tek günlük tatil bugün sana: böyle buyurdu rûhum. ne kan emici bir sivriyi öldürecek ne köpek mamasını götürecek ârsız bir kediyi kovalayacak ne bir ağacı budayacak ne çimleri sulayacak... ayaklarımı uzatıp göğe dalacağım taa dibine dek. bu da iş sanki, öylece, ölece kımıltısız durmak varken! iki lokma, çay-cigara, kahve de zül. keyfe keder dedim onlara. it sıçmış toprağa.. ne gam. yüz kez aramış, bin kez mesaj atmış müdür.. yarın bir yalan uydurur geçerim. kapı çalmış.. açan nâmerttir. su, elekrtik, ev sâhibi.. bugün of. üzerime gelme ey para-pul!
deli yağmur bir haftadır zırdeli! yaz mı güz mü diyesim de yok. komşu seslendi.. sağırlandım. vanasını kapamış yine haylaz çocuklar suyun.. kime ne. tüpçü gelmiş-gitmiş.. yemek yapasım mı var! kuşlar uçuyor, konuyor, uçuyor.. bu güzel işte. karınca ilacı da serpmeyeceğim balkona, böcek zehri de eve. bok götürsün her yeri.
yine şalteri attı sigortanın: yarına çok var: gündüz gözü ne iriymiş meğer! ter üstüne ter: tenimi içiyorum damla damla, damla damla, damla... şemsiyenin gölgesi pek uzağımda.. öyle kalsın. bel, boyun yastıklarım içerde kalmış, ilaçlarım da. bu yaşta iş-güçmüş: lânet olsun!
ayağı kırık sandalyeden düşsem de olur: kızarır, buharlaşır, buhâr, bulut olurum.. ne gam. kim bilir ne hoştur güneş'ten manzara!
bir kuş sıçtı üstüme.. kokluyorum. tırnaklarım uzamış, sakalım kirli: kesici bir alete vedâ bu mola. numaralı gözlüklerim masada kaldı.. kalsın: kitap falan da okuyasım yok zâten. çim yiyor it: idâre etsin. ak kelebek görmeyeli ne çok zaman olmuş! daldan bir domates koparsam mı.. koparmasam. elimi kaldırmaya hâlim mi var! biberler, çilekler vesâire. dört katına çıkaracakmış kirayı herifçioğlu! mahkeme de yanımda değilmiş üstelik.. amaaan... sızıp kalsam, uyutsam, unutsam bedenimi, beynimi. kumrular gurulduyor: aşk. yalnızın ıslığı duyulmaz.
hem dilim dönmüyor hiçbir şeye. gözlerimi yumdum: renkler, tonları, apacâyim şekiller: eğri-büğrü çizgiler, irili-ufaklı noktalar: geometriden çakmıştım zâten, tarihin yanında. kendimle dahi savaşasım yok. düş bile harâmken bana, hakikât de ne!
böyle böyle akşamı etmek ne zor. alışamamışım hiç rahata: ayaklarım bile huzûrsuz upuzunken değil ki depderin rûhum! ne buyurmuştu o.. unuttum.
alo! müdür bey.. üzerinize afiyet… hâlâ gelsen iyi olur diyor deyyus! arayanda kabâhat.. tecrübeyle sâbit! bu acemilik neyin nesiydi o zaman?!
gelmeyen keyfim kaçtı bir daha. ne diyordum iç inime: kollarımı sarkıtsam iki yana, gövdem düşse tekmil. nüfus etse cılız rüzgâr sinirlerime. kumrular sevişse durmadan... lâfı dilime düğümledi zaar zırrr: bu kaçıncı kapı zili ârsız!
cebi kapadım. siperini çektim şapkamın. âmâyım artık âmâ.. anlasanıza!
canım buzzz gibi bir bardak limonata çekti de kalkmadım.. yalanıp durdum durduğum yerde. dudaklarım kurumuş vesselâm gözlerim denli: geçmiş olsunları seçemiyorlar pek. işimi üleşmişlerdir di mi, küfrede küfrede bir güzel! ben de onların az yükünü, çok kaytarmalarını.. neyseee...
aslında hastayım sâhiden de... daha kaç yıl böyle git-gel... sabahın körü, akşamın körü, elimin körü...
cılız rüzgâr da kaçtı benden! kumrular.. kumrular.. âşık kumrular... gâvur gibi güneş sapsarı. şimdi sessizlik mi var, ne?! komşu seslendi yine: yumurtaaa! param yok, vaktim yok, keyfim yok, hâlim yok.. yok üstüne yok ulan! üstelik de sağırım demiş miydim?!.
ayağımı yalıyor it acından. sabah-akşam yedir-içir, gezdir.. çime sıçsın sonra! çimler de pek kelleşmiş ha: su da pahalı mı pahalı gün gün! taş döşeyeceğin her yeri de, sanki o bedâva! kim tâmir edecek tellerini şemsiyenin: ne vakit var ne nakit. o da çöp olur sonunda!
tatili unutalı çok oldu. hafta sonları da gel diyor müdür: iş iştir falan: ek ücret nanay. sonra işsizlik fenâ falan. gençler varmış yerime göz diken. tehdît üstüne tehdît! çekip gidesim var da kalaylayarak.. neyse.. neyse.. neyseee... tuttum kendimi.
karnım acıktı. iki yumurta mı alsam komşudan. ya onluk kutu diyor ya on beşlik! para da peşin. bakkala gitsem, veresiye defteri kabarık. üç kuruşa tâlim bu yaşta! evlen, çift maaş falan diyen ne çok. kim n’apsın beni, hem bu yaşta?! baş göz ederlermiş de, bende iş yokmuş. belli ki bunlar kumruları seyre dalmamış hiç!
kafam durmuyor. tereği de sırsıklam şapkamın: damla damla... ot mu yesem ben de it gibi? kapı zilinin telini koparcam. beş dakka dalamadım gitti! sırtım ağırdı oturmaktan, kıçım da. zâten işte de böyle: vidalı! kelli felli çime uzansam mı.. kim kalkacak yerinden? kan kırmızı olmuş derim fenâââ! salı sallanırmış.. ne gam. çarşafa dolanana dek burdayım çarşamba. ağzı yanıyor sivrilerin yaladıkça beni.. hayret! birden cılızlaştı mı it?! domates-biber koparmam şart da... acımızdan ölecek değiliz ya bir günde!






