Bertrand Russell berber paradoksu:
Sadece tek bir berberin olduğu kasabada herkes ya kendinı tıraş ediyor ya da tıraş için berbere gidiyor. Berber ise sadece kendini tıraş etmeyen insanları tıraş ediyor. Peki, berberi kim tıraş ediyor?

Berberin kimler tarafından tıraş edilebileceğini düşünelim, 1) kendisi, 2) berber (yine kendisi). İki seçenek de (aslında tek seçenek) geçersiz. Çünkü, 1) kendisini tıraş ederse, berber tarafından tıraş edilmemeli, 2) kendisini tıraş etmezse, berber tarafından tıraş edilmeli.
Berberin sakal bıraktığı veya köse olduğu durumlar, berberin kendini tıraş etmeyen insanları tıraş etmesi gerektiği için paradoks için bir çözüm oluşturmuyor.

Bertrand Russell’dan yaklaşık beş 5 asır önce önce yaşamış Fransız filozof Jean Buridan’ın Russell’ın berber paradoksunu hatırlatan köprü paradoksu ise Sophistima kitabının 8. Bölümünde şöyle ölümsüzleşiyor:

İzni olmadan öğrencilerini köprüden geçirmeyen Plato bir gün öğretmeni Socrates ile aynı köprüde karşılaşır. Sokrates köprüden geçmek ister, ancak Plato Sokrates’in ses tonundan rahatsız olur ve ona şu şartı koşar: Eğer ağzından ilk çıkacak cümle doğru olursa, bu köprüden geçmene izin veririm; ama söylediğin ilk cümle yalansa, seni dosdoğru aşağıdaki nehre atarım. Sokrates biraz düşünür ve “beni aşağıdaki nehre atacaksın” der.
.jpg)
Peki, paradoks bu hikâyenin neresinde? Eğer Plato Sokratesi aşağı atarsa, biliyoruz ki Sokrates doğruyu söylemiş, ama eğer doğru söylediyse Plato onu aşağı atmamalıydı ve köprüden geçmesine izin vermeliydi. Diğer yandan, eğer Plato Sokrates’in geçmesine izin verdiyse, Sokrates yalan söylemiş oluyor, o zaman da Sokrates çoktan nehrin dibini boylamalıydı.


.jpg)



