Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

8 Temmuz 2023

Öykü

Gün Batımı

Okay Taşlı

Paylaş

5

7


Mevsimin ilk serinliğini yaşamaya başlamıştık. Kavurucu sıcakları özleyeceğimiz serinliğin mevsimdeydik. Tatil günümdü. Telefon çaldı arayan oydu, müsaitsen gelmek istiyorum dedi.

 – Ben de müsaittim bekliyorum, dedim.

Çok kısa süre içinde gelmişti. Eve doğru birlikte yürürken etrafa bakınıyor yeşil bitki örtüsünden etkilendiği her halinden belli oluyordu.

  – Eviniz çok güzel yerde. Önünüz deniz, arkanız dağ. Bayıldım gerçekten.

  –Çok teşekkür ederim. Umarım bu güzellik hiç bozulmaz.

Kendi ağırlığıyla çökmüş, güneşin karşısında oturan bir dağ. Açık ferah ovanın sol ucundan yükselip ortalara doğru yayılmış, güneşi süzülmeye müsaade etmiyor. O dağ sanki eteklerindeki bütün suları buraya boşaltmış gibi. Baharın çiçek tozları fırlatmaya hazır. Kuşların besteye durmuş yankısı. Çılgın arıların baharla sindirdiği çiçek tozunu keyfiyle kanat çırpıyor

– Yazları serin olur, dedi gülerek.

 – Evet evet yazları esinti dağdan ipini koparmış gibi gelir.

 – Kesinlikle

 – Esinti deyince aklıma ne getirdi?

 – Oturalım istersen.

Dünyaya eğilmiş gökyüzünün tatlı maviliğinde hayata hemencecik karışabilecek yüzünü yeşilliklere dönmüş balkona oturduk.

  – Ne içersin?

  – Varsa kahve alabilirim.

Mutfağa geçmiştim, gözüm bir yandan onu izliyordu. Merdivenlerden süzülerek yeşilliklere karışmıştı. Ayakkabılarını çıkarmış çimenlere basılı vaziyetteydi. Sapsarı ışık gibi parlayan saçları örülmüş, ince bedeniyle kuğu gibiydi. Doğayla iç içe olmanın sevinci vardı yüzünde. Bu yeşilli rengi unuttuk, dedi gülerek.

 – Esinti demiştin oturmadan önce.

    – Evet. Dağlar bütün sesleri özümseyip, dinlermiş, sonra sindirir bırakırmış rüzgârını.

Çıplak ayaklarıyla evin yan tarafına uzandı.

– Bisiklet! diye bağırdı. Çok güzeller.

– Sen mi biniyorsun?

– Evet.

– Niye iki tane?

– Geçen yıl Almanya’dan arkadaşım geldi. Sahildeki bisiklet yolunu görünce bisiklet binme isteği doğdu. En yakın satış noktasından satın aldı. Almanya’ ya götüremeyeceği için bende kaldı.

Bisikletlere yaklaşarak lastikleri yokladı.

– Tüh! Lastikler kullanılmayacak durumdalar sanırım.

– Yok havası inik sadece.

– Binmek ister misin?

– Çok sevinirim.

– Lastikleri şişirmek için kilerden çıkardığım pompayı daha sabah bırakmıştım kapının önüne. Hava basmaya fırsatı buladım. Şişirdik mi tamamdır.

– Gülümseyerek! Şişirelim o zaman dedi.

Şişirme işi bitince mutfağa ocağın altına kapatmaya gittim. Bisiklet, kahvenin önüne geçti. Mavi örtünün üzerinde pedal çevirmeye başladık. O kadar çok pedal çevirdik ki daha önce hiç görmediğim bölgelere geldik.

Hafif bir eğimle yokuşlaşıyor yol, aşağılara doğru uzayıp gidiyor. Yolun dibinde güneş ışıltısı. Yol boyunca yaşını başını almış koca ağaçlar. Şakıyan kuş sesleri. Daha da yakınlaştığımızda yolun sonunda güneşle denizin apışık kalmış halini görüyoruz. Hiç görmediğim, hiç bilmediğim yol bitimiydi. Ağaçların etrafını sardığı bir taş bir mekân var. Daha önce hiç gelmedim buralara biliyor musun?

– Benimle ilkleri yaşıyorsun öyleyse, dedi. Bakışıyoruz gülümseyerek. Daha da yaklaşalım. Hatta şu bisikletleri şuraya kilitleyelim daha yakından bakalım ne dersin? dedi.

Aşırı bir kalabalık var. Sofralar kurulu, güneş akşamcıların kadehine bakıyor. Çayını, kahvesi içmek isteyen, karnı zil çalanların kapısını aralamış. Düğün kalabalığı değil bu, bir veda havası gibi. Her ikimizde içeride gördüğümüz manzara karşısında şaşırıyorduk. İçerinin manzarası ayrı dışarınınki ayrı bir güzellikteydi.

– Balıkçıları görüyor musun?

– Geceye ağlarını denize batırmaya gitmek için son hazırlıkları yapıyor.

– Yerdeki çapalar, halatlar, urganlar, naftalin gözü görmemiş ağlar sanki ortaçağ işkence gereçlerini andırıyor.

– Balıkçılıktan anlıyor gibisin.

– Hiç anlamam. Zor iş besbelli.

Oturmak için zar zor yer bulmuştuk Her masa da lezzet durağı vardı. Kimileri köpüklü biralarını yudum yudum keyfini çıkaranlar, kimi kahvelerini denize karşı köpürtenler, rakıları bulutlandırıp dönüşü olmayan deniz de kapılıp gidenler. Hüzün ile neşenin bir arada olduğu geceydi.

– Bir kahve içelim artık, dedi.

– Gülümseyerek içelim, dedim.

Kahveleri söylemek için garson seslendiğimde. Bugüne özel bir şey mi vardı diye sordu. Garson yok dedi bu hafta son haftamız on yedi yıllık anlaşma bitiyor ve otel olmak üzere yıkılacakmış burası dedi.

– İkimizin de güzelim doğa içindeki mekânın otel olmasına üzülüyoruz.

– Olamaz, dedi.

Mekânın içinde bir uğultu sessizliğe bürünüyor. Oturduğumuz masadan kalkıp içeriye doğru ilerliyoruz. Yetmiş yaşlarında tombul, bembeyaz sakallarıyla bir amca öne doğru fırladı konuşmak için.

– Hepiniz hoş geldiniz, dedi. Malumunuz burası bir vakıf arazisi tam on yedi yıldır burayı işletiyorum. Artık anlaşma süremiz doldu. Burasını otel olacakmış boşaltmamızı istediler. Hepinize çok teşekkür ediyorum bunca yıl sahipsiz bırakmadınız Gün Batımı’na sahip çıktınız. Doğası, balıkçılarıyla müthiş bir yer burası, Gün Batımı’na yakışır lezzetler sunduğumu düşünüyorum. Burasının doğasını yok ederek otel olmasını kabullenmek çok zor benim için.

Çıkışmaya hazır bir öfkeyle fırladı; bey amca isminiz nedir?

– Suat kızım.

– Suat amca bu kabul edilemez bir durum. Burada toplanan grup Gün Batımı için sesimizi yükseltimiz de haykırdığımız da direndiğimiz de hiçbir güç burayı otel yapamaz.

Çimenlerin üzerindeki ince naif bir kuğu gibi duran değil; sanki bir ok gibi fırlamıştı.

– Suat amca ben avukatım defalarca bu tarz davalar baktım. Sen halen bu Gün Batımı’nı işletmek, bu doğa güzelliği içindeki mekânda devam etmek istiyor musun?

– Evet kızım.

– O zaman vakıf yöneltmeli şöyle der; ilk önce içeride bulunan kiracı vazgeçerse başka bir kişiye kiralanma hakkına sahiptir. Anca sen kiralamaktan vazgeçersen başka birisi burayı devir alabilir.

– Bunu bilmiyordum kızım. Avukat bey hiç söylemedi bunu.

– Avukatın seni çoktan bırakmış Suat Amca.

– Halen ümit var mı? Kızım

– Var Suat amca sen Gün Batımı’nın bu müthiş güzelliğini yok olmasını istemediğin sürece var.

– O zaman bütün çaylar benden kızım.

YORUMLAR

Ayten Cirit

öykü bittiğinde bambaşka bir yerlere götürdü beni güzel kaleme alınmış bir öykü, yazarını kutlarım.Emeklerine sağlık...

8 Temmuz 2023

Asuman Erçin

Güneşi omuzlayan dağlarımızın büyüsünü efsaneleştiren öykülerimiz hep var olsun...Kaleminize sağlık...

8 Temmuz 2023

demir alkanlar

Ne güzel bir öykü okudum.. elinize beyninize sağlık. deniz kenarındaki güzellikler ne de güzel anlatılmış..

21 Aralık 2024

demir alkanlar

Ne güzel bir öykü okudum.. elinize beyninize sağlık. deniz kenarındaki güzellikler ne de güzel anlatılmış..

21 Aralık 2024

demir alkanlar

Ne güzel bir öykü okudum.. elinize beyninize sağlık. deniz kenarındaki güzellikler ne de güzel anlatılmış..

21 Aralık 2024

demir alkanlar

Ne güzel bir öykü okudum.. elinize beyninize sağlık. deniz kenarındaki güzellikler ne de güzel anlatılmış..

21 Aralık 2024

demir alkanlar

Ne güzel bir öykü okudum.. elinize beyninize sağlık. deniz kenarındaki güzellikler ne de güzel anlatılmış..

21 Aralık 2024

Öne Çıkanlar

10 Soruda Henri Cartier-BressonOggito
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

S. E. Breitegger

16 Temmuz 2025

İşe Yarar Bir Şey

Edebiyat, yazı dünyasının dışında da akıp giden, oldukça somut gerçeklere dayanan hayat şartları içinde, Puşkin’e ne kadar yer ayırabiliriz?Kırk altın, kırk sopa hikâyesini bilirsiniz. Hani Kanuni Sultan Süleyman’ın karşısına kırk metre öteden iğneye ip geçirebilen adamı getirirler,..

Devamı..

Verem: Dünyamızı Değiştiren Hastalıkla..

Gökhan Güvener

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024