Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

22 Ekim 2015

Ne Haber

Kaleme Dair

Oggito

Paylaş

43

0


Gelibolulu Mustafa Âli (1541-1600) 59 yıllık ömründe 55 kitap yazan şair ve tarihçi. Özellikle hattatların ve kitap sanatçılarının hayatını konu edinen Menakıb-ı Hünerverân ile adını duyurmuş. Şiire hocası Surûrî’nin etkisiyle başlamış. İlk şiirlerini "Çeşmî" mahlasıyla yazmış, sonraları "Âlî" adını kullanmış. Eğitimini tamamladıktan sonra Şehzade Selim’in (II. Selim) yanına kâtip olarak girmiş. II. Selim'in ölümüyle tahta çıkan III. Murat'tan himaye göreceğini umut ettiyse de, bu gerçekleşmemiş. Çalışkan ve verimli, kırktan çok eseri var. Aşağıdaki “Kaleme Dair” yazısı onun yaraıcılığını gösteriyor. Yalnızca tarihsel bir belge olarak okumayın. Kalem üstüne yazılmış, zamanının kültürünün ötesine geçen bir deneme. Kaleme o zaman nasıl değer verilmiş, okunmaya değer.

Kalemlerin Türleri

Bütün levh ve kalemin şerefliliği ve yazının asıl üstünlüğü, çeşit çeşit ümmetler ve dal budak salan milletler arasında geçerli olan itibar edilmiş kalemlerin toplanamayan harflerinin de bilinmesi gereği söz götürmezdir. İmdi Arap, Acem, Türk, Deylem ve diğer yazıları bilinen toplumlar arasında, elde bulunan ve kullanılmakta olan kalemlerin alfabe harfleri hep birdir. Ancak tarz ve biçim bakımından birbirlerine bütünüyle aykırıdırlar. Kaldı ki ruhanî ilimlerin bilgeleri ve batı ülkelerinin bilginlerinin kesin kararlı dinin yasağından kaçanları, birbirine zıt olan milletlerin büyüleri, tılsımları ve onların benzeri gizli ilimlere bağlı olan ince deri yapıcıları ve yazı yazanları bazı kalemleri de seçmişlerdir. O usulleri büyük olan ilimleri, ehil olmayanlardan korumayı o kalemlerle itibar eylemişlerdir. Hatta bazıları bir tılsımı üç, dört kalemle yazmak ve o türlü karıştırma ve başkalaştırma yoluyla, tılsımlı gömü gibi, sırrını da saklayabilmişlerdir. [caption id="attachment_8320" align="aligncenter" width="600"]kalemedair Osmanlıda kullanılan kâğıt makasları, 19. yüzyıl[/caption] İmdi o kalemlerin ilki Arabî kalemdir, şimdilerde Arap, Acem, Anadolu ve Deylem’de değer verilen o kalemdir. İkinci kalem kûfidir. Çoğunlukla Hicret’ten önce geçerli olan kalemdir ve onun harfleri bazı Arabiye sınıflarında pek bilinmezdi. Üçüncü kalem tabi’idir. Tılsımlı duâ yazan vefkçiler zümresi ve diğer ufukları gözleyen yıldız bilimciler onu kullanagelmişlerdir. Dördüncü kalem Hermes Hakîm’dir ki Eremya ve bazılarının sözüne göre İdris Peygamber dedikleri yüceltilmiş nebi odur. Sanırım, kalemlerin önde geleni bu kalem olmalıdır. Beşinci kalem kalkatınî, altıncı kalem hükema, yedinci kalem esrar, sekizinci kalem meknun, dokuzuncu kalem işaret kalemi, onuncu kalem Süryanî, on birinci kalem Kutayrî, on ikinci kalem Yusuf Kâhin, on üçüncü kalem Fârisî, on dördüncü kalem reyhanî, on beşinci kalem Yunanî, on altıncı kalem Kıptî, on yedinci kalem çivi, on sekizinci kalem Sakalebî’dir. Aslında hepsi yirmi çeşittir, diye yazılmıştır. Ancak ayrı ayrı yazılışlarını gördüğümüz bu adı anılan on sekiz kalem satırlara geçmiştir. Çağın yazıcılarının altı kalem saydıkları sülüs, nesih, ta’lik, reyhanî, muhakkak ve rıka’dır. Bunlardan başta nesta’lik, çep hattı, divanî kırması ve deştî yazı vardır ki toplamı on kalem olur. Kamış kalem san’atı, “O, tam ondur” güzel ve kesin hükümlü ayetinin üstünlüğünü doğrulamış idüği gerçekleşir. Öyleyse bu söylenen sayış, yazının üslûbuyla ilgili olan aykırılıktandır. Ve bizim açıkladığımız kalemlerin sayısındaki bu sınırlama, sınıflandırılmış harflerin çeşitli şekillerindeki uyuşmazlıktandır. Yani onların şeş kalemi ve diğerleri toplam olarak bir kalemdir. Bu bakımdan kasd olunan üslûbun birbirine benzememesi değildir. Belki cevher harflerin başka tarzda yazılmasıdır.

Kalemin Kesilip Yontulması

Kılı kırk yararak inceleyiş, zihinlerin ve yaradılışın levhasına anlayış ve kavrayış kalemiyle yazılmalıdır. İnce ve anlaşılması güç şeyleri bilen kâtipler, kalemin ucundaki yarığın yazıcıdan yana olanına “Ünsî” ve hat yazısından yana olan şakkına “Vahşî” adını verirler. Ve bu manayı tahkik kılurlar ki nesih, sülüs ve rıka adı verilen, yazı yazmada, kısacası kâtipler arasında itibar edelip zabtolunan altı kalemde, vahşî yönü ünsî yanının iki katı kadar ola ve divanî kalemde başka deyişle cep yazıda, kırmada ve deştîde bunun tersi olup ünsîsi vahşîsinin iki katı ola. Yalnız nesta’lik kalemde ünsîsi vahşîsine eşit ola. Sözün kısası, “Şeş kalem” mehareti ile ün yapmış, ad kazanmış ve yazıları beğenilmiş kâtipler, kalemlerini o biçimle eğriltilmiş olarak keseler ki kendilerinden yanı bir nokta ise, diğer tarafını iki nokta eyleyeler. Divanî ve kırma yazanlar kalemlerini aksine kesip kendilerinden tarafını iki nokta, diğer yanını bir nokta miktarınca bırakalar. Ama yazdıkları nesta’lik ise iki yanını birbirine eşit keseler. Aslında bir miktar eğriltilmiş kullanırları da vardır. Ancak bu doğruyu arayış çoğunluğa göredir. Çünkü nesta’lik yazan, güzel yazı yazanlardan Meşhedli Ali, Mir Ali, Malik, Mahmud Şihabî ve bunların yolundan gidenler kalemlerini eğri kesmişlerdir. Başka yönde yürüyen Enisî ve kardeşi Abdülkerim Padişah ve Abdurrahman adlı babasıyla öğrencileri cezm keseğini kullanagelmişlerdir. Ancak Mevlâna Şah Mahmud “İşlerin hayırlısı orta yolda olanıdır” ince manalı sözünü övülmeğe değer görüp orta kesiş üzere “vasıtî” kullanmayı uygun bulmuştur.

Kalem, Mürekkep ve Kâğıt Türleri

İşin gerçeği araştırılırsa, dünyanın hoş yazıcıları ve çok bilgili yazarları olan üstadlarının, kalem kısmının elbette vasıtîsini kullanmaları uygun olur. Onun da çok sağlam, dayanıklı ve demir gibi olanını seçerler. Mürekkeplerini çıra isinden yapılmış cinsinden kullanmayıp hibr kısmının gayetle siyah ve parlağını kullanalar. Çünkü zamanın geçişiyle ayni durumda kalır, rengi ve cilâsı gittikçe daha sürekli olduktan başka, bilgi sahiplerine armağan ve çağların dönemleri için bilgi alâmetli bezek olan kıt’alarına “vassallık” gerektikte, altına bir kat daha kâğıt yapıştırıldığında veya yanlışlıkla suya dokunup nemlendikte yazısı bozulup yok olmaya ve bir parçacık ellemekle nakış ve resmi bozulup giderilmeye. Kâğıt cinsinden de kesinlikle Haşebî ve Dımışkî’ye önem vermeyeler. Kâğıdın Semerkandî’sinden aşağı inmeyeler. Kâğıt kısımının en alçağı Dımışkî olup derecesi bilinmektedir. İkincisi Devletabadî’dir ki, değeri herkesçe tanınmaktadır. Üçüncü Hatayî’dir. Dördüncü Adilşahî’dir. Beşinci ipek Semerkandî’dir. Altıncı sultanî Semerkandî’dir. Yedinci Hindî’dir. Sekizinci Nizamşahî’dir. Dokuzuncu Kasım Bigi’dir. Onuncu ipek Hindî olup küçürek boydadır. On birinci kevnî Tebrîzî şeker renklidir. İşlemesi Tebrizlilere özgedir. On ikinci muhayyerdir, o da şeker renklidir. Sözün kısası kâğıt konusunda geçmiş kâtiplerden şu türlü bin manzum kıt’a da zaptolunmuştur: “Bütün ülkelerin en iyi kâğıdı, Şam’dan, Bağdat’tan ve Hind’ten geldi. Ardından Semerkandî beğenildi. Diyarbakır’dan da güzel kâğıt çıkıp gelir. Diğer yerlerin kâğıdı samanlı olur Kuru, mayasız ve kokulu olur.”
YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

Yüzüklerin Efendisi’nin Bilinmeyen Ada..Oggito
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Sean Glatch

13 Ekim 2025

Serbest Dolaylı Anlatım: Üçüncü Tekil ..

Serbest dolaylı anlatım da tıpkı bilinç akışı gibi karakterin iç dünyasına odaklanır ama burada karakterin duygu ve düşünceleri önce düzenlenir ardından belli bir biçemde ifade edilir. Serbest dolaylı anlatımda yazar, hikâyeyi aktarmak için üçüncü ..

Devamı..

Denizin Canavarları: Kendi İzini Doğad..

Adalet Çavdar

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024