Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

19 Temmuz 2024

Edebiyat

Dışarıda Kalanlar

Sezen Ergen Breitegger

Paylaş

0

0


Roman, 1950’lerin Viyana’sındaki farklı sınıflardan gelen dört gencin öyküsü gibi görünse de, aslında belki de Avusturya’nın öyküsünü okuyoruz.

Viyana’daydım, aylardan haziran olmalıydı. Ellerim ceplerimde, dalgın dalgın yürürken başımı çok ağrıtan lodosu hiç aratmayan fön rüzgârı saçlarımı uçuşturuyordu. Dalgınlığım sokakların alışılmadık sessizliğine karışırken yollarda hiç araba olmadığını fark etmem için uzunca bir süre geçmesi gerektiğini sanıyorum. Viyana’nın merkezini çevreleyen Ring boyunca yürümeye devam ederken nedense gün boyunca aklımın Stefan Zweig’ta olduğunu anımsıyorum. Kafamı kaldırdığımda birden dev melek kanatları takmış yarı çıplak bir adam ve vücudunun her yerini yalnızca parlak taşlarla kaplamış bir kadınla karşılaştım. Yüksek sesle gülerek Viyana’nın meşhur belediye binasına doğru ilerliyorlardı. Neşeleri sanki beni de sonunda dalgınlığımdan çıkarmıştı. O gün AIDS için farkındalık yaratma amacı güden, insanların çılgın kostümlerle katıldığı Life Ball’un düzenlendiğini böylece anladım, Ring de bu yüzden trafiğe kapatılmış olmalıydı. Etrafımı saran balo heyecanını, kostümlü insanlarla Zweig’in intiharının yaşattığı tezat duyguları, şehrin bugün böyle olacağını bilseler, intihar ederler miydi düşüncelerine gömüldüğümü üstünden on yıldan fazla geçmesine rağmen dün gibi anımsıyorum. Umudunu kaybeden bir yazar, intihar etmezse ne yapar? Herhalde büyük Avusturyalı yazarların yaptığını. İçinde bulunduğu toplumdan tiksinir, onu kıyasıya eleştirir ve bütün bunlarla ilgili büyük romanlar yazar.

jelinek Dışarıda Kalanlar

Thomas Bernhard ve Ingeborg Bachmann’ın açtığı kapıdan girerek kendi yolunu bulan Elfriede Jelinek’in Dışarıda Kalanlar romanının etkisini üstümden atamıyorum. İnsanın içinde yaşadığı toplumun en çirkin yüzüyle bir kitapta yapayalnız kalmasının korkutucu ıssızlığından yine ancak kitaplar ve yazılarla çıkabilirim. Viyana’nın dünyanın en yaşanılır şehri, müzik ve sanatın başkentlerinden biri olması, çok önemli tarihi kişiliklere ev sahipliği yapması gibi etkileyici özelliklerinin Klimt yaldızlarını, ülkenin cesur sanatçıları büyük bir öfkeyle sökmesini de bilmiş.

Roman, 1950’lerin Viyana’sındaki farklı sınıflardan gelen dört gencin öyküsü gibi görünse de, aslında belki de Avusturya’nın öyküsünü okuyoruz. Jelinek kitabı yazarken, Bachmann’ın meşhur “Faşizm, insanlar arasındaki ilişkilerde, iki insan arasındaki ilişkide başlar.”  sözünden yola çıktığını söylüyor. Aile içi ilişkilerin özellikle de suç ilişkilerinin toplumun nasıl da bir aynası olduğundan, Bachmann’ın bu sözleri henüz hiç kimse söylememişken söyleyebilme cesaretinden etkilenmesinden bahsediyor.1 Romanda savaş bittikten sonra iktidarıyla birlikte bir bacağını da  yitirmiş, eski nazi askeri bir babanın karısına, çocuklarına yönelttiği iktidar oyunları ve şiddeti, kendi de şiddet, tecavüz gibi korkunç davranışlara maruz kalan annenin de çocukları üstündeki gücü sayesinde devam ettirdiği bireysel faşizm örnekleriyle bezeyen Jelinek, böylesine bir savaştan çıkan en büyük kaybedenlerin aslında yeni nesil olduğunun altını çiziyor.

“Gençler bazen çok büyük acılar çeker, yetişkinler bunu çoğunlukla fark etmez, fark ettiklerinde de küçük görürler.”2 Bu gençler de baş edemedikleri acılarını ancak şiddet yoluyla sağaltabiliyor. Romandaki ikizlerden birinin adının Rilke’den gelmesi, çocukların iyi edebiyat ve felsefe bilmesi, piyano çalmaları da yedikleri dayaklar ve evde yaşadıkları travmalar yüzünden hayatı tavandan izler gibi yaşamalarına engel olamıyor. Karakterlere neredeyse komşu sayılırım, geçtikleri sokaklardan hemen her gün geçiyor, bahsettikleri tramvay hatlarıyla (5 ve 43) şehirde ulaşımımı sağlıyorum. 1950’lerden bu yana şehrin bölgeleri, ulaşım araçları pek de değişmemişe benziyor.

Babası komünist olduğu için toplama kampında öldürülen karakterlerden biri de genç Hans Sepp. Evleri Koch Gasse’de, Stefan Zweig’ın 1907-1919 yılları arasında oturup yaşadığını gösteren tabela da bu sokakta; kışın fotoğrafını çekmiştim. Farklı sınıflardan dört genci birleştiren tek şeyin içlerindeki bitmek tükenmek bilmeyen şiddet açlığı oluşunu, Hans’ın ona sınıf bilinci aşılamak isteyen annesini reddetmesini; savaşın, faşizmin yalnızca savaşan kuşağı değil asıl ondan sonraki nesli nasıl zehirlediğini okuyorum.

jelinak Dışarıda Kalanlar

Jelinek karakterlerim konuştukları kadar varlar, dil bir sınırdır diyor. Kitapta erkeklerin çok konuşması, ikizlerden kız olan Anna’nın gittikçe sessizleşmesi elbette bir tesadüf değil. Jelinek bir feminist, Viyana’da her köşede bulunan iç çamaşırı dükkanı Palmers’ın ideal kadın vücudunu ve kadınlara güzellik dayatması sebebiyle 90lı yıllarda feminist bir isyana yol açtığını Jelinek’in ağzından bir röportajda okuyunca gülmekten kendimi alamıyorum, çünkü Palmers’ın bu yılki kampanyasında farklı bedende kadınlar mayo ve iç çamaşırlarıyla “Ben güzelim” diyorlardı. Oysa kadınlar güzel olmak zorunda değil.

jelinek Dışarıda KalanlarRomanda savaş sonrası bunalım, çok güzel olan, üst sınıftan gelen Sophie’yi de aynı yakıcılıkla yok ediyor. Tenis oynayan, para mevhumu olmayan Sophie, yalnızca bir şeyler hissedebilmek için bu şiddet çetesinin bir parçası. Dışarıda Kalanlar’ı okurken Avusturya’nın İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra kendini Almanya’nın kurbanı rolüyle  bu büyük suçlardan elini yıkamasına “Kral Çıplak” diye bağırarak karşı çıkmayı göze alan, soykırımda kendi rollerini haykırdıkları için yaşadıkları toplumdan dışlanan bu antifaşist yazarların birbiriyle bağlarını merak ediyorum. Bu seferki yürüyüşüm kitapların arasında. Öğreniyorum ki, Jelinek bir Bachmann hayranı ve Malina’yı senaryolaştırmış. Thomas Bernhard ve Ingeborg Bachmann ise yakın dost; Yok Etme romanındaki şair Maria, Bachmann’dan başkası değil.3 Ezelden beri çok zayıf olan yer yön duygum, kitaplar arasında gezerken hep güçleniyor, pusulam hep doğru yerlerde.  

“Elbette bu devirde hâlâ masum olan sayısız fail var. Zihinleri savaş anılarıyla dolu, çiçeklerle süslenmiş pencerelerden dostça halka bakıyorlar, el sallıyorlar ya da yüksek makamları işgal ediyorlar. Sardunyalar arasında. Her şey nihayetinde bağışlanıp unutulacak ki yeni başlangıçlar yapılabilsin.”4  diyor Dışarıda Kalanlar’ın anlatıcısı. Öyle bir unutulmuyor ki bunlar, bütün edebiyat tarihinde etki bırakıyor. Kendi toplumlarıyla yüzleşebilen bu yazarlar, okuduğumuz kitaplarda, anlatım tarzlarında devrim yapıyorlar.  Franz Josef Murau, her şeyi yıkıp yeniden yapmaktan söz ediyordu Yok Etme romanında, burada Rainer  “İnsan her şeyi yok etmeli, sonrasında bir daha hiçbir şey kurulmamalı.”5 diyor. Yeni nesilde umudun zerresi kalmamış.

jelinek Dışarıda Kalanlar

Sartre, Bataille, Camus, Musil, Marquis de Sade okuyan ergen karakterler alıştığımız gençler gibi değil. Edebiyatta bu yaşta gençleri hakkıyla anlatabilmenin ne güç olduğunu hepimiz biliriz. Jelinek bizi hepsinin gerçekliğine inandırmakla kalmıyor, bütün bir faşizm anlatısını bu çocuklar üstüne kurmayı başarıyor. Rainer ve Anna’nın babası, nazi subayının doppelgaengerları çok. Onlar savaşın kazananı. Salinger’ın unutulmaz öyküsü Esmé İçin Sevgi ve Sefaletle’nin Çavuş X’i, Roald Dahl’ın askeriyle birlikte, uzak bir kıtada olsalar da onlar da aynı psikolojik problemleri yaşıyorlar. Savaş bütün askerler için yıkıcı. Salinger’ın diğer bir öyküsündeki  Amerikan askeri John, 1936 yılında Viyana’da tanıştığı Leah’yı yıllar sonra boşuna arıyor.6 Bu öyküde yapılan korkunç şeylerden pişmanlıkla bahseden eski nazi askeri, Jelinek’in anlattığı babaya pek benzemiyor.

Yürüyüşüme devam ediyorum, ve yürürken kesinlikle yalnız değilim. Kafamı bir yana çevirdiğimde Adalet Ağaoğlu’nun romanı Romantik Bir Viyana Yazı’nın anlatıcısı konuşuyor. “Viyana’da geçirdiğim o birkaç gün içinde, kentin yürümediğim caddesi, sokağı, geçmediğim alanı, oturmadığım kahvesi kalmadı”. Onu karşılayan, Bernhard’dan çokça etkilenmiş olan Sebald’ın Vertigo romanındaki anlatıcısı, o da Viyana’da yürüyor. “gecenin ilerleyen saatlerine kadar yürüyerek bitap düşmek dışında başka bir şey yapamıyordum”. Her ikisi de faşizmi görmezden gelemiyor üstelik.

Stefan Zweig’ı düşündüğüm günün üzerinden yıllar geçmiş, Jelinek’in Dışarıda Kalanlar kitabı, bu çok kolay okunsa da akıldan kolay kolay çıkmayan harika roman sayesinde bütün bir faşizm tarihini, Avusturya’nın büyük romanlarını ve bu yazarların sonsuz cesaretini, edebiyat tarihini nasıl değiştirdiklerini düşünüyorum. Şah, mat. Edebiyat faşizme karşı her zaman kazanır. Zweig, belleklerimizde hiç ölmeyecek.


1 "My Characters Live Only Insofar as They Speak": Interview with Elfriede Jelinek -Brenda L. BethmanElfriede Jelinek, Women in German Yearbook, Vol. 16 (2000), pp. 61-72. 

2 Dışarıda Kalanlar, s. 53.

3 Bachmann als literarische Figur bei Bernhard und Jelinek, Aus dem Buch Elfriede Jelinek und Thomas Bernhard, ve Rita Svandrlik, Family Secrets and the Contemporary German Novel Literary Explorations in the Aftermath of the Third Reich by Elizabeth Snyder Hook.

4 Dışarıda Kalanlar, s.5.

5 Dışarıda Kalanlar s. 41.

6 Öykünün adı ilk olarak Wien, Wien olarak tasarlanmış, orijinal adı ise A Girl I Knew, Tanıdığım bir Kız.

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Tim Parks: "İnternet romanın kuyusunu ..Oggito
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Cafer Solgun

21 Mayıs 2026

Bir Kürtçe Direnişi ya da Mehmed Uzun

Oysa daha gençti ve söyleyecek sözü bitmemişti ve Diyarbakır’a gelişi için, “Ben buraya ölmek için değil, yaşamak için geldim” demişti.Me dixwest ku em jî wek her kesî li ser axa xwe azad bijîn. Em bi xwe bajon, biçînin, derxînin, û ji bo rojên xwe yên pêş, bi xw..

Devamı..

Ayurvedik Bakış Açısı

Ferhan Yüksel

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024