Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

13 Temmuz 2021

Öykü

Hayatım Dört Yüz Yetmiş Sekiz Sayfa

Nuray Elçin

Paylaş

3

3


“Ben buradayım sevgili okuyucum, sen neredesin acaba?”

Korkuyu Beklerken, Oğuz Atay

 “Sayın İlhami Tutkun, 

Dosyanızı yayımlayamayacağımızı üzülerek bildirir, çalışmalarınızda başarılar dileriz.

Özen Yayınevi Editörü

Lütfiye Özokuyan”

Bugün aldığı dördüncü ret mektubuydu. Romanını kabul etmemeleriyle ilgili küçük bir detay yazmaktan bile aciz yayınevlerinden bıkmıştı artık. Günler geceler boyu ince ince işlediği, olayları, karakterleri hayatının içine alıp neredeyse onlarla birlikte yaşadığı roman dosyasını artık değersiz bir kâğıt yığını olarak görüyordu. Dosyayı bir kenara fırlatıp kendini yatağın üzerine bıraktı.

Louis başını iki elinin arasına almış, gözlerini ahşap parkenin çatlak girintisinde sıkışıp kalan bir karıncaya dikmiş, sessizce oturuyordu. Kendisini tıpkı o karınca gibi sıkışmış hissediyordu. Rosa ise onun aksine sinirden deliye dönmüştü. Sağ bacağını sol bacağının üstüne atmış sallıyor, gergin bir şekilde tırnaklarını yiyordu.

“Başıma getirdiği onca felaketi hak etmediğimi kaç kere anlatmaya çalıştım bu sersem adama, ama dinlemedi ve işte yine kabul edilmedi.”

“Kes sesini Rosa, ne kadar üzgün olduğunu görmedin mi?” dedi Louis, karıncaya tutunacağı bir saman çöpü uzatırken. “Hepimiz onu uyarmaya çalıştık ama yazar olan o, tabii ki istediği ve hissettiği neyse onu yazacak.”

“Senin sonun benim gibi felaketle sonuçlanmadığı için böyle rahat rahat konuşursun elbette!” diye fısıldadı dişlerinin arasından Rosa.

Louis kendi kendine konuşmaya devam ediyordu.

“Artık beklemekten başka çaremiz yok, bizden tamamen umudunu kesmiş gibi hissediyorum.”

“Umurumda bile değil, hatta iyi bile oldu.” dedi Rosa, “dört yüz yetmiş sekiz sayfa boyunca bir kere bile mutlu olmadım, okuyan herkes bana acıdı buna inanabiliyor musun? Lütfiye denen kadın romanın sonunu bile getiremedi. ‘Aşırı dramatik’ dedi ve ret mektubunu yazmaya başladı.”

Louis, saman çöpüne tutunarak dışarı çıkan karıncanın kurtuluşuna bile sevinemiyordu, “Hiç kimse bizi tanımadan yok olup gideceğiz,” dedi ve sayfalar süren hikâyesini oluşturan kelimelerin arasında dolaşmaya başladı.

Bu sırada Rosa ve Louis’i bir köşede sessizce izleyen William, daktilosunun başından kalkıp yanlarına geldi.

“Buradan bakınca ne kadar komik göründüğünüzün farkında değilsiniz. İlhami’nin bu işle bir ilgisi yok, her şey Sezgin’in kontrolünde, bunu hâlâ anlayamamış olmanız inanılır gibi değil!”

Rosa, hırsla William’a doğru döndü.

“Asıl komik olan sensin, hikâyen kısa sürdüğü için kıskanıyorsun. Hem Sezgin de kim? Adını ilk kez duyuyorum.”

William eğleniyordu. “İster inanın ister inanmayın, biraz sonra İlhami uyanacak ve dosyayı çöpe atacak göreceksiniz.”

Rosa ve Louis, William’ın bu kadar kendinden emin olmasından kuşkulanıp kitapta Sezgin ismini aramaya başladılar. Bulamayınca, romanın ön söz sayfasına gittiler. Daha önce buraya bakma gereği duymamışlardı. Hikâyeleri nerede başlıyorsa, yerleri orasıydı. Gerisi önemli değildi ama ön söz bölümünde koyu italik harflerle yazılan,

“Değerli okuyucu, sana romanları sayısız kez ret cevabı almış başarısız bir yazarın yolculuğunu anlatacağım.” şeklinde başlayan, “Onunla birlikte kendi yolculuğunu başarıyla tamamlaman dileğiyle…

Sevgiler,

Sezgin Güler”

diye biten bölümü bir çırpıda okuyunca İlhami’ye olan hayranlıkları ve saygıları bir anda yok olup gitti. Artık onun için sadece üzülüyorlardı. Rosa, dosyada güçlü bir kadından zavallı bir kadına dönüştüğü sayfaya koştu. İlhami’nin üzerinde uzunca bir süre düşündüğü cümleyi tekrar tekrar okudu, değiştirmek istedi ama yapamadı. Sessizce İlhami’nin uyanmasını beklemeye başladılar. İkisinin de kafası karışmıştı. İlhami de kendileri gibi bir roman karakteriyse, Sezgin’e ulaşmaları neredeyse imkânsızdı ve dört yüz yetmiş sekiz sayfalık hayatları başlamadan bitecekti.  Rosa, romandaki gibi güçsüz ve zavallı bir kadın değildi. Bunu yazan her kimse, İlhami ya da Sezgin, en baştan hata yapmıştı. Rosa eteklerini savurup yoldan geçerken bile gücünü hissettirebilen bir kadındı ve asla romandaki gibi acınası bir hayatı olmayacaktı. Louis ise tam tersi, başına gelen her şeyi olduğu gibi kabul edecek kadar sakin bir mizaca sahipti. Romanda Rosa’yı üzmek zorunda kaldığı zaman kendine ne kadar kızdığını nasıl anlamıyordu bu yazar, her kimse artık.

İlhami kısa bir süre sonra canı sıkkın bir halde uyandı. Fırlattığı dosyaya uzandı. Sayfalar arasında gezindi. Yapmak istediği, hikâyeyi bütünüyle değiştirmekti ama bir şey bunu yapmasına engel oluyordu. Yazma sürecini hatırladı; Rosa’yı güçlü ve istediğini elde eden bir kadın olarak yazmak istemişti ama ortaya acınası, zavallı bir kadın çıkmıştı. Louis, Rosa’ya âşık bir adam olacakken onun hayatını cehenneme çeviren bir serseri olup çıkmıştı. William içlerinde en akıllı olandı, hikâyedeki bütün düğümleri o çözecekti. Romanı William’ın daktilosuna yazdığı, “Olmak istediğimiz kişi değilsek bile, bunun için çaba gösterecek kadar onurlu olalım.” sözü ile bitirecekti. Ama hiçbir şey istediği gibi olmamıştı, William tam bir aptal gibi davranmış ve kitabın yarısına bile gelmeden, yazdığı öykü sayfalarıyla evini yakarak intihar etmişti. Yazmak istedikleri ile yazdığı şey arasında bu kadar büyük bir uçurum olmasını aklı almıyordu.

O esnada telefon çaldı.

“Merhaba, İlhami Bey’le mi görüşüyorum?”

“Evet, benim!”

“İlhami Bey, Gerçek Yayınevi’nden arıyorum. Maalesef dosyanızı kabul edemiyoruz.”

“Nedenini öğrenebilir miyim? Düzenleme yapmam açısından bana yardımcı olabilir.”

“Neden mi? Bir nedeni yok. Hiçbir yayınevi romanınızı kabul etmeyecek.”

“Bu da ne demek şimdi?”

“İlhami Bey, hikâyeniz bu şekilde yazıldı. Ne yaparsanız yapın, başarısız bir yazar olarak kalacaksınız.”

“Yazar olan benim ve ne yazdığımı gayet iyi biliyorum. Romanımı kabul etmemenizi anlayışla karşılayabilirim ama benimle dalga geçmeniz çok büyük saygısızlık.”

“Dalga geçmiyorum efendim, bunlar benim için yazılan cümleler. Siz de şu an kendi cümlelerinizi söylüyorsunuz. Yani her şey yolunda merak etmeyin. İyi günler.”

İlhami çok sinirlenmişti. ‘Başarısız yazar’ da ne demekti şimdi? Hemen oturup romanı yeniden yazacaktı. İlk birkaç sayfada düzeltme yapma gereği duymadı. Rosa’nın hayatının değiştiği sayfaya geldiğinde kelimeleri bir türlü cümle haline getiremediğini fark etti. Ne yazarsa yazsın Rosa’nın hayatı o sayfada değişiyordu. William ölmeyecek diye düşündü ama yine olmadı, yazdığı her cümle onun ölümüyle sonuçlandı. Kaleme, yazıya hükmedemiyor ve acı çekiyordu. Onun bu haline daha fazla dayanamayan Rosa ve Louis, harfleri yan yana getirerek şöyle yazdılar:

“Hepimiz, sen dahil, romandaki kahramanlarız. Bizi yazan sen değilsin, Sezgin Güler.”

Sezgin de kimdi? Daha önce böyle biriyle tanıştığını hatırlamıyordu. Aklına ilk gelen romanının çalınmış ve başka bir yazar tarafından değiştirilerek yazılmış olduğuydu. Ama bu mümkün değildi. En yakın dostu Mert dışında romanı hakkında bilgi sahibi olan kimse yoktu. Panikle arkadaşını aradı.

Mert, onu dinledikten sonra sakince konuşmaya başladı:

“Dostum sen gerçek bir yazar değilsin, bir romandaki yazarsın ve gerçek yazar ne isterse en fazla onu yazabilirsin.”

“Saçmalamayı bırak, doğru söyle romanım hakkında kimseyle konuştun mu?”

“Gerçekten artık sıkılmaya başladım, benim hikâyem çoktan bitti. Sen de roman boyunca başarısız bir yazar olarak kalacaksın. Bunu değiştirebilecek tek kişi Sezgin, ama onun istediği de senin başarısız olman. Bunu kabul edip yoluna devam etmen en iyisi olacak.”

İlhami hâlâ anlayamıyordu. Önce o kadın, şimdi de en yakın arkadaşı onun ‘başarısız’ bir yazar olduğunu söylüyordu. Kendisi bir roman karakteri değildi, olsaydı elbette bunu bilirdi. Romanı çalınmıştı ve en yakın dostu da bu işin içindeydi. Bu yaşadıklarının kâbus olduğunu düşünerek yeniden uykuya daldı.

“İlhami, merhaba ben Sezgin Güler, artık tanışma zamanımız geldi.”

“Demek romanımı mahveden Sezgin sensin! Ne istiyorsun benden?”

“Seni yazarken bu kadar direneceğini tahmin etmemiştim. Yazdığım karakteri kabul etmeyişin, kendi hislerinle yazma isteğin beni çok etkiledi.”

“Hâlâ benim roman karakteri olduğumu söyleyip duruyorsun, şuna ‘romanını çaldım, ben yazdım’ desene!”

“Merak etme, sana istediğini vereceğim ama benim kelimelerimle, kendi cümlelerini yazacaksın.”

Uyandığında kan ter içinde kalmıştı, sinirleri allak bullak bir halde roman dosyasını alıp yeniden yazmaya başladı. Kül tablasında biriken izmarit yığınları, parmaklarına sinen sigara kokusu ve üst üste içtiği sayısız kahve midesini bulandırana kadar durmadı. Yazmayı bitirdiğinde içinde biriktirdiği bulantıyı banyodaki lavaboya, zihninde beklettiği hikâyeyi de beyaz kâğıtlara kusmuştu.

Rosa artık en baştan yazmak istediği gibi güçlü bir kadındı, Louis ona deliler gibi âşık bir adamdı ve William, keyifle sigarasını içerken daktilosuna öyküsünün son cümlelerini yazıyordu:

“Hayatımız ve yaşadıklarımız asla başkalarının kalemiyle yazılmaz! Verdiğimiz ‘Evet’ ve ‘Hayır’ cevapları ile biz kendi hikâyemizi yazar ve yaşarız. Olmak istediğimiz kişi değilsek bile bunun için çaba gösterecek kadar onurlu olalım.”

***

Yılın En Başarılı Yazarı ödülünün sahibini açıklıyorum. Karşınızda Sezgin Güler!

Sezgin, üstündeki şık takım elbiseyle ödülünü aldı.

“Romanım başarısız olmak için köşeye sıkıştırılmış bir yazarın hikâyesini anlatıyor. Yazmak istediklerini yazamayan, ona biçilen rolün dışına çıkamayan bir karakter kendisi. Başlarda onun bu silik ve sıkıcı hali beni eğlendiriyordu. Sıradan bir aşk hikâyesi yazacak; klişelerle, dramla, romantizmle dolu süslü cümlelerle ve yoğun betimlemelerle dört yüz yetmiş sekiz sayfalık bir yolculuk yapacaktı. Ama İlhami anlaşılmayı ve anlatabilmeyi o kadar çok istiyordu ki, yaşadığı acıyı ve çıkmazı hissedip romanı istediği gibi yazması için onu özgür bıraktım. Başarılı olup olmadığına ise okuyucuları, yani siz karar vereceksiniz.”

“””

“Ne saçma bir filmdi bu böyle!” dedi Metin Rüya’ya dönerek, ama sevgilisi çoktan uyuyup kalmıştı. Yavaşça üzerini örttü, kitaplıktan ‘Hayatım Dört Yüz Yetmiş Sekiz Sayfa’ isimli bir kitap aldı ve okumaya başladı.

YORUMLAR

Nuray Elçin

Teşekkür ederim. Keyifle okunması dileğiyle 🙏

13 Temmuz 2021

Songül Gül

Çok keyif verici bir hikaye idi kaleminize saglik

13 Temmuz 2021

Songül Gül

Çok keyif verici bir hikaye idi kaleminize saglik

13 Temmuz 2021

Öne Çıkanlar

Kafka Olmanın OlanaksızlığıDerya Önel
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Adalet Çavdar

14 Temmuz 2025

Kelimelerin Gücü ve Labirentin Sırları

Kitabın temel temaları, aidiyet, cesaret, dostluk ve kelimelerin gücü.Benim ilk okuduğum kitap Samad Behrengi’nin Küçük Kara Balık’ı idi. Akıntıya karşı yüzen o minik balığın cesaretine hayran kalmamak mümkün değildi. Bir gün yolculuğa çıkabileceğime beni ilk ik..

Devamı..

Vizesiz Tatil Yapabileceğiniz Yerler

Oggito

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024