Bir Bahar Günü...
O güzel bahar gününü, deniz kıyısındaki iyot kokusunu nasıl cehenneme çevirdin?
Nasıl yapabildin bunu? Aradan beş koca yıl geçti. Gözlerimi kapatıp seni düşündüğümde
sanki dünmüş gibi ürperir içim, sızlar kalbim. Buralar kış, hava buz gibi tıpkı o bahar
günü benim için olduğu gibi. Baharlar benim buraya gelmiyor artık, hatta tek mevsim yaşıyorum ben, kış. Her yer soğuk o günden beri. Yeşeren otlar, çiçek
açan ağaçlar bana baharı değil seni hatırlatıyor ve ben üşüyorum. O zamandan bu zamana çok şey değişti
bir işim, eşim, çocuğum var ama ben hâlâ yalnızım ve üşüyorum durmadan.
En son sözümü hatırlar mısın, "Seni çok seviyorum aşkım," demiştim. Ben seni çok sevmiştim, sense sadece sevmiştin. Ne olursa olsun
ayrılmayacağız, savaşacağız demiştik. Ama sen yolun
başında yenildin. Ben hâlâ savaşıyorum. Artık yalnızım ve kendim ile savaşıyorum
ama yılmadım, ne sen ne de başka biri beni yıldıramadı.
Savaşmayı bilirim demiştim sana daha yirmi yaşında. Şimdi tam bir savaşçı oldum.
bana kattığın tek şey bu oldu sanırım. Aslında teşekkür etmem gerek sana.
Bilselerdi, ailem de teşekkür ederdi sana eminim. Ama sen nasıl benim geçmişimde kaldıysan, onlar için de doğmamış biri olman en iyisi. Kendimle
savaşıma rağmen, seni özlediğimi, hasretle andığımı söylemek istiyorum. Benim yanımda olmayan tanrı umarım her zaman seninle olur. Hep öyle olmadı mı zaten...
Nedir...
Keşke diyorsan, her şey için geç midir, geri dönüş, başka bir yol yok mudur, mecbur musundur istemediğin şekilde yaşamaya, yok mudur bir çıkış yolu ve bu yola sapmanı sağlayacak güç. Sihirli değnek değse uyusan ve her şey düzelse, ölmüş mü olursun acaba. Kabul etmek mi doğrudur kadere boyun eğip yaşamak mı, beklemek inatla beklemek mi. Belki asla olmayacak bir şey için sabırla yıllarını geçirmek mi doğru olan. Savaşamıyorsan davan uğruna tutuyorlarsa ellerini, kalbini ne yapmak gerekir. Hayat benim, istediğim gibi yaşamak hakkım mı demeli her insan. Böyle desek hayat daha mı güzel olur yoksa daha mı kötü. Neyin kötü ya da iyi olduğunun kıstası nedir. Bunu kim belirler ya da belirlemelidir. Elimden ne gelir diye yaşayıp kabuğunda devam edenler hayata, son nefesleri verirken ne demişler ya da düşünmüşlerdir acaba. Bir umutla beklemek, hayalindeki günleri bugünü yaşamana engel midir? Bugün nedir? Sen bugünü yaşamak istemediysen neden yaşatmıştır tanrı sana. Ders alman için yaşatılmışsa sana yaşadıkların, ya asla ders alacak bir şey bulamadığın yaşananlar denir? Niçin yaşanmıştır, eline geçen nedir ve niçin hep oralarda takılıp kalır insan.
Nedir doğru olan? Doğru var mıdır?