Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

4 Ekim 2017

Öykü

Kadri Öztopçu • Issız

Kadri Öztopçu

Paylaş

48

1


Zaman yol alıyor. Akşama doğru. Gölgeler uzuyor. İnceliyor ışık, kırılgan, renkler değişiyor...   Eskiden olsa, Metin Bey birazdan sokağın başında belirirdi. Bir köpek gibi burnunu havaya diker, çevreyi koklar âdeta. Huzur bulur böylece – bildik bir yerde olmanın huzuru. Canlanır. Hızlı adımlarla yürürdü. Sağ elinde taşıdığı siyah çantasını tam yirmi adım sonra, Seyfi Bakkal’ın önünden geçerken, usulca sol eline geçirir, terli avucunu, ceketinin altından, kimseye göstermediğini sanarak kıçına sürer pantolonunun. Parmaklarını, parmak aralarını havalandırmak ister gibi usul usul oynatır. Sonra, sağ cebinden ceketinin, anahtarlığını çıkarır. Deriden, cüzdan gibi bir şeydir. Siyah o da. Çıtçıtlı kapağını başparmağıyla kanırtarak açar. Parmaklarının ucuyla tutup silkeler. Anahtarlar aşağı doğru sarkarken birbirlerine çarpar, şakırdar. Bu arada Metin Bey, apartman kapısına varmıştır, Huzur Apartmanı, durur. Gözucuyla karşıki evi süzer. Sokağın, yap-satçı zulmünden nasılsa kurtulmuş en eski evidir. İki katlı, ahşap. Kulak verseniz, hele gecenin ıssızlığında, inlediğini duyarsınız yaşlı bir hasta gibi. Dul madam Janet oturur, yıllardır yapayalnız, siyahlar içinde hep. Gümüş rengidir bakımlı saçları, omuzlarına dökülür, siyah giysileriyle tezat, parıldar. Metin Bey’in bakışı bir anlığına, hafifçe yan yatmış, üflesen yıkılıverecekmiş gibi tedirgin duran cumbanın penceresine takılı kalır. Tül belli belirsiz aralanmış mıdır? Duyar gibi olduğu, arkasındaki gölgeden gelen bir iç çekiş midir, yaralı? Bir sesleniş? Metin Bey sırtını dikleştirir, omuzlarını geriye atar, yüzüne –niyeyse– vakur bir ifade yerleştirmeye çalışır. Becerebilmiş midir, bilemez. Becerdiğini varsayar. Gülümser kendi kendine, eğilir, anahtarı kilide sokar...   ... Bir zaman sonra, Huzur Apartmanı’nın ikinci katının sol ucundaki pencerenin tülü ardına kadar açılır. Metin Bey’in yüzü belirir camın ardında. Pencere sekisine dizili mor menekşe saksılarının arasına, ağzına kadar dolu, uzun, buğulu rakı bardağını, yanına sarı leblebi dolu kâseyi yerleştirdiği görülür. Aynı kâsedir hep, kırmızı karanfil desenli, uçuk mavi. Ceketini çıkartmışsa da beyaz gömleği sırtında, boyunbağı –her zaman siyah– sıkı sıkıya bağlı, boynundadır. Çözdüğünü gören olmamıştır hiç. İlk yudum için Dual pikaptan duyulan nihavent saz semaisinin sonunu beklemeye koyulur Metin Bey – nedensiz bir alışkanlık. Bu arada, bir yandan, iğnesi de eskidi bu meretin, ses cızırtılı çıkıyor, diye düşünürken, bir yandan da, altlık olsun diye birkaç leblebi atar ağzına, bakışı Madam Janet’in penceresinde, gölgesini arayarak onun, usul usul çiğner... Madam’ın da benzer bir devinim içinde olduğu fark edilir, bakılırsa. Rakısını koymuş, suyunu ekleyip ağartmıştır usulünce. Çeyizinden kalma zar inceliğindeki Çin porseleni kayık tabağaysa beyaz peyniri özenle dilimlemiş, zeytinyağı, kekik ve pul biberle tatlandırmıştır. Bir sap maydanozla da süslemiştir mezesini. Birazdan Metin Bey kadehini kaldıracak, dudaklarına götürmeden önce sanki ışığa tutarmış gibi cama yaklaştırıp kısacık bekleyecektir. Tesadüf bu ya, Madam da aynı anda kadehine uzanmış olacak, belli belirsiz bir gülümsemenin gerginleştirdiği her daim boyalı dudaklarına değdirmeden önce ışığa tutar gibi yapıp o da...   Öyle olması beklenir, eskiden olsa.  

  Zaman yol alıyor. Akşama doğru. Gölgeler uzuyor, inceliyor ışık, kırılgan, renkler değişiyor...   Ahşap evin cumba penceresinin tülü kıpırtısız. Aylardır. Madam Janet, hele bu vakitlerde, sokağın köşesini gören berjerine kurulmuyor, cumbadaki. Görecek ne var, gitgide kararan gölgelerden başka? İnen geceden? Titrek ve ölgün ışığından başka sokak lambasının – dibinde köpeklerin çöp eşelediği? Yeni ne var, yaşama eklenecek?   Metin Bey, Huzur Apartmanı’nı hiç umulmadık bir anda, kaçamak bakışlarını cumbada bırakıp omuzlar üstünde terk edeli yıl oldu neredeyse. Penceresinin tülü kapalı kaldı, kirden ve tozdan aynaya dönüştü cam, görülmüyorlar bu yüzden ama, pencere sekisindeki mor menekşeler çoktan kurumuş olmalı. Issızlık şimdi, için için kemirmektedir, ölü misali soğumuş evi. Sadece orayı mı kemirmektedir ıssızlık? Sadece orada mıdır? Ya Madam Janet’in içindeki, günbegün koyulaşan? Hayat, sanki sert bir poyraz, söylenememiş sözcükleri, dışa vurulamamış duyguları, es geçilmiş, kaçırılmış güzellikleri belki de, önüne katmış esmektedir, o ıssızlıkta. Küldür şimdi her şey, Madam Janet’e sorarsanız. Söylemez gerçi kimselere ama, damarları boyunca savrulmaktadır o poyrazla, gelip gelip çeperlerine iğneler gibi batarak yüreğinin.   Rakınınsa gözü kör olsun. Bir türlü ağarmıyordur kadehte.
YORUMLAR

Figen Uğur Dölek

Bu gün de gidenlerin ardından, "Zaman yol alıyor. Akşama doğru. Gölgeler uzuyor, inceliyor ışık, kırılgan, renkler değişiyor..."

1 Mart 2020

Öne Çıkanlar

Barbara Cartland'ın bilinmeyen romanla..Oggito
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Erhan Sunar

9 Mart 2025

Günlükler’in Işığında Albert Camus

Camus’nün, kadınlar bahsinde olduğu gibi, demokrasi ve direniş konularında da Sartre’dan daha “iddiasız” bir tutum izlediğini söylemek mümkün.Günlükler’in iyice dürüst sayfalarından birinde, Albert Camus klasisizmin kelimelere duyduğu güveni onların hep ihtiyatla ku..

Devamı..

Die Linke (Sol Parti) Almanya’da Gidiş..

I. S. v. Aken

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024