Hakkında Pek Fazla Konuşulmayan 7 Yeni Bilimsel Keşif

Hakkında Pek Fazla Konuşulmayan 7 Yeni Bilimsel Keşif


Twitter'da Paylaş
0

Herkes her zaman teknolojik gelişmelerden ve her yıl sürekli olarak hızlanan bilimden söz ediyor. Peki neden dinozorların neslinin nasıl tükendiğini ya da Mars’ta hayat olup olmadığını bilmiyoruz? Peki ya uzay yolculuğu ve uçan arabalar? Doğru, henüz teknoloji o kadar gelişmedi, ancak son zamanlarda bizi daha parlak bir geleceğe yakınlaştıran keşifler yapıldı. İşte bu keşiflerin bazıları şunlar:

1 Dinozorların neslinin tükendiği zamana dair kanıt

Herkesin bildiği üzere 66 milyon yıl önce Dünya’ya dev bir göktaşı çarptığında dinozorlar yok olma tehlikesiyle karşılaştılar. Ancak bu bilgi yalnızca gerçeklemiş olması en muhtemel olay zincirinin bir açıklamasıydı. İklim değişikliklerinden kitlesel dinozor alerjisine, dinozorların yok olma nedenlerini açıklamaya çalışan birçok teori var. Öyle görünüyor ki yakında bu tartışmalar son bulacak. Paleontolog Robert DePalma Kuzey Dakota’da türlü fosil içeren dev bir fosil katmanı keşfetti. Bu katman göktaşının Dünya’ya çarpmasından sonraki dakikaların hikâyesini anlatıyor. 

Fosil yatağında tonlarca balık fosili bulunuyor. Bu, çarpışmanın okyanusu yerle bir ettiği anlamına geliyor. Triceratops gibi dinozor türlerinin fosilleri de katmanda bulundu. Bu da dinozorların o ana kadar yaşadığı anlamına geliyor.

2 Mars’ta bir zamanlar büyük nehirler bulunuyordu

Bir zamanlar Mars’ta su bulunmuş olması zaten bilim insanlarınca biliniyordu. Ancak Chicago Üniversitesi’nden Dr. Edwin Kite liderliğinde bir araştırma ekibi Mars’ın birçok “ıslak dönem”e sahip olduğuna dair daha çok kanıt ele geçirdi. Bu dönemlerden sonuncusu bir milyar yıl önce sona erdi. Bu dönemler boyunca Mars’ın nehirleri Dünya’da bulunanlardan daha genişti ve dört milyar yıl boyunca aktı. Mars’ın ince atmosferi yüzünden bunun nasıl mümkün olduğu hâlâ bilinmese de Mars ile ilgili yeni sorular sormak bizi gerçeğe yaklaştırıyor.

3 Yeni katil balina türü keşfedildi

Hiçbir keşif balina kadar büyük ve saptaması kolay bir canlıya mensup bir türün yeni bulunması kadar şaşırtıcı olamaz. Okyanus uçsuz bucaksız bir dünya olabilir, evet ama bunca yıl nasıl olur da keşfedilemedi? Şimdilik bu katil balina türüne “D Tipi” deniyor. Tip olarak katil balinalara çok benzeler de onlardan ayrılan özellikleri mevcut. Kafaları daha yuvarlak, gözlerinin çevresindeki beyaz lekeler ve vücut ölçüleri daha küçük.

4 Okyanusu kurtarmak için mercan nakli

Dördüncü keşif okyanus dünyasından iyi haberler getiriyor. Mercanlar okyanusun kalbidir ve onlarsız deniz ekosisteminden bahsetmek olanaksız. Güçlü görünseler de aslında çevrelerine karşı çok hassaslar. Son yirmi yılda mercan resifleri büyük hasar gördü ve resiflerin %25’inden fazlası yok oldu. 

Sorun şu ki resiflerin tekrar oluşması için yüzyıllar gerekiyor ve koşullar doğru olmadığından bu bile mümkün değil. Neyse ki Dr. David Vaughan, gezegenimizin mercan resiflerini yeniden inşa etmenin bir yolunu buldu ve yanlışlıkla bir keşif yaptı. 

Bir gün Dr. Vaughan üzerinde çalıştığı mercanlardan birini yanlışlıkla kırdı ve kopan parçayı suyun deposunun içinde bıraktı. Görünüşe göre bu parça tek başına hayatta kaldı ve çok daha hızlı büyümeye başladı. O günden beri Dr. Vaughan “microphragmenting” adını verdiği mercan yetiştirme tekniğini deniyor ve büyük başarılar elde etti.

Onun küçük mercan parçaları diğer mercanlardan yirmi beş kat daha hızlı büyüyor. Bu yöntem, mercanları doğal ortamda yaşamını sürdüren akrabalarının yanına nakletmek ve bu resiflerin tekrardan canlandığını görmeyi mümkün kıldı. 

5 Küresel ısınmayı engellemenin yeni yolu

Teknolojik gelişmeler artık küresel ısınmayı nasıl engelleyebileceği meselesine yoğunlaşmalı. Bilim insanları eğer felakete yol açabilecek bir iklim değişimini engellemek istiyorsak, 2050 yılına kadar atmosferden yüz milyar ile bir trilyon ton arası karbon dioksit çıkarmamız gerektiğini söylüyorlar. Royal Melbourne Teknoloji Enstitüsü araştırmacıları bunu yapabilecek araçlara sahip olabilirler. Metodları, havada karbon dioksit tanecikleri yakalamak ve onları katı karbon taneciklerine dönüştürmek için sıcak sıvı metal ve sıvı elektrolit kullanımına dayanıyor. Elde edilen katı karbon, aynı zamanda enerji kaynağı olarak kullanılabiliyor. 

6 Tip 1 diyabet tedavisi

Son birkaç yılda kanser ve AIDS tedavilerinde büyük gelişmeler yaşandı, ancak diyabetin tedavisinde yaşanılan gelişmeler de övgüyü hak ediyor. Tıp camiasının yakın gelecekte Tip 1 diyabetle başa çıkmanın yolunu bulma olasılığı çok yüksek. Tip 1 diyabet eskiden beri doktorları zorladığından tedavi edilemez olduğu kabul edildi. Ancak Amerika’da bir tıp merkezi olan City of Hope’ta çalışanlar öyle düşünmüyorlar. Wanek Ailesi Projesi kapsamında altı yıl içerisinde bu hastalığın tedavisini bulmayı hedefliyorlar ve büyük ilerleme kaydettiler. 

Bir yıl öncesine kadar herkes Tip 1 diyabetin otoimmün bir hastalık olduğunu düşünüyordu. Bu da hastalığın, bağışıklık sistemini pankreastaki sağlıklı hücrelere saldırması için tetiklediği anlamına geliyor. Pankreastaki adacık hücreleri insülin üretir, bunların eksikliği şeker hastalığına neden olur. Projenin direktörü Dr. Bart Roep pankreas hücrelerinin, bağışıklık sisteminden kaynaklanan arıza nedeniyle tahrip olması fikrine karşı çıktı. Asıl sorun pankreas hücrelerinde, immün sistemi yalnızca işini yapıyor. Roep’in araştırması yalnızca bir başlangıç, ancak yine de büyük bir adım. 

7 Yetmiş Saniyede MR

MR çektirmek bazen korkutucu olabilir ve bir saatten uzun sürmesi durumunda insanın sinirlerini bozabilir. Klostrofobisi olan insanlar makinenin içine girmek için türlü uğraşlar verirler. Artık bu süreç için beş bin satırlık bir kod var. 

İsveç'teki Karolinska Enstitüsü’nden Stefen Skare ve Tim Sprenger liderliğindeki bir araştırma ekibi, MR testlerini EPI (Echo-Planar Imaging) adı verilen daha hızlı taramalarda kullanılan teknolojiyle bir araya getirmeye karar verdi. Bu yöntemin son zamanlarda kullanıldığı testler birçok hastayı MR’da yalnızca bir hastaya yeten vakitte taramayı başardı. 

Çeviren: Aslı İdil Kaynar

(Ideas Ranking)


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR