Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

11 Mayıs 2021

Öykü

Doksan Yedi

Nejat Tamzok

Paylaş

2

2


Dışarıya çıktığında hava yeni aydınlanıyordu. Üzerinde kocaman harflerle “işletme müdürü” yazan lojmanın kapısını yavaşça kapadı, seralara doğru yürümeye başladı. Yağmur bütün gece durmamıştı. “Donumuza kadar ıslanırız artık,” diye söylendi kendi kendine.

Yan yana iki seradan küçük olanın kapısını açtı, içeri girdi. Doğruca domateslerin bulunduğu bölüme gidip olgun olanlarından iki tane kopardı, ceketinin sağ cebine koydu. Sonra iki badem salatalığı da sol cebine attı. Bunu alışkanlık edinmişti, her sabah araziye çıkmadan önce seralardan yanına bir şeyler alıyor, yol boyunca atıştırıyordu. Diğer seraya da girecekti ama, “Aylin Hanım bekliyordur şimdi,” diye düşünüp vazgeçti, aracına doğru yürüdü.

Bulunduğu noktadan maden sahasının neredeyse tamamını görebiliyordu. Yıllar içerisinde giderek derinleşmiş, kızıl bir gezegenin kraterine dönüşmüştü. Taraça şeklindeki basamaklar kraterin en dibinden başlayıp gökyüzünün kirli grisiyle birleşiyor, ardından kilometrelerce uzayıp gözden kayboluyordu. Sahayı izledi bir süre, gri ve kızılın dışında bir renk aradı, oradan oraya koşuşturan yüzlerce kamyonu, üzerlerinde uçuşan düzinelerce insansız hava aracını seçmeye çalıştı giderek incelen sisin altından.

Madene doğru yol alırken Aylin Hanım’ın görüntüsü ekranda belirmişti. Her zamanki otoriter sesiyle, "Bugün altıncı basamakta trafik yoğun olacak, doksan yediden dozerlere balçık sinyali gitti, yola çıktılar," dedi. Aylin Hanım, sekiz yüz kilometre uzaktaki operasyon merkezinde görevliydi. Her gün kontroller sırasında kendisine eşlik eder, beklenmedik bir durumla karşılaştıklarında merkezi bilgilendirirdi.

Koca madende bütün işi makineler yapıyordu artık, kendisinin dışında insan kalmamıştı. Şirket, beş yıl önce akıllı maden projesini başlatmış, insana ihtiyaç duymayan, kendi kendilerine öğrenen yüzlerce makine getirmişti madene. Sürücüsüz kamyonlar, operatörsüz kazıcılar, robot iş makineleri, insansız hava araçları. Önceleri kimse ne olduğunu anlayamadı ama daha sonra kontrol tamamen makinelere geçti, çalışanlar da birer birer evlerine yollandı. Bir tek kendisini bırakmışlardı, bekçi niyetine.

“Bekçi,” diye tekrarladı içinden küçümseyerek ama hemen toparlandı, "tamam," dedi, "patlatma olacak mı yarın, dinamit ambarına da bakayım mı?"

Çok ciddiydi Aylin Hanım, daha bir kere bile güldüğünü görmemişti. "Gerek yok,” diye cevap verdi. “Tüm kontroller yapıldı, sistemler çalışıyor, sen genel bir göz gezdirsen sahaya yeter."

“Olur,” kelimesini güçlükle çıkarabildi dudaklarının arasından. "Sistemler çalışıyormuş, gerek var mı bu söze, dört yıldır daha bir gün çalışmadıklarına rastlamadım," diye söylendi kısık sesle. "Her sabah aynı, sahaya çık, laf olsun diye bir tur at, ardından gerisin geri lojmana dön. Boşuna almışım bu mühendis diplomasını." Salatalıklardan birini cebinden çıkarıp bir süre kokladı, sonra ağzına atıp uzun uzun çiğnedi.

Gün boyunca madende dolaştı. Altıncı basamağın üzerine geldiğinde akşam olmak üzereydi. Sıra sıra kamyonların yanından hızla geçip kazıcının çalıştığı bölgeye girdi, aracı durdurup aşağıya indi. Zemini kontrol ederek yürümeye çalıştı ama bir süre sonra çizmeleri batıp çıkmaya, yürümekte zorlanmaya başladı. “Bu doksan yedinin yanıldığını hiç görmedim,” dedi kendine. Aylin Hanım’ın görüntüsünü açtı, “Balçık var, doksan yedi haklıymış,” dedi, “üst basamaklarda da olabilir bu çamurlu formasyon, planlamayı ona göre yaparsınız.”

“Tamam,” dedi Aylin Hanım, “sen dönebilirsin, gerisini doksan yediyle hallederiz."

Tekrar kazıcının yanına döndüğünde doksan üç manevra yapıyordu. Özel imal edilmişti bu kamyonlar, dev gibiydiler, bir tekerlekleri bindiği aracın üç katı büyüklüğündeydi. Orta yerde kamyonlardan da büyük bir kazıcı toprağı kazmakta, kepçesine aldığı toprağı dönerek yanında bekleyen kamyonun kasasına boşaltmaktaydı. Yağmur çoktan durmuş, güneş açmıştı. Bir sigara yaktı, kazıcıyla kamyonu seyretmeye başladı. “Muhteşem,” diye geçirdi içinden. Toprağın kızıl tozunun akşamın grisine karıştığı sahnede belli belirsiz iki sanatçı mükemmel gösterilerini sergiliyor, makinelerden çıkan eşsiz bir müzik kusursuz bir koreografiye eşlik ediyordu.

Tam sigarasını söndürüp gidecekken doksan yedinin manevra alanına girdiğini gördü. Bir sigara daha yaktı, kamyonu izlemeye başladı. Yol tutuşu, manevraları, kazıcıya yanaşması mükemmeldi, hiç hata yapmıyordu. Daha iki yıl olmuştu geleli ama en hızlı öğrenen makine oydu, neredeyse tüm madeni kontrol etmeye, diğerlerine komut vermeye başlamıştı. Sahadaki orkestra şefi doksan yediydi artık, kendisinin figürandan öte bir hükmü kalmamıştı.

Kamyon, işini tamamlayıp kazı alanını terk etmek üzere hareketlendi. Boş gözlerle baktı arkasından, yorgun hissetti kendini, yere attığı sigarasını ayağının ucuyla çiğnerken, “Ben olmalıydım,” diye geçirdi içinden. Bir an ne yapacağına karar veremedi. “Dozerlere baksam mı acaba?” diye düşündü, sonra vazgeçti, aracına atlayıp lojmanın yolunu tuttu. Hava kararmaya başlamıştı. Tepeye doğru yol alırken dikiz aynasından son bir kez baktı makinelere. Kızıl gezegenin ıssızlığında giderek küçüldüler, sesleri duyulmaz oldu. Aklında sadece seraları vardı şimdi.

İklimi sertti buraların, pek bir şeyler yetişmezdi ama seralara çok emek vermişti. Domates, salatalık, biber, patlıcan, sonra kavun, karpuz, çilek, hepsinin tohumlarını tek tek kendisi ekmiş, çiçek açmalarını, büyüyüp meyve vermelerini izlemişti aylarca. Her gün yanlarına gitmezse eksik hissediyordu kendisini, ruhu rahatlıyordu seralarında.

YORUMLAR

Hülya TAMZOK

"Doksan Yedi" güzel bir öykü. Tebrik ediyorum Nejat Tamzok'u.

11 Mayıs 2021

Selahaddin Anaç

Belaz dansi..sert bir bayan amir..guzel bir maden öyküsü..tebrikler

11 Mayıs 2021

Öne Çıkanlar

İstanbullu Sanatseverler Fişekhane’de ..Oggito
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Çağnam Erkmen

12 Temmuz 2025

Polisiye Roman Yazmak Halat Örmeye Ben..

“Klasik roman dilinin diyalog mirası, polisiye romana devredilmiş gibi görünüyor.Elçin Poyrazlar diyalog yazma üstadı. Romandaki karakterlerinin her birinin kendine özgü dili, küfrü, cümle kuruş tarzlarındaki ayrım profesyonelce”Halat nasıl yapılır?Uzunluğu..

Devamı..

Yaz Mevsimi Kalın Bir Kitap Okumak İçi..

James Folta

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024