Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

2 Ağustos 2018

Edebiyat

Bir Sait Faik Alfabesi Daha...

Haydar Ergülen

Paylaş

3

0


Alemdağ: “Sevmek, bir insanı sevmekle başlar her şey.” dedikten sonra “Burda her şey bir insanı sevmekle bitiyor” dediği öykü: “Alemdağ’da Var Bir Yılan”(1954).

Birtakım İnsanlar: 1944’te Medarı Maişet Motoru adıyla yayımlanıp, açıkca söylenmese de komünizm propagandası yaptığı için toplatılan, bazı bölümler çıkartılınca 1952’de Birtakım İnsanlar adıyla yeniden basılan roman.

Ceylanı Bahri: Medarı Maişet motorunun adı da Birtakım İnsanlar romanında Ceylanı Bahri olur.

Çevre: Çevresinde bu kadar farklı insan bulunan yazar azdır. Adalı balıkçılardan köprüaltı çocuklarına, edebiyatçılardan yoksullara, garsonlardan esnaflara herkes hem ahbabı hem de öykü kişileridir.

Deniz: Ne kara ne ada, Sait Faik’in asıl ülkesi deniz. Sanki ondan doğmuş, bu yüzden bunca mavi bir insan ve mavi bir yazar olmuş. Ruhu denize batmış.

Eleni: Havada Bulut(1951) kitabındaki “Eleni ile Katina” hikayesindeki iki sevgiliden biri. 1944’de yayımlanmış hikayede, “İnsanoğlunun huylarının ta gözlerine kadar sinişine mi şaşardım, nedir?” der Sait Faik.

Filozof: Birtakım İnsanlar’da kendine ‘filozof’ diyen köy öğretmeni Fahrettin Asım. Günlerini su kıyısında gazete, roman okumakla geçirir.

Gramofon: Mahalle Kahvesi’ndeki(1950) “Gramofon ve Yazı Makinesi”nde “Gramofon, basil başına bir fikirdir” der. Yazı makinesi ise “harflerin imzası gibi bir şeydir.”

Grenoble: 1931’de Fransızcasını ilerletmek için gitmiş, 3 dönem edebiyat fakültesine devam etmiş. İlhan Berk “Ağıt” şiirinde: “Bir çocuk Grenoble’da İtalyan Mahallesinde bir çocuk görüyor ilk” der.

Havuz Başı: 1946’da yayımladığı hikayesinin başlangıcında mektup seslenişi vardır: “Herkesler geçti, siz geçmediniz. Yüzünüzü göremedim. Bayramım, çocukluk bayramım salıncaksız geçmiş gibi gözüme yaş doldu.”

Işık: Sait Faik öykülerinde ümit ve iyimserlik, yanıp sönen bir fener ışğı gibidir, hep göz kırpar. Bazen de gece sularına bata çıka gelen bir küçük kayığın ışığıdır bu.

“İpekli Mendil”: İlk yayımlanan öyküsü(Varlık, 15 Nisan 1934). Semaver’de (1936). İnsanın elinden su gibi fışkıran, iyi ve halis ipekli mendiller için yazmış.

Joconde: “Louvre’dan Çaldığım Heykel”de(1934) Leonardo Da Vinci’nin “Joconde” heykelinin önünde durduğunu söyler, yani ünlü Mona Lisa’nın.

“Köprü”: Şimdi Sevişme Vakti’ndeki(1953) müthiş şiir. Cemal Süreya’nın “ONlar İçin Minibüs Şarkısı”yla birlikte okunursa daha iyi gider: “İnsanlar köprüden geçmediği zaman/Acaba köprü düşünür mü?”

Lambo: Beyoğlu Nevizade’de 13 numaradaymış 1940’larda! Abidin Dino, Sait Faik, Bedri Rahmi, Orhan Peker, Cahit Irgat, Turan Erol, İlhan Berk Lambo Meyhanesinde içerlermiş. Olsa da, olsalar da içsek!

Marikula: “Marikula Doğur” şiirinde “Bana bir taze dişin, yazın kumsalda kızarmış/Tüyü altın bacağın yeter” diye seslendiği “Balık yalnız tutulmuyor Marikula” dediği kadın.

Nazım Hikmet: Bursa Cezaevinden üzerinde ressam Balaban’ın işlediği kendi portresi olan çakmağı gönderir Sait Faik’e, ‘büyük hikayeci, büyük şair’ der.

“Ormanda Uyku”: Sarnıç’ta(1939) yer alan tipik bir Sait Faik hikayesi: Deneme, öykü, şiir, yorum hepsinden oluşan bir yapı: “bir çarşı içi Müslümanı kadar erken uyanmıştım.”

Öylesine: Sait Faik hikayelerini ‘öylesine’ yazmış gibi gelir bana hep. Sanki anlatsa da öyle anlatırmış gibi. Alemdağ’da Var Bir Yılan’daki “Öyle Bir Hikaye”yi okuyunca, bu dediğim daha iyi anlaşılır.

Panco: Sait Faik’in öykü kişilerinden biri. Kimi öykülerde Panco ile uzun diyalogları vardır. Yazar, bir kez değil, iki kez seslenir ona hep: Panco, Panco!

Radyoaktivite: “Radyoaktiviteli, Röportajlı Hikaye”si Son Kuşlar’dadır(1952). Muzip tarzını çok iyi yansıtan bir örnek olduğu adından da bellidir.

“Sait’e Ağıt”: “Ölmüş Sait/deniz mavisinden erken/bunca sevgiden sonra/ ölmüş annesini öperken”.(Dağlarca’nın şiirinden)

Şimdi Sevişme Vakti: İçinde ‘Garip’e benzeyen şiirlerin yer aldığı tek şiir kitabı (1953): “Meydanlarda bağırsam/Sokak başlarında sazımı çalsam/Anlatsam şu kiraz mevsiminin/Para kazanmak mevsimi değil/Sevişme vakti olduğunu...”

Taka: Sağlığında yayımlayan isimsiz şiirlerinden biri: “Takam bir gün Trabzon’a gidecek Tranzon’a/yükü kağıt helvası, çukulata, İstanbul yaz kahveleri, çay fincanlarıyla/Oradan Trabzon hurması, fındık yüklenecek”.

“Uçurtmalar”: Sait Faik’in 1929’da Milliyet gazetesine yayımlanan ilk yazısı, şairane: “Gök bahtiyar, rüzgar kıskanç, güneş hasretle dolu; uçurtmalar, birer çocuk ruhudur.”

“Üçüncü Mevki”: Semaver’de(1936) yayımlanan bu hikayede, trenle Kayseri’ye yolculuk eden bir kompartıman dolusu insan anlatılır. Kısa diyaloglar ve çarpıcı tespitlerle örülmüş bir hikaye.

Vapur: Sait Faik deyince akla ilk gelenlerden. Her vapur yolculuğundan bir öykü çıkaran biri o. Bir de diyor ki: “Sana koşuyorum bir vapurun içinde/ÖLmemek, delirmemek için...”

Yazmak: “Yazmasam deli olacaktım!” Bunu yalnızca Sait Faik söyleyebilir, yalnızca o söyleyebilir.

Zengin: En zengin öykücümüz. Konular, temalar, mekanlar, zamanlar, insanlar, hayvanlar, doğa, deniz, balıklar, sözcükler... Sait Faik bir mucize!

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Uzun Adamın Peşinde – Julio Cortázar’ı..Adnan Özer
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yalçın Yokuş

3 Ağustos 2025

Modern Bireyin Trajedisi "Böceklik"

Peki Kafkaesk bir eser yazılacaksa kahraman nasıl biri olmalı?İnsanların yaşadıkları mekân ve buna bağlı olarak çalışma alanları modernizm ile birlikte tamamen değişir. Bu yeni mekânlar ve hayat şartları doğal olarak insan ruhunda derin etkiler bırakır. ‘Kent, dair..

Devamı..

Kaos ve Yaşam

Nihat Kopuz

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024