"Yüz sayfalık felsefi bir otobiyografi yazmam bekleniyor. Biz bunları konuşurken yirmi beş kişilik bir topluluk felsefi metinlerimi incelemekle meşgul."
2010’da yazdığı Prag Mezarlığı için Paris Review’de “Son kitabımı yazdım” manşetiyle çıkan söyleşiyi okuduğumuzda endişelenmiştik, ama Umberto Eco bizi mutlu edip kendini yalancı çıkarmış ve 2011’de İngilizcede Inventing the Enemy (Bir Düşman Yaratmak) adıyla yayımlanan ve akademik metinlerini içeren bir kitap daha çıkarmıştı.
2013 kışına da artık seksen bir yaşında olan yazarın yeni kitabıyla girdik: The Book of Legendary Lands (Hayali Diyarlar Atlası). Uydurma nesneler, Atlantis gibi hayali yerler ve simya gibi sahte bilimlere özel bir ilgi duyduğunu açıklayan Eco, Stephen Heyman’a verdiği röportajda elli bin kitaplık koleksiyonunun bir bölümünün bu tür yapıtlardan oluştuğunu söylüyordu. “Sahtekârlıklar ve uydurma olan her şey ilgimi çekiyor,” diyen Eco şöyle devam ediyordu: “Elimde Galileo yok ama Batlamyus var, çünkü Batlamyus’un hatası boldur.”
Eco, arşivindeki kitaplardan da yararlanarak fantastik mekânlarla ilgili bir dosya hazırlamış; Atlantis, El Dorado, Camelot gibi hayali yerlerin gerçek tarihteki etkilerini incelemiş.
Stephen Heyman: Kitabınız bugün bile çoğu kişinin gerçek sandığı ama yanlış olduğu ispatlanmış bir iddiayla başlıyor: “ortaçağdakilerin dünyanın düz olduğuna inanması”.
Umberto Eco: Evet, eğitimli insanların bile bunu iddia ettiğine şahit olabiliyoruz. Oysa ortaçağda dünyanın küre olduğu biliniyordu ve Yunanlıların Ekvator teorisi kabul edilmişti. Aksini iddia etmek entelektüel tembellik. Ayrıca ortaçağda cadıları yaktıkları söylenip duruyor, oysa cadıları en çok Aydınlanma döneminde yaktılar.
SH: Şimdilerde ne üzerine çalışıyorsunuz?
UE: Çok zor bir projeyle boğuşuyorum. ABD’de “The Library of Living Philosophers” (“Hayattaki Filozofların Kütüphaneleri”) diye bir kitap dizisi yayımlanıyor. John Dewey ve Bertrand Russell ile başlamışlar. Çok anlamadığım nedenlerle (muhtemelen başka kimseyi bulamadıklarından) listeye beni de dahil etmişler. Bunlar 1500 sayfalık kitaplar. Yüz sayfalık felsefi bir otobiyografi yazmam bekleniyor. Biz bunları konuşurken yirmi beş kişilik bir topluluk felsefi metinlerimi incelemekle meşgul. Her birinin makalelerini okuyup üç dört sayfalık yanıtlar yazacağım. Herhalde iki yılımı alacak. Umarım ölmeden bitiririm.
SH: İtalyan kültürünün çöküşe geçtiği iddialarına katılıyor musunuz?
UE: Ne çöküşü? Ben varım ya! (Gülüyor.) Kimse içinde yaşadığı dönemi değerlendiremez. Joyce ilk romanını yayımladığında İrlanda’da pek çok kişinin İrlanda kültürünün teklemeye başladığını düşündüğüne eminim. Şimdi de bizler 21. yüzyılın en büyük yazarının kim olacağının düşünüleceğini bilemeyiz.