Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

1 Ekim 2021

Plastik Sanatlar

Esin Büyükkalfa'nın Resimleri Üzerine Düşünsel Bir Yorum

Tufan Erbarıştıran

Paylaş

1

0


İnsan bedeni “ötekinin” varlığıyla bir anlam kazanır. Bedenin bilinçle örtüşmesi sonucunda “ötekinin” varlığı nedeniyle bu birliktelik geniş ve kalıcı bir anlam kazanır. Esin Büyükkalfa’nın resimlerinde de bu bedensel işlevselliği ve tinselliği uyumlu bir birliktelik içinde görüyoruz.  

Resim ve heykel sanatlarında insan bedeni; biçimi, hacmi, kütlesi, rengi ve dokusu ile sanatın önemli bir nesnesi olarak kullanılmaktadır. İnsan bedeni özellikle 20. yüzyılın ikinci yarısından sonra klasik tasarımın dışında bir anlayışla sanatta kendini göstermiştir. Bu yeni tasarım içinde cinsellik, dezenformasyon ve anatomik yapının dışında bazı teknikler de geliştirilmiştir.

Ülkemizde Neş’e Erdok gibi sanatçılar insan bedeni üzerine özel bir yaklaşım göstermiştir. Bedenin görünümünü bozarak hatta biraz da çarpıtarak onun kişilik, mesleki, ruhsal, cinsellik ve günlük yaşamdaki konumlarını resmetmiştir. Aynı tekniği kullanarak Sema Barlas da soyut-figüratif bedensel resimler yapmıştır. Benzer çalışmaları yapan sanatçılar, insan bedenini klasik anlayışın dışına taşıyarak doğrudan bir sanat nesnesi olarak görmüşlerdir.  

Esin Büyükkalfa da resimlerinde çeşitli insan bedenlerinin duruşlarını sanatsal bir yapıya dönüştürmektedir. Resimlerinde figürlerin yüzeye yakın çizildiğini görüyoruz. Sanatçının çoğu resminde proporsiyon bir tekniğin dışında kalması, noolojik bir baskınlığın yarattığı biçemsellik söz konusudur. Resimlerin sanki brüt ya da a priori bağlamında kaldığı düşüncesi ilk başta şaşırtıcı gelebilir. Ancak resimlerine yoğunlaştığınızda göz eğriltmesinden kurtulduğunda karşınıza sanatın yoğun bir dokusu çıkacaktır. Resimlerde tek ya da iki figürün olmasın karşın bir tür çoklu özne yaratılmıştır. Buna göre, figürün görünümünden ve yansıtmalarından yola çıkılarak melankolik bir tanımsallık içinde olduğunu da düşünebiliriz. Tek figürlü resimlerinde renk ve biçem birlikteliği sayesinde izleyen üzerinde derin bir atmosfer algısı yaratmaktadır. Sanatçının tek figürlü resimlerinde çoklu özne yaratılması bundandır ve izleyen üzerindeki duygu yoğunluğuna da yol açmaktadır. Tek figürlü resimlerini izleyen açısından, tümevarım ya da tümdengelim tekniğini düşünerek yorumlamaya çalışsa da, bir matematik problemini anlamak ve çözümlemek için verdiği uğraşın aynısını resme bakarak da vermektedir.

“Birlikte” / Pres Tuval Üzeri Karışık teknik / 35*45 cm / 2019

Resimlerin öznelliği düşünüldüğünde bir tür perspektif olarak kabul edilen rakursi tekniği önem kazanmaktadır. Bedenin biçimi bozularak -renk skalası da kullanılarak- belirli bir derinlik yaratılmaktadır. Resimlerin yüzeye yakın olması kadar monokrom tekniğin de önemi ortaya çıkmaktadır. Söz gelimi, resimdeki derinlik ile dezenformasyon arasındaki çatışkı sayesinde optik bir yanılsama vardır. İzleyen ile izlenen arasındaki açık olduğu kadar tinsel anlamda da varlığını duyumsatan ilişki, bu nedenle resmin algılanmasına yöneliktir. Bedenin yansıttığı primitif ruhsallık ve görünüm ile fondaki monokrom rengin derinliği resmi başkalaştırmaktadır. Bunun nedeni figürlerin kendilerine olan yabancılaşmasında yatmaktadır...     

Sanatçının resimlerinde bazı renkler pastel olup figürü yumuşatmakta ve derinliğin bu açıdan da görülmesini sağlamaktadır. Bunun ipuçları resmin ayrıntılarında gizlidir. Söz gelimi, figürlerin bakışları, kullanılan renkler, çizgilerin estetiksel görünümleri ve tema olarak yansıtılan bütünlüğün odak noktası ile kişinin kendi içine yönelmesi… Bu öylesine bir bütünlük oluşturmaktadır ki, ana temanın izleyen üzerinde bir şok etkisi yaptığını söyleyebiliriz.

Esin Büyükkalfa’nın resimlerinde yer alan figürlerin hepsini hem kendilerine hem de dış dünyaya karşı bir önyargı ya da bir başkaldırış olarak da kabul edebiliriz. Bakmak, bir nesnenin dış yüzeyine yönelik bir gözlem eylemidir. Nesnenin dışı yüzeyinin renk, ışık ve biçim değiştirmesiyle çok yönlü bir oluşum yaratacağını söyleyebiliriz. Bir nesneye ya da bir bedene bakmakla, onun dış yüzeyi üzerinden zamanı anlamak ya da zamanı durdurmak/dondurmak anlamına gelir. Baktığınız an ile bir sonraki an arasındaki zaman aralığı uzun ya da kısa olsun yine de bakışınızın algılaması değişecektir. İlk baktığınızda nesnenin dış yüzeyini kaba bir algılama ile tanımlayabilirsiniz. Daha sonra bu bakışınızı eğittiğinizde nesnenin ayrıntılarını fark edersiniz. Bu nedenle her bakış açısı bir deneyimi yaratır. Tüm bunların sonunda bakışın gerçekle doğrudan kurulan bir temas olduğunu söyleyebiliriz. Resimlerdeki figürlerle gerçekleştirilen bu bakış ve onun yarattığı iletişim sayesinde hem ressamın yapmak istediğini hem de resmin bütünselliğinin ayrıntılarını görebiliriz. Bakışta bir amaç vardır ama görmede bir amaç oluşturma eylemi vardır. Sanatçının resimlerine baktığınızda bakışın ötesine geçtiğinizi, bakışla görmeyi yer değiştirdiğinizi, bunun sonunda da görme üzerinden resimdeki figürün teknik yapısının tüm ayrıntılarını seçebildiğinizi düşünebiliriz.

Esin Büyükkalfa’nın resimlerine optik bir kaygıyla baktığınızda nesnel gerçekliğin yerini tinsellik almaktadır. Figürlerin yaratmış olduğu tinsellik ile izleyen arasındaki iletişim sayesinde resim anonim olmaktan kurtulur ve tamamen öznel bir yoruma geçer. Bir yerden sonra izleyen, karşısındaki bu figüratif resmi kişisel algılayacaktır, devamında kendi değerleri üzerinden bir yaklaşım sergileyecektir.

Esin Büyükkalfa’nın resimlerinde Amedeo Modigliani’nın genellikle uzun boyunlu, eğri, donuk bakışlı figürlerini anımsarız. Bu anlamda, resimlerindeki figürlerin büzülmüş dudakları, çıkık elmacık kemikleri, ince ve uzun boynu ile pastel renklerle temanın uyuştuğunu söyleyebiliriz. Esin Büyükkalfa’nın figürlerinde de dolaylı bir benzerlik vardır. Figürlerin donuk bakışları yanı sıra dezenformasyona uğratılmış bedenleri, yarım bırakılmış büstleri andıran yapıları, izleyenin tamamlayacağı bir içerikle yapılmış çizgileri ile kendine özgü bir sanat yaratıyor. Birçok figürü anatomik açıdan karikatürize ediyor, figürün bozulmuş görüntüsünün içinde melankolik ve primitif bir yapıyı sezdiriyor. Çağdaş Batı düşüncesi için gerçek nedir denildiğinde, görünen gerçeğin üzerinden algılamaya yönelmektedir. Doğu felsefesi ve sanatı ise karşısındakine baktığında, dış gerçekliğin ardındaki “şeye” ulaşmak için duygularını kullanır. Esin Büyükkalfa’nın resimlerini bu her iki bakış açısının bir tür sentezi olarak görebiliriz. Bu da bizi figürün an’lık görüntüsünün yarattığı boşluğu doldurmaya yönlendirmektedir. Gözümüzü eğittiğimizde karşımızdaki figürlerin nesnel gerçekliğinin gizle(n)diği tinselliği algılayabiliriz.  


“Hayal” / Tuval Üzeri Karışık Teknik / 100 * 120 cm / 2021

Sanatçının resimlerindeki figürlerde kadın-erkek ayırımı pek yapılmaz. Figürlerin birçoğu atıl bir görünüm içinde kendi anlık zamanlarında kalmış gibidir. Her biri bir dış gözlemcinin dokunuşuyla canlanacakmış duygusu vermektedir. Figürlerin bir anlamda anatomik yapıları, sanatçı tarafından bilinçli bir yaratım ile sabit bir noktada kilitlenmiş gibidir. Her biri ufukta görülen anlamsız küçük bir noktaya ya da bir lekeye benzer. İzleyen, resimlere görece bir bakışla kattığı edimsellikle onları yaşamın içindeki gerçeklere dönüştürür.

Esin Büyükkalfa, resimlerinde bedeni kendi sanat anlayışıyla yorumluyor. İnsan bedeni anatomik olarak zaman ve mekânın içinde yer alır. İnsanın bedensel yapısı nesneler dünyasıyla bütünleşir ama bilinci ve aklı sayesinde onlardan ayrışır. Aslında insan kendi bilinci ve bilişsel yapısıyla bedenini nesneler dünyasında hem bağımsız hem de bir bütünsellik içinde özel bir yere koyar. Bu da bizi şu sonuca götürür: bilincin oluşması ve yansı(t)ması için bir beden gereklidir. İnsan bedeni “ötekinin” varlığıyla bir anlam kazanır. Bedenin bilinçle örtüşmesi sonucunda “ötekinin” varlığı nedeniyle bu birliktelik geniş ve kalıcı bir anlam kazanır. Esin Büyükkalfa’nın resimlerinde de bu bedensel işlevselliği ve tinselliği uyumlu bir birliktelik içinde görüyoruz.  


“Kayıtsız” / Kağıt Üzeri Karışık Teknik / 21*30 cm / 2021

Sanatçının Kayıtsız adlı tablosunu inceleyeceğiz. Resmin fonunda mavinin kısmen de olsa tonları görülmektedir. Mavinin tinsel anlamda sonsuzluğu çağraştırdığını biliyoruz. Ancak sanatçı doğrudan ve tek bir mavi renk yerine fondaki maviyi fırça darbeleriyle biraz bozmuş kendi içinde aynı rengin tonlarına ayrıştırmış. Bunu yapmakla figürün görünümü arasında dolaylı bir ilişki söz konusudur. Nasıl ki figürün dezenformasyonu varsa, fondaki mavi rengin de buna benzer optik bir görünümü olmasını istemiştir. Fondaki mavi rengin düz olduğunu düşünelim. Bu doğrultuda figürün arkasındaki fon rengi ile kendi gerçekliği arasında bir bağlantı kurmak zorlaşabilirdi. Bunu biraz daha öteye taşıyabilirsek karşımıza şöyle bir yorum çıkacaktır: fondaki mavi, düz ve tek renk olsaydı, resmin görünümü fotoğrafik bir bakış sunacaktı. Bunun tersi ise çoklu bir karşılaştırma ile figürün kendine olan yabancılaşmasına olanak vermektedir.  

Figürün üzerinde sarı, kırmızı ve kısmen yeşil renklerin hâkim olduğu bir bluz vardır. Figürün boyun kısmı açıkta bırakılmıştır. Boynun ince uzun olması bir yana, başın resme bakana göre sağ tarafa (figürün sol tarafına) eğikliği dikkat çekicidir. Yüzdeki ani bir şok görünümü, ağzın boyalı (kırmızı) olması, gözlerinin iriliği bir başka dikkat çekici konudur. Siyah saçla tamamlanan figürün elbette ağız yapısı ve gözlerinin iriliği öne çıkmaktadır. Yaşamdaki ani bir irkilmenin an’lık görüntüsüdür aslında.

Figürün irileşmiş gözleri izleyen üzerinde optik bir yanılsama yaratmaktadır. Bakışlardaki panik, ürküntü, hüzün ve şiddet görünümü doğrudan izleyene yöneliktir. Kendine yabancılaşmış olan birinin görüntüsüdür. Daha önce imlediğimiz gibi, Esin Büyükkalfa’nın resimlerindeki figürler yaşamın an’lık bir kesitini yansıtıyor. Bu an dediğimiz şey aslında sonsuz bir yaşamın içselliğini anlatmaya yöneliktir. Figür tek başına, gösterimsel renklerle donanmış bir halde karşımızdadır. Burada gerçeklik olgusu ile sürrealist düşünselliğin deneysel bir yapıda örtüştürme tekniğini görüyoruz. Resimdeki renk/biçim/figür/leke/kontur/proporsiyon düzenlemeleri figürdeki belirsizliği yansıtmaya yöneliktir. Sözünü ettiğimiz belirsizlik bir hiçlik duygusu ve varoluşun gizemi üzerine kurgulanmıştır. Figürün bol renkli, incecik çizgilerle, bedensel dezenformasyon ile yaratılmış görünümünü şöyle de yorumlayabiliriz: figür burada kendi içselliğini yansıtırken çevresine karşı (apati) bir hiçlik sergilemektedir. Onun çevresine olan bu duyarsızlığı, suskunluğu, kendine olan yabancılaşmasından kaynaklanmaktadır. Bu da figürün yansıttığı kişiliği çevreye karşı bir izolasyon konumuna getirmektedir. Temanın bir boşluk-hiçlik yaratımı ile figürün bedensel tasarımı arasında tinsel bir ilişki söz konusudur. İşte bu itme-çekme nedeniyle oluşan boşluğun dönüşümü arasındaki an’lık kırılmalar figürün yüzüne yansımaktadır.

Sözü edilen boşluk gerçeklikten uzaklaşıp varlığın arketip konumuna dönüşmesiyle ilgilidir aslında. Bu ileri-geri dönüşler ile figürün an’lık konumu arasında bir bağlantı vardır.

Figürdeki estetiksel görünüm ile fiziksel yapısı arasında bir çatışkı söz konusudur. Kendi içine dönük sanatsal olanla primitif arasındaki bir itiş-çekiş sezdirilmektedir. Psikolojik ve felsefi anlamda resimdeki figürü daha başka bir açıdan yorum yapabiliriz. Ancak ilk bakışta pek önemsenmeyen ya da gözden kaçan bir ayrıntı vardır.

Esin Büyükkalfa, bu resminde ironiye de değinmiştir. Figürün çoklu yüzey yansıtan bir aynaya bakar gibi kendinle dalga geçercesine başını eğmesi bize bunları söyletmektedir. Sanki ağzını yarı açık yaparak ve gözlerini irileştirerek ona bakanı korkutmak ister gibidir. Tüm bunlar çoklu okumalara yöneliktir.

Esin Büyükkalfa dezenformasyona uğrattığı ve yüzeye yakın olarak çizdiği resimlerindeki figürlerini açık-kapalı alanlarda konumlandırmaktadır. Figürü bazen kontur belirlemeden olabildiğince açık bir alanda ona özgürlük tanımaktadır. Böylelikle resme bakan izleyici de bu doğrultuda yorumlar yapabilecektir. Bazen de kapalı bir mekânda çizdiği figürlerini belirli bir sınırlama ile konumlandırmaktadır. Figürlerin özellikle yüzlerinin dezenformasyonu kadar onların yer aldıkları kapalı mekânların görüntüleri de bu doğrultuda çizilmiştir. Söz gelimi Hayal adlı tablosunda olduğu gibi mekânın keskin çizgilerle ütopik ya da sürrealist bir konum yarattığını görüyoruz.

Esin Büyükkalfa’nın soyut-figüratif resimlerinin birçok açıdan görülmeye ve yorumlanmaya değer olduğunu söyleyebiliriz.

 

          

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Edebi Sonsuz: AlefMaurice Blanchot
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Özge Kılıçoğlu

19 Mayıs 2026

Booker İtibar mı Kaybediyor?

Jüri başkanı Roddy Doyle 153 başvurudan sadece 31’inin ciddi bir tartışmaya değer olduğunu söyleyerek birçok başvurunun “kalitesizliği”ni eleştirmişti.Sürekli takip ettiğim ve merakla beklediğim edebiyat ödüllerinden olan Booker ve Uluslararası Booker’a inancım 2025’te bi..

Devamı..

Cassandra: Çırpınış

Özlem Kaplan

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024