Oggito Logo

Ne Haber

Bilim Teknoloji

Ekonomi

Liste

Söyleşi

Öykü

Video

3 Haziran 2022

Öykü

Kara Delik

Zeynep Öznur

Paylaş

2

0


“Aman düzenimiz bozulmasın kızım. Bu saatten sonra kimsenin huzurunu kaçırmaya gerek yok.”

“Ne diyorsun anne sen ya, ne düzeninden bahsediyorsun. Hangi düzenmiş bu?”

“Tamam Nazlı gel otur. Sinirlenme allah aşkına. Gel şöyle oturalım konuşalım.”

“Otur kızım, yavrum. Hemen celallenme.”

“Bırakın beni. Daha fazla bu saçmalıkları dinlemek istemiyorum. Çok mu zor bir kere de beni dinleseniz. Dediklerime şu kadar inancınız olsa.”

“Kızım.”

“Sus anne. Ben anlayacağımı anladım size laf anlatanda kabahat.”

Kapıya doğru hızlıca yürümüştüm. Arkamdan ablamın sesini duyuyordum. Nazlı yapma, kurbanın olayım gel, bak annemin yüreğine inecek yaşlı kadın. Beni kurban etmemiş miydiniz yıllar önce kendi ellerinizle. Etlerimi kemiklerimden ayırmışlar, derimi yüzmemişler miydi zaten ne kalmıştı geriye benden. Ben diyebileceğim hangi parçam kalmıştı. Ablamın arkamdan yetişmesine fırsat vermeden hızlıca ayakkabılarımı giyip çıkmıştım evden. Sokağa bir adım atabilsem gerisi kolaydı. Nasılsa annemi tek başına bırakıp peşimden gelemezdi. Gelebilir miydi? Yine de her ihtimale karşı hızlı olmalıydım. Hava soğuktu. Mayıstan beklenmeyecek bir ayaz vardı. Üstümdeki hırka ince gelmişti. Üşüyordum. Yazlık sandaletler ayağımı ısıtmaya yetmiyordu. Keşke biraz daha kalın giyinseydim. Biraz olsun ısınmak umuduyla hızlandım.

Nereye gidecektim. Hiç bilmiyordum. Nereye gidebilirdim ki? Bu yaşıma kadar hiç evim olmamıştı. Ev dediysem dört duvardan bahsetmiyorum. Çoğu insan şanslıysa iyi kötü başını sokacak bir eve sahip olur bir yerlerde. Ama o içinde sevgi yoksa duvarlarını yel alır. İçerideki tüm mutsuzluk evin kapısına, penceresine işler, sıvalardan akar, geceleri kâbus olup üzerine çöker. Bir ailen olması bile içindeki yalnızlığı dindiremez. Sıcakta bile üşürsün, hiç ısınamazsın. Çok üşüdün sen Nazlı, bu soğuk sana ne diyecek diye söylenerek yürümeye devam ettim. Arkamı dönüp baktım, kimse yok.  Biraz yavaşlayabilirdim. Ablam tam tahmin ettiğim gibi annemi bırakıp gelememişti. Bayılmıştır, çoktan tutmuştur tasası. Elaleme ne diyecek, kocada durmayan Nazlı eve de sığamadı. Dünyalara sığamadın be Nazlı, herkes sığdı bir tek sen. Telefonum çalıyordu. Demek o karmaşada çıkarken almayı akıl etmişim. Arayan ablamdı. Açmadım. “Beni arama, konuşmak istemiyorum.” Yazarak telefonu kapattım.

Gecenin karanlığı başlamak üzereydi. Bense nereye gideceğimi bilemez halde yürüyordum. Çocukken her adımın bildiğim bu sokaklar artık yabancıydı bana. Bir zamanlar top koşturduğumuz tarlalara kocaman binalar dikilmiş, gökyüzü bile görünmez olmuştu. Biz bile bu koca şehirde görünmez olmuşuz gökyüzü varsın görünmesin çok mu? Kocam bile fark etmedi bir türlü görmedi beni burnunun ucunda olmamama rağmen. Daha ilk günlerimizde oluşmaya başlayan boşluk hissi giderek büyüyerek koca delik halini aldı ve ikimizi de yuttu. İçinde kalması mümkün olmayan, önüne gelen ne varsa yiyip yutan devasa bilinmezlikten biz de nasibimizi almıştık sonunda. Bizi yemişti ama sonra fırlatıp attı. O gezegenin başka bir ucuna uçtu bense başka bir ucuna uçamadım. Başladığım yere geri döndüm. Geri dönmüştüm de aynı ben miydim bu, ne ara değişmiştim böyle. Yaşamak ne kadar ağır olmuştu.

Yolumu bulmalıydım, çoktan yapmalıydım bunu. Şimdi ise yara bere içinde başka bir yolculuğun eşiğindeydim. Annemlerin ise istemediği o yolculuktu. Düzen dedikleri ise beni kendilerine benzetmeye çalışan yaşlı ve çirkin dünyaydı. Ama ben uyum sağlamayacaktım, kararlıydım. Karanlığın içinden çıkmış insanlar birbirini tanır ama asla o karanlık hakkında konuşmaz. Karanlığım beni aydınlığa götüren yoldu ve ben ikisinin arasında araftaydım.

“Abla ister misin?” Bu da nereden çıktı diye geçiriyorum içimden. Kendi düşüncelerime dalmış ilerlerken ayakta durmakta zorlanan çocuk mu genç mi yoksa yaşlı mı olduğunu bir türlü anlayamadığım bir adam yaklaşıyor yanıma. Leş gibi kokan ağzıyla tekrar soruyor. Nefesim kesiliyor kokudan.

“Abla ister misin?” Ellerine bakıyorum kapkara olmuş tırnakları, kirli avuç içleri bomboş. O ise görüntüsüne aldırmadan pis bir gülümsemeyle tekrar soruyor. “Abla ister misin?”

“Neyi?” diye bağırıyorum. Pantolonunu indirip gösteriyor gülerek. “Bunu ister misin?” kocaman ağzının içinden tek kalmış dişi çıkıyor meydana. Gülünce daha da çirkinleşiyor adam. Koca bir kara deliğe dönüşüyor ağzı.  Bir türlü susmuyor, gülmeye devam ediyor. Sus diye bağırıyorum koşarken sus, sus, sus. Gece karanlık, nerede olduğumu bilmiyorum. Arkamdan gelen ayak sesleri duyuyorum. Daha hızlı olmalıyım ama onlar benden daha hızlı. Biri kolumdan yakalıyor biraz önceki de yanı başında. Bu diğerinden daha genç daha çirkin. Yüzünün sağ tarafında boydan boya bıçak izi var.

“Arkadaşımı reddetmişsin,” diyor. Hiç beklemediğim bir anda karnıma yediğim yumrukla iki büklüm oluyorum. Sakın yere düşme.

“Bizimle dalga geçemezsin. Biz de insanınız.”

“Ben kimseyle dalga geçmedim,” diyebiliyorum zorlukla.

“Yalan mı söylüyoruz lan,” sesi daha yüksek çıkıyor şimdi.

“Abi bırak gidelim, bundan iş çıkmaz,” diyor öteki ama yükseldi bir kere aldığı hazzı yarıda bırakmak istemiyor. Israr edince beni bırakıp tartışmaya başlıyorlar. Fırsattan istifade kaçmaya çalışıyorum ama sırtımdaki buz gibi bir soğukluk hissiyle donakalıyorum. Keskin bir acı vücuduma yayılıyor. Bıçak mı o? “Abi ne yaptın?” diye bağırıyor diğeri ama abinin durmaya niyeti yok başladığı işi bitirmeye kararlı. Yere düşüyorum, yanı başımda gittikçe büyüyen beni yutmaya hazırlanan kara deliğe bakıyorum. Kırmızıdan siyaha dönüyor rengi. Ceplerimi karıştırıyorlar, telefonumu, cüzdanımdaki para alıp kaçıyorlar gecenin karanlığı onları saklar nasılsa güneş doğana kadar. Kulaklarımda annemin sesi yankılanıyor düzeni bozma. O düzen çoktan bozuldu anne diye sayıklıyorum. Kara deliğe teslim oluyorum.

 

YORUMLAR

Henüz hiç yorum yapılmamış. İlk yorum yapan sen ol!

Öne Çıkanlar

İstanbullu Sanatseverler Fişekhane’de ..Oggito
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Çağnam Erkmen

12 Temmuz 2025

Polisiye Roman Yazmak Halat Örmeye Ben..

“Klasik roman dilinin diyalog mirası, polisiye romana devredilmiş gibi görünüyor.Elçin Poyrazlar diyalog yazma üstadı. Romandaki karakterlerinin her birinin kendine özgü dili, küfrü, cümle kuruş tarzlarındaki ayrım profesyonelce”Halat nasıl yapılır?Uzunluğu..

Devamı..

Yaz Mevsimi Kalın Bir Kitap Okumak İçi..

James Folta

"İnsanları yalnızca bilinmeyen korkutur.
Ama insan bilinmeyenle yüz yüze geldi mi, o korku bilinene dönüşür."

Antoine de Saint-Exupéry

BİZİ SOSYAL MEDYADA TAKİP EDİN

Oggito © 2024