ya da tutkuya sahip olmak için kendimize baskı yapıyoruz?
Hayatımız boyunca sürekli değişim içindeyiz. Yirmilerimizde kendimize edindiğimiz amacın, otuz, kırk ya da ellili yaşlarımızda değişmeyeceğini kim söyleyebilir ki?
Asla tek bir amacım olduğunu düşünmedim. Hayatı bu şekilde yaşamak bana stresli geldi. Bütün enerjimi tek bir hedef üzerine yoğunlaştırmaktansa yaptığım her şeye tutku ve amaç yüklemeye çalışıyorum. Bunu kendime şunları sorarak başarıyorum:
Kendimi ve çevremdekilerle ilişkilerimi amaç ve tutkuyla donatmak için ne tür bir nezaket, özen, neşe ve sabır göstermeliyim? Hayatımdaki iş ve görevlere anlam katmak için hangi düzeyde merak sahibi olmalıyım – hatta içimde anlık bir heyecan duygusu uyandırmayan durumlar söz konusu olduğunda?

Sevdikleri işi ararken sevmedikleri işlerde çalışmayan tek bir insan tanımıyorum. Ben de o insanlardan biriyim. Çocuk baktım, tişört sattım, moda sektöründe çalıştım ve bir ofiste müdürlük yaptım. Bu işlerden hiçbiri benlik değildi, ama telefonları açarken ve elbiseler üzerinde çalışırken ilgimi canlı tutmak için elimden geleni yaptım.
Yapmak istediğim tek şeyin hasta taklidi yaparak evde kalmak ve dizi izlemek olduğu günlerde bile içimdeki güçten yardım alıp işe giderdim ve işin bana katacağı deneyime odaklanırdım. İşin aslı, sevmediğim bir şey yaparken “Tamam, bu işi sevmemek kolay, ama bundan ne öğrenebilirim?” sorusunu sormanın hayatımdaki en önemli anlar olduğunu anladım.
Aynı zamanda dokuzdan beşe kadar çalıştığımız işlerin bizi tanımlamasına gerek olmadığını anladım. Bazen amaç ve tutkumuzu en yoğum hissettiğimiz yer, işimiz olabilir. Bazen iş, kiramızı ödemek için yapmak zorunda olduğumuz bir şeyden ibarettir. Bu da yanlış bir şey değil.
İlk işlerimizle boğuşurken arkadaşım Grace’in babası bir keresinde bize, “Saat dokuzdan beşe kadar ne yaptığınıza değil, kim olduğunuza odaklanın,” demişti.
Eğer hayatınızı tek bir amaca odaklanarak yaşamak istiyorsanız bu da sıkıntı değil. O kadar emin hissetmiyorsanız bunda hiç sorun olmadığını bilmenizi istiyorum. Amacınız üstünde kafa patlatmak yerine parçası olduğunuz her sohbet, çalışma ve ev alanını amaç ve tutkuyla donatmaya kendinizi adayın.
Çeviren: Aslı İdil Kaynar
(TED Ideas)






