Hayvanlar Hakkında Yanlış Bildiklerimiz
14 Şubat 2020 Söyleşi Doğa

Hayvanlar Hakkında Yanlış Bildiklerimiz


Twitter'da Paylaş
0

Sadık olmayan penguenler, “edepsiz” pandalar ve yüzücü tembel hayvanlar: Vahşi hayatta hayvanlar, onları hayal ettiğimiz gibi değil. 

Aristoteles'ten Disney'e insanlar, hayvan davranışlarını kendi ahlaki ve kültürel değerlerimizin bir yansıması olarak yorumladı, tembel hayvanları günahkâr veya penguenleri aile değerlerinin temsilcileri olarak gördüler. İngiliz televizyon sunucusu Lucy Cooke yeni kitabı The Unexpected Truth About Animals’da (Hayvanlar Hakkındaki Beklenmedik Gerçek) bu efsanelerin bir kısmını ele alıyor ve doğada olan bitenin, kafamızda kurduklarımızdan çok uzak olduğunu gösteriyor.

Kitap turnesi sırasında New York’tayken Protestan Hıristiyanların penguenler hakkında yanlış sonuçlara vardığına, niçin tembel hayvanların gaz çıkarmadığına ve pandaların hayatta kalmak için tutsak tutulmaları yerine daha fazla doğal alana ihtiyacı olduğuna değiniyor. 

Simon Worrall: Kitabınız, birçoğu komik olan bilimsel gerçeklerle dolu – elbette, sadece hayvanların değil, bilim insanlarının da yaptığı gülünç şeyler var! Bize saha biyolojisinin babası William Beebe ve tembel hayvanlarla gerçekleştirdiği yüzme deneylerinden bahsedin.

Lucy Cooke: En sevdiğim bilim insanlarından biri. William Beeve alan ekolojisinin “vaftiz babasıydı” ve hayvanları doğal yaşam alanlarında doğru bir şekilde gözlemleme konusunda öncüydü. Hayvanlar hakkındaki gerçeği öğrenmeye yaklaşmıştı, ancak yöntemleri alışılmadıktı. Özellikle, o zamana kadar türlü sıkıntılarla karşılaşmış olan tembel hayvanlardan çok etkilenmişti. İstilacılar, tembel hayvanları dünyanın en aptal hayvanları olarak tanımlamıştı. O zamandan beri bu hayvanlar yanlış anlaşıldı ve bir günahla bağdaştırılan bir isme sahip oldu (sloth).  Sonra Beebe geldi ve onları Güney Amerika ormanlarında gözlemledi. Tembel hayvanların yüzmede son derece iyi olduğunu keşfetti, ama bunu onları bir nehre fırlatarak buldu. 

Tembeller suda, karada süründüğünün üç katı hızda yüzebilir. İyi yüzücüler olmalarının iki nedeni var. Birincisi, ekstra boyun omurları olması. Zürafalar dahil bütün hayvanlar aynı sayıda boyun omuruna sahiptir ancak tembel hayvanlarda iki ya da üç tane daha fazla omur vardır. Bu, köpekleme yüzerken kafalarını suyun üzerinde tutmalarını sağlar. Suda batmamalarının nedeni ise çok fazla gazdan mustarip olmalarıdır. Yedikleri – özellikle yapraklar – sindirilemez. Muazzam bir bağırsak faunaları ve bu yaprakları parçalamalarına yardımcı olan bakteriler var, ancak yan etkisi çok fazla metan üretilmesi. Tembeller insanlar gibi gaz çıkarmaz. Bunun yerine, bu sıkışmış hava onları su üstünde tutmaya yardımcı olur.

Tembel hayvanların yüzmede iyi olduğunu keşfetmenin yanı sıra Beebe bir dişi tembel hayvanın, bir eş bulmak için ne gibi bir ses çıkarması gerektiğini keşfetti. Tembeller inanılmaz derecede yalnız canlılardır. Bir araya geldikleri tek zaman çiftleştikleri zamandır. Peki, Güney Amerika ormanlarında son derece yavaş hareket eden bir partner nasıl bulunur? Dişi bir ağacın tepesine tırmanır ve sağır edici bir çığlık atar. Beebe bu sesin yüksek bir re notası olduğunu keşfetti ve bu ton dışında hiçbir sesin erkeklerin ilgisini çekmediğini belirtti.

SW: Bilim insanları ve diğer uzmanların heteroseksüellik, tek eşlilik ve çekirdek aile gibi geleneksel normları, hayvanların dünyasına ne sıklıkla dayattığını açıklayın.

LC: Hayvanlar hakkında ilk ansiklopedilerin yazıldığı Ortaçağ’dan beri hayvanların dünyasını insan dünyasıyla kıyaslayıp duruyoruz. Aynı zamanda hayvan davranışları üzerine ahlaki yargılarda bulunma alışkanlığımız gelişti. Ancak bu doğru bir yol değil, dini ya da ahlaki değerlerimizin hayvanların yaşamlarının üzerinde bir yaptırımı yok. Hayvanların tek eşli olmasını ve güzel, düzenli, çekirdek ailelerde yaşamasını isteyebiliriz, ama durum genellikle böyle değildir.

Penguenler bu karmaşaya maruz kaldı. Çok “sevimliler”. Suda inanılmaz derecede yırtıcılardır. Ancak karaya bir penguen koyduğunuzda, suda harika çalışan bacaklar bir anda işe yaramaz hale gelir ve penguenlerin tökezlemesine neden olur. Bu hâlleri bize bebekleri anımsattıkları için “Ay ne kadar tatlı!” demekten kendimizi alamayız. 

SW: Protestan Hıristiyanlar, davranışlarındaki şaşırtıcı gerçeklerin farkına varmadan penguenleri aileler için birer rol model olarak benimsediler. Bizi bu konuda aydınlatabilir misiniz?

LC: Penguenlerin yıllık yolculuğunu romantikleştiren İmparatorun Yolculuğu isimli film, bu konuda kısmen suçlu. Sonuç olarak, Hıristiyan bir kesim penguenleri aile değerlerinin temsilcileri olarak benimsedi. Tek eşli ve iyi ebeveynler olduklarına inanıyorlardı. Ne yazık ki, bu gerçek olmaktan çok uzak.

Penguenler nadiren tek eşlidir ve imparator penguenler, bütün penguen türleri içinde tek eşliliği en az tercih eden türdür. Yalnızca yüzde 15’i bir mevsimden diğerine kadar sadık kalabiliyor. Sadık olanlar ise genelde aynı cinsiyete mensup penguenler. 

Bunu nasıl kibarca açıklayabilirim bilemiyorum ama penguenlerin cinsel davranışları en açık görüşlülere bile meydan okuyabilir. Hormonlarla dolup taşan minik bir beyne sahip bu hayvanların üreme mevsimi çok kısa sürer. Bu yüzden hareket eden ya da etmeyen her şeyle çiftleşmeye çalışırlar. 

SW: Çok “sevimli” olduğu düşünülen diğer bir hayvan da panda. Ama gerçekte o kadar sevimli sayılmazlar, değil mi?

LC: Tıpkı penguenler gibi pandalar da yemek yeme şekli ya da etrafta yuvarlanmasıyla bize bebekleri hatırlatır. Bu nedenle, bu hayvanların hayatta kalması için bize ihtiyaç duyduğu yalanını ürettik. Ancak hayvanat bahçelerinde gördüğümüz uslu pandalar, vahşi pandalara hiç benzemez.

Örneğin, üreme konusunda pandaların beceriksiz olduğuna inanılıyor. Halbuki vahşi doğada pandalar cinsel yönden güçlüdür, bir insana kıyasla sperm sayısı yüz kat daha fazladır. Öğle vakti kırk defa çiftleştikleri gözlemlenmiştir. Eş seçerken koku oldukça önemlidir. Hayvanat bahçesinde bir avuç pandayı alıp çiftleşmelerini beklerseniz hiçbir şey olmayacaktır. 

Üreyemediklerini savunan bu efsaneye inandığımız için pandaları esaret altında yetiştirmeye başladık. Bir panda gibi görünen panda yetiştirebilirsiniz, ancak panda gibi davranmayacaktır. Nasıl davranacağını bilmez, çünkü vahşi annesi gibi çiftleşeceği partnerini nasıl kendine çekeceğini öğrenemiyor ya da babası tarafından saldırgan erkeklerle nasıl savaşacağı öğretilmiyor.

Esaret altında yetiştirilen ve vahşi doğaya bırakılan ilk panda “Şanslı” olarak adlandırıldı. Ancak şanslı olmaktan çok uzaktı çünkü vahşi pandalar tarafından saldırıya uğradı. Çin’deki panda üretme çiftliklerini ziyaret ettim. İnanılmaz bir başarı hikâyesi gibi gösteriliyorlar.

Ne yazık ki pandalara çok sevimli diye hitap edildiği için suni yollarla üretilmiş pandalar internette dolaşıyor ve herkes “Ne kadar harika! Bütün bu pandaları çok iyi yetiştiriyoruz! Bilim, biyoçeşitlilik krizini kurtaracak,” diyor. Ama öyle değil. Pandaların vahşi doğada yetişmesi ve üremesi gerekir ve hayatlarını sürdürmek için yeterli ormanlık alana sahipler.

(National Geographic'ten kısaltılarak çevrilmiştir.)

Çeviren: Aslı İdil Kaynar


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR