Aşk 101’de zaman zaman olay örgüsü açıkları görülse de bu durum dramanın ritminde profesyonel olmayan gözlerce anlaşılamayacak kadar hızlı geçiyor. Dizinin oyuncularının da ayrıca nitelikli olduğunu dile getirmekte fayda var.
Edebiyat okurluğunun dünyayı anlamaya çalışmakla hiçbir ilgisi yok. Hele ki roman yazarlığının bu eylem ile yakın uzak bir ilgisi bulunmuyor. Ne okur bir metni hatmettiğinde olay örgüsü ya da karakter üzerinden dünyayı kavradığını varsayabilir, ne de bir yazar romanını tamamladığında yeryüzünü bir milimetre yerinden oynatabilir. Ben her zaman edebiyat okurluğu ve yazarlığına gereğinden fazla anlam yüklendiğini düşünürüm: Neticede kendini bir odaya kapatarak yıllar boyunca bir kurguyu bitirmek için yazan ve en sağlıklısı kendini yalnızlığa gömerek dış etkenlerden ırak şekilde bu kurguyu anlamak için okuyan kişilerden söz ediyoruz. Böylesi bir yalıtılmışlık halinin tuhaf ve gereksiz oluşunu yadsımak için o iki işe de büyük anlamlar yüklemek gerekiyordu. Ama dünyayı anlamak için yapılacak eylemler listesinde bir online platformda yayınlanan diziyi izlemenin pekâlâ çok faydası olabilir. Ne de olsa Covid-19 salgınında dünyayı değiştiren en önemli etkinin görsel sanatlardan sinemanın gücü olduğu görüldü. Hele ki kendi kuralları ve evreni olan bir dijital platform için üretilmiş, sadece Türkiye’de değil, yayınlandığı 190 ülkede izlenilsin ve üzerinde düşünülsün diye gerçekleştirilmiş bir drama yapımı, dünyayı anlamlandırma çabasına katkı sağlamaz da ne işe yarar?
Platform Evreni
Sinema eğitimi alanlar ya da benim gibi bu eğitimi daha sonra edebiyatın senaryo türüyle de devam ettirenler, Netflix gibi küresel platformların kendi evrenlerini yarattığını bilir. Bu türlü küresel sinema ve dizi platformları, kendi kuruluş ilkelerine uygun olarak dünyanın dev eğlence içeriği üreticisi olmanın gerektirdiği sorumlulukla anayasalarını yazar. Netflix evreni denilen alemde de platformun yayın yaptığı dünyanın 190 ülkesinin ortak değerlerine vurgu yapacak, olabildiğince yerel görünümlü fakat evrensel içeriğe sahip dramaların oluşturulması hedeflenir. 24 Nisan’da Netflix’te gösterime giren Hakan: Muhafız ve Atiye’den sonra üçüncü Türkiye yapımı olan Aşk 101 Covid-19 günlerinde dünya Netflix üzerinden izlerken hakkında düşünülmesi gereken yapımlardan.
Hayata Aşkla Müdahale
Aşk 101 günümüzden yirmi iki yıl önce 1998’de İstanbul’daki bir lisede okuyan Kerem (Kubilay Aka), Sinan (Mert Yazıcıoğlu), Eda (Alina Boz), Işık (İpek Filiz Yazıcı) ve Osman (Selahattin Paşalı) adlı öğrencilerin hikâyesini ele alıyor. İstanbul’daki harabe bir köşkte yarı yatalak dedesi ile yaşayan alkolik-filozof Sinan, okulda öğretmenleriyle aşk yaşamaktan çekinmeyen Eda, okulun basketbol takımının yıldızı fakat asabiyet sorunları olan Kerem ile hali vakti yerinde aileye mensup bulunmasına karşın her türlü ticaretten para kazanmayı şiar edinen Sinan’ın başı okulun disiplin kurulu ile derttedir. Aslında okulun müdür yardımcısı ile kanlı bıçaklı düşman olan “çete” her geçen gün eğitim hayatlarının sonlanma tehlikesiyle karşı karşıya kalır. Çünkü okuldan atılmalarını sağlayacak oy birliğini gerçekleştirmeye çalışan müdür yardımcısı, her seferinde Burcu öğretmenin (Pınar Deniz) koyduğu muhalefet şerhi ile bu emeline ulaşamaz. Ama Burcu’nun tayininin gelmesi, çetenin işini zora sokar. Son oylamada on bire karşı bir oy ile okuldan atılmaktan kurtulan çete, çare olarak Burcu öğretmenlerini âşık ederek kendi eğitim hayatlarının devamını garantiye almaya çalışır.
Bir kadını hiç tanımadığı bir erkeğe âşık etme planları yaparken de okula Kemal (Kaan Urgancıoğlu) adlı eski sakat basketbolcu şimdi koç olan öğretmenin gelmesiyle bizimkilerin planı devreye girer. Okulun (bir zamanlar benim de yaptığım) öğrenci temsilciliği görevini yürüten Işık adlı ismi gibi pırıl pırıl başarılı ve aşka inanan öğrencinin de çeteye dahil olmasıyla meseleye katılması olayları hızlandırır.
Işık hariç her biri ailesiyle sorunlar yaşayan Sinan, Eda, Osman ve Kerem’in yaşadıkları aşk karşıtlığı profesyonel çöpçatanlıkla birleşirken Burcu’nun özel hayatına yaptıkları müdahale, daha sonra geri dönülemez bir noktaya evrilir. Ve sekiz bölümlük dizide ortaya izlenmeye değer bir komedi ortaya çıkar.

Sanat Gerçekliği Başka
Aşk 101 vizyona ilk girdiğinde, sosyal medyanın sivri dilli fakat Netflix’in de doğrudan izleyici kitlesi yani müşterisi olan kesimden aldığı en önemli eleştirilerden biri, dizinin 1998 yılının Türkiye’sinden hiçbir iz taşımıyor olmasıydı. Dizinin popülerliği arttıkça eğitimciler dahil aldığı ikinci eleştiri ise dramanın ilk bölümünde hoca dövmek ve hoca ile öpüşmek, okulu yakmak gibi “suçlar” karşısında öğrenicilerin okuldan atılması için on iki öğretmenin oy birliğinde bulunması türünden bir disiplin yaklaşımının doğru olmadığına ilişkindi. Yorumlar – dizinin geçtiği 1998’de ben de İstanbul’un adı kavga ve olaylarla en çok anılan lisesi Mehmet Beyazıt’ta öğrenciydim – böylesi bir okul dünyasının Türkiye’de olmadığına yönelikti. 1998 yılında dizinin karakteri Eda’dan güzellik olarak kat be kat aşağıda fakat ateşli olma konusunda ondan hiç alta kalmayan bir kız için Mehmet Beyazıt Lisesi’nde cebinde tabanca taşıyan öğrencilerin karıştığı silahlı bir kavganın maalesef ortasında kalmıştım. Liselerde bu tür öğrencilerin bulunduğu ve olayların gerçekten de Türkiye’deki eğitim hayatından alındığına şahitliğimin dışında birkaç konunun altını çizmek gerek:
Eğer Netflix, bir Türk şirketine (ülkenin en büyük televizyon drama şirketi Ay Yapım’a) kendi platformunda yayınlanacak bir gençlik dizisi sipariş ediyorsa bu dizinin hiç kuşkusuz 190 ülkede neredeyse Türkiye’de izlendiğinde elde edilecek tadı verecek şekilde üretilmesi gerek. Bu yüzden Aşk 101 dizisinde olaylar, 1998 yılında geçmesine karşın Türkiye’nin sosyal medyasında dizi yayınlandığı anda eleştirilerin ilk konusu olan “Ama o döneme ait hiçbir iz içermiyor,” eleştirisi geçerliliğini yitiriyor. O dönemin hareketli siyasi ortamı, kötü ekonomisi ve berbat özel televizyon yayıncılığının yani o döneme ilişkin belirgin izlerin dizide yer almamasının nedeni, Netflix evrenindeki “evrensel” olma halinin yansıması.
Karakterlerinin dizi senaryosunun temelini oluşturan okuldan atılmalarını gerektirecek "aşırılıklarının" gerçek hayatta çoktan onları okuldan atacak suçlar oluşturması da sinema gerçekliği ile izah edilebilir. Sinema gerçekliği de tıpkı roman gerçekliğine benzer. Gerçeği tamamen gerçeğe bağlı kalarak anlatma iddiasındaki biyografi filmlerinde bile olay ve kişilerin durumu, yaşandığı hali ile sinemaya aktarılamaz. Zaten bunu ancak güvenlik kameraları yapabilir. Sinema bir sanat dalı olduğu ve sanatta gerçekler sanat gerçekliğine dönüştüğü için durum değişir. Sanat gerçekliğinde hayat gerçekliği farklılaşır, dönüşür ve yeniden yorumlanır. Bir trilyon adet kum tanesine ilişkin yapılan filmde tek bir kum tanesi bile yönetmen ya da senaristin bakış açısı ile değişse bile bu sanat gerçekliği olur ve olması gereken medyana gelmiş demektir. Bu yüzden Aşk 101’in evrenine bu şekilde gerçekliğe aykırılık suçlaması yapmak, aslında sanatla iddialaşmak anlamına geliyor.

Kara Köpeğin Sırrı
Edebiyat eleştirisi yaparken de çok dikkat ettiğim nokta, metni okumayanlar için romanın sonunu anlatmamaya yönelik oluyor. Bugün de Aşk 101 dizisini izlemeyenler için karakterleri saçıp dökerek ya da dramanın finalini açıklayarak bir beddua seansının öznesi olmaya niyetim yok. Ancak diziyi çok dikkatli izlediğin öne süren sosyal medya eleştirmenlerinin daha ilk sahneden sınıfta kaldığını da dile getirmek gerek. Işık karakterinin 2018 yılında olayın ana mekânlarından olan İstanbul’daki harabe yalıya geldiğinde kimsenin yaşamadığı mekânda bağlı olan siyah renkli bir köpeği okşayıp onu bağından çözmesi dramanın daha başından derin anlamlar taşıyacağının göstergesi. Çünkü bu tür dramalar gençlik öznesi üzerinden onların aileleri, öğretmenleri ve sosyal hayatları ile bir anlatı sunma iddiasını taşır. Aşk 101 de tamamen bu iddia üzerine oturmuş bir drama. Işık karakterinin olgunluk halini canlandıran Bade İşçil’in köpeği siyah renkli köpeği çözmesinin sinemasal bir anlamı var. Siyah renkli köpek, psikolojide genellikle takıntı ve hastalıklı düşünceleri anlatmak için kullanılır. Bu sahnede çözülen köpek de dramada bana genç karakterlerin sorunlarını çözeceğinin işaretini verdi.
Dizinin çekim, sanat yönetmenliği ve diyalog yazımının oldukça iyi olduğunu dile getirmekte fayda var. Aşk 101’de zaman zaman olay örgüsü açıkları görülse de bu durum dramanın ritminde profesyonel olmayan gözlerce anlaşılamayacak kadar hızlı geçiyor. Dizinin oyuncularının da ayrıca nitelikli olduğunu dile getirmekte fayda var.
Aynı zamanda Ay Yapım’ın başta Çukur olmak üzere pek çok dizi yapımında dünyada ikon haline gelmiş sinema metinlerine yapılan göndermelerin esinlenmeler denilecek kadar yoğun var olduğunu Aşk 101’de de gördük. Dizinin son bölümünde Burcu öğretmenin, yani dizinin güzellik ve zarafet abidesi Pınar Deniz’in öğrencilerin okuldan atılmaması için gereken oy çokluğunu sağlamak adına giriştiği Oscarlık yöntem 12 Öfkeli Adam filminin özeti gibiydi. Gerçi bugün sinemada ve edebiyatta kullanılmayan kalıp kalmadığı için bu tür ikonlara yapılan göndermelerin esinlenme değil selamlama olduğunun da altını çizmek gerek.

Aileyle İzlenmeli
Netflix evreninde gerçekleşen her Türk yapımını çok önemsiyorum. Sonuçta bütün dünyanın izlediği bir TV kanalına benzeyen bu platformda yerli oyuncuların yabancı starlardan daha nitelikli olduklarını, yine senaryo ve yapımcılıkta da çok ileride bulunduğumuzu kanıtlamanın bir aracı olarak görüyorum. Aşk 101 bir gençlik ve psikoloji dizisi olarak kendi sınıfının iyileri arasında. Her ne kadar Sinan karakterinin yaşadığı harabe yalının hikâyesi ile öğretmen Kemal’in “Bana selam verme,” diyen birinden bir günde aşk insanına dönüşebilmesinin ardındaki öykü ve Burcu öğretmenin nasıl olup da nişanlısını sevdiğinin gerekçesi büyük bir soru işareti olarak, bir sinema bilmecesi yapılması amacıyla değil de dizinin ritminin düşmesinin istenmediği varsayılarak ortada bırakılmış olması olay örgüsü açığı sayılsa da diğer karakterlerin iyi işlenmesi ve büyüme, aileyle anlaşma sorunlarına parmak basması, diziyi anlamlı kılıyor.
Öte yandan, dizi oyuncu seçiminin de Ay Yapım tarafından nokta atışı ile gerçekleştirilmesi de ayrıca takdiri hak ediyor. Dizinin bütün öğrenci aileleri tarafından genç iletişimi noktasında izlenmesi, ayrıca aşk konusunda kafa karışıklığı yaşayanlarca da tercihlerin farklılığı anlamında yeniden değerlendirilmesinde fayda var. Son bir not: Umalım ki Netflix, Türkiye’de sinema diline aktarılabilecek sayısız hikâye hakkında, kendi evreninin de sınırlarını yeniden belirleyerek biraz daha yerel konuları evrensel dille anlatmak için fırsat sunar. Hatta bu işe oldukça hevesli yazarların sadece popüler olanlarını değil, nitelik peşinde koşanlarıyla da iletişim kurar ve bu kıymetli oyuncular, yapımcılar ve yönetmenlerle daha nice diziler yapar.






