Cecil’in Ardından: Ticari avcılık gerekli mi?
5 Ağustos 2015 Ne Haber Hayat Doğa

Cecil’in Ardından: Ticari avcılık gerekli mi?


Twitter'da Paylaş
0

Zimbabve’de, hayatının büyük bölümünü vahşi hayvanlara ayrılmış koruma altındaki bölgede geçiren aslan Cecil’in ölümü muhtemelen kaçak avcılık olarak ele alınacak. On üç yaşındaki aslanın koruma altındaki bölgeden dışarı çekilip Amerikalı diş hekimi Walter J. Palmer tarafından avlandığı düşünülüyor. Cecil birkaç kilometre uzakta yaşıyor olsaydı ve gerekli evraklar alınsaydı, Amerikalı bir turistin onu avlayıp hatıra olarak başını kesmesi tamamen yasal sayılacaktı. Olay dünyada büyük tepkilere yol açtı. Sorumlu tutulan avcılar suçlu bulunursa on yıla kadar hapis cezası alabilir. [caption id="attachment_7002" align="aligncenter" width="600"]Fotoğraf: Andrew Loveridge/Wildlife Conservation Unit Cecil. Fotoğraf: Andrew Loveridge/Wildlife Conservation Unit[/caption] New Yorker’da yazan Jane Mayer’a göre burada asıl dava konusu olması gereken, hatıra amaçlı avcılık yapanlara izinlerin satıldığı bu yaklaşımın kendisi. Tanzanya’da da avcılık nehrin bir tarafında yasakken öteki tarafında para karşılığında serbest bırakılabiliyor. Nesli gittikçe tükenen hayvanların kaderi bu sınırlarla belirleniyor. Hayvanların farkında olmadığı, haritadan bakıp anlayamadığı sınırlar bunlar. Öyle ki avcılığın yasak olduğu tarafta insanlarla birlikte güvenli yaşama alışan bir aslan, öteki tarafta da aynı güvenli ortamı beklemesinin kafa karışıklığından yararlanılarak kolaylıkla avlanabiliyor. Ticari avcılık endüstrisini temsil eden bir kuruluş, bu tür avcılığın Afrika’da yıllık iki yüz milyon dolar gelir sağladığını söylüyor. Avcılığı savunanlara göre, izin bedelleri yeterince yüksek olursa avcılık sınırlı düzeyde kalacak, sağlanan gelir Afrika’daki yoksul bölgeler için kullanılarak orada yaşayanlar hayvanları avlamamaları için teşvik edilmiş olacak. Ancak uygulamada, sağlanan gelirin sadece yüzde üçünün bölge halkı için kullanıldığı görülüyor. Bu sırada aslanların sayısı ürkütücü bir hızla azalıyor. Afrika savan filleri gibi öteki önemli hayvan türlerinin katledilmesi de aynı şekilde endişe verici. [caption id="attachment_7001" align="aligncenter" width="600"]Fotoğraf: H.V. Russell Ruanda dağ gorilleri. Fotoğraf: H.V. Russell[/caption] Bir başka yerde, Ruanda’da hükümetin türleri korumak için benimsediği yaklaşım ise örnek alınası. Sayısı kritik düzeye, yaklaşık iki yüz elliye kadar düşen dağ gorillerinin korunması için burada avcılık izinleri yerine pahalı ekoturizm izinleri satılıyor. Turistler, uzman rehberler eşliğinde gorillerin yaşam alanlarını ve gorilleri görebiliyor. Hayvanların mahremiyetini bozmamak için geziler günde bir saatle sınırlandırılmış. Bu sınırlandırmaya rağmen Ruanda’da en çok turisti goriller çekiyor ve Ruanda’nın en büyük endüstrisinin turizm olduğu biliniyor. Ekoturizmden sağlanan gelir, gorillerin yaşadığı parkın girişindeki köylerin yenilenen okulları ve elektrik giderleri için kullanılıyor. Gorillerin sayısıysa gün geçtikçe artıyor. Cecil için çok geç. Ama artık Zimbabve’de ve başka ülkelerde hayvanların kafasına fiyat biçmeyi kesmenin zamanı gelmedi mi? Sıkılmış Amerikalı diş hekimlerini hayvanlara silah doğrultmak yerine, Ruanda’daki gibi onları kameraya almaya teşvik etmenin zamanı gelmedi mi? Öyle görülüyor ki esas beceri isteyen şey hayvanlardan birini bulup öldürmek değil, onların türünü koruyabilmek.

Kaynak: New Yorker


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR