Çağla Çinili, ilk kitabı Kendimi Doğurmadan Hemen Önce ile insana dair ne varsa apaçık koyuyor önümüze. İyi ve kötü, haklı ve haksız, suçlu ve masum aynı kişi oluyor bazen. Okura ise çağlayan bir ırmağı seyreder gibi akıp geçen öykülere bakmak kalıyor.
Mahmut Yıldırım: Kendimi Doğurmadan Hemen Önce adlı ilk öykü kitabınızdan ve kendinizden bahseder misiniz? Okurlarınızı neler bekliyor?
Çağla Çinili: 1992 yılında Sakarya’da doğdum. İstanbul Barosu’na bağlı bir avukatım. İlk öyküm Varlık’ta, ilk şiirim Çevrimdışı İstanbul’da yayımlandı. Londra ve Ohio menşeili Lungs Project- New Lanscapes isimli yeni jenerasyon dünya kadın şiirleri antolojisinde İngilizceye çevrilmiş 5 şiirimle yer aldım. Ecinniler Kültür ve Edebiyat Dergisi’nin üç kurucu editöründen biriyim. Kahveyi ve tangoyu seviyorum. Feministim.
Kendimi Doğurmadan Hemen Önce, on öyküden oluşan bir öykü kitabı. Neredeyse tamamı kadınlar ve çocuklar olan kahramanların hayatlarına en büyük kırılımları yaşamadan hemen önceki, kendi gerçeklikleriyle yüzleştikleri anlarda dâhil oluyoruz. Okurları neyin beklediğini bilmemin mümkünü yok zira her bir öykü okura başka pencere açabilir, belki de hiçbir pencere açmayacaktır. Bunu ancak okuyanlar bilebilir. Bu bakımdan, Kendimi Doğurmadan Hemen Önce için benim gerçekliğim, benim yüzleşmem diyebiliriz. Okurları benimle birlikte bir fincan kahve içmeye davet ediyorum, icabet edip keyif alırlarsa ne mutlu bana.
MY: Fransız filozof Emanuele Coccia, “Doğurmak her zaman dönüşmek anlamına gelir,” der. Zamanı geldiğinde kabuğunu kırmak, yeniden doğmak, beraberinde neleri getirip götürdü?
ÇÇ: Şahane bir tespit. Sevgili Özdemir Asaf’ın “Ölüm gibi bir şey oldu/ Ama kimse ölmedi” dizeleri gelir benim aklıma dönüşüm yahut doğum deyince. Doğurmak zaten dönüşümün bir formu, ölüm de bu formun başka bir yüzü. Zamanı gelmeden önce mümkün değil, tıpkı söylediğin gibi zamanı gelince kabuk kırılıyor. Yeniden doğmak için bir çeşit ölüm yahut ölüm gibi bir şey yaşamak gerekiyor. Ben böyle bir dönüşümü 2018 yılında yaşadım. Korkularımı getirdi, korkularımı götürdü. Beni götürdü, yepyeni bir ben getirdi.
MY: “Dış Kapı” adlı öykünüzde, “Ölümlü dünya ne de olsa, ölsem gitsem tek bir şeyin önemi kalmayacak biliyorum da bazen hiç dayanamıyorum,” diyorsunuz ve tüm küçük kızlara ithaf ediyorsunuz kitabınızı. Kızları, kadınları önemseyip merkeze aldığınız eserinizi kurgularken nasıl bir hikâyenin içinden geçtiniz?
ÇÇ: 21. yy Türkiye'sinde ruh ve vücut bütünlüğünü korumaya çalışarak yaşayan avukat, yazar, dansçı ve feminist bir kadınım. Fıkra bu kadar.
MY: Biraz da günümüz öykü dünyasından konuşalım isterim. Yeni formlar, teknikler, kurgular vs. deneniyor. Siz öykü evreninizi okurlarınıza nasıl açarsınız?
ÇÇ: Bu deneysellik hem okurken hem de yazarken beni tarifsiz iştahlandırıyor. Denenmemişi denemek, denenmişi de denenmemiş bir yolla aktarmak, disiplinler arası aktarımı yazıya taşımak, en azından bunu denemek istiyorum. Malzemem dil. Dilin esnekliğini ve sınırlarını keşfettiğim sürece çıkardığım işe saygı duyuyorum, çünkü bir okur olarak bu olanağı bana sunan eserler arıyorum. Zaman zaman fazla pimpirikli ve kibirli bir okur olabiliyorum, kendime karşı da bu gözle yaklaştığım için yazdıklarımın üzerinde çok uzun aylar, hatta yıllar boyu çalıştığım da oluyor. Bir diğer kriterim içinde yaşadığım gerçekliği tarihe şerh düşebilmek. Beni, bizi tırpanlayan olayları yazıya dökmedikçe için için zehirlendiğimi hissediyorum.
MY: Son olarak hafızanızın o geniş bahçesinde neler var? Okuma listenizdeki kitaplar, yazmak istediğiniz konular, teknikler vs.?
ÇÇ: Yaklaşık bir senedir taslağını çok kabaca tamamladığım fakat yazıya dökmeden zihnimde dallanıp budaklanmaya bıraktığım bir kurmaca var. Bu gidişle beş seneye anca tamamlanır diye düşünüyorum. Bu kurmacayı destekleyen bazı okültizm, coğrafya ve tarih konulu kitaplara ağırlık verdiğim bir süreçteyim. Diğer yandan Ecinniler için hazırladığımız dosyalar kapsamında sayısız kaynak okumak durumundayım. Günceli de takip ediyorum, yeni çıkan kitapları dayanamayıp okuduğum çok oluyor. Genellikle eş zamanlı olarak 3 ya da 4 kitabı okuyor oluyorum. Bahara kadar okumayı planladıklarımı yazarsam bir fikir verebilirim sanırım, yazacağım bir inceleme için Kadın Eserleri Kütüphanesi ve Bilgi Merkezi Vakfı’nın Kadın Belleği 1 ve Kadın Belleği 2 dizilerindeki tüm kitapları okuyacağım. Araya dayanamayıp bir iki Stephen King yahut yeni çıkan öykü kitabı da sıkıştırırım muhtemelen.
.jpeg&w=3840&q=75)





