Keriz
25 Haziran 2019 Öykü

Keriz


Twitter'da Paylaş
0

Rahatsız olmayın. İşinize öyle odaklanmıştınız ki, girdiğimi bile duymadınız. Telaş yapmanıza gerek yok. Birbirimizi tanımayan insanlar mıyız? Bunca zamandır geçirdiğimiz günlerin, ayların, yılların içinde gerçekten yaşanmaya değer diyebileceğimiz anılar var. Çevremizdekilere nispet edercesine, çatlatırcasına güzel olaylar yaşadık. Elbet kötü günlerimiz de oldu fakat her daim var olan pozitif bir enerjimiz mevcuttu. Böyle güzel hatıralara sahip olunsa da basit ama sırtından vuran bir olay yaşamak, her şeyi bir anda silebiliyor. Sadakatsizliği görünce insanın nutku tutulabiliyor. Olan olmuş diyerekten geçilip gidildiği de oluyor, üzerine gidip cezayı kendi ellerinle kesmek için kalındığı da… Aslında ilk şıkkı işaretlemek işin kolay tarafı gibi gözükse de, ikincisini işaretlememiş olmanın verdiği burukluk ve acıdan, kendi kendini yeme durumları oluşuyor. O yüzden kendimle verdiğim savaşımda, tercihimi ikinciden yana kullanmayı seçtim. Bunun için sizden özür dileyecek değilim.

Geçen sene gerçekleştirmiş olduğumuz seyahatte oldukça eğlenceli vakit geçirmiştik. Üç kişi olmamıza rağmen oldukça paylaşımcı bir seyahatti. Arada asla şüphelenmediğim yalnızlıklarım olmuş olsa da, sonunda özellikle sizin mutlu mesut halinizden olsa gerek, aldırış etmemiştim. Özellikle, askere gidecek olan erkek kardeş için yapılan bunca zahmetin amacına ulaşmış olması gurur vericiydi. İki kardeşin birbirini arzuladığını bilmemse mümkün değildi. On iki yıllık evlilik yaşantının büyük kısmında çocuk olan bir kayınbiraderin, bir gün ablasını düzmek isteyeceğini tahmin etmek oldukça zor olsa gerek. Belki yıllarca bunu sezemeyebilirdim. Hatta bebeğimiz olmayacak olmasına rağmen bir kere bile bunun lafını etmeden mutlu mesut yaşayabilirdim. Ancak bu kadar sevgiye rağmen kerizlenmeyi kabul etmem mümkün olmazdı.

Bir sigara içeceğim. Ev sınırları içinde içmenin yasak olduğunu biliyorum. Fakat şu an gözüme ilişen kül tablalarından, evde olmadığım zamanlarda, yatak odasında bile serbest olduğunu görüyorum. Burada sigara içmenin keyfini tatmak, sanırım benim de hakkım. Onay beklemiyorum zaten. Nutku tutulmuş iki karaktersizin… Konuşma. Tek ses çıkarma. Bugüne kadar yeterince ses çıkarıp, baskın çıkıp, fazlaca dırdır ettin. Şimdi çıkaracağın bir harfi bile duymak istemiyorum. Ayrıca inleme seslerinize maruz kalmam da başka bir işkenceydi. Birisinin ablasıyla düzüşmesi nasıl bir duygu? Ya da şöyle mi sormalıydım; birisinin kardeşininkini alması nasıl bir duygu? Benim odaya girdiğimi anca boşaldıktan sonra fark edecek kadar zevkli öyle mi?

Bu halinizden ne zaman şüphelenmeye başladığıma gelelim. Kımıldama. Olduğun gibi kal. Askerliğinin bu şehre çıkması gerçekten sürprizdi. Oldukça şanslı olduğuna kanaat getirdik. Torpille bile olması imkânsızdı. Ama seninki de ne şansmış be? Sen gel, –ablanın mı demeliyim, sevgilinin mi, her neyse– düzüştüğün kadının bulunduğu şehirde askerlik yap, her hafta sonu evciye çık ve kadınla, neredeyse kocasının gözü önünde sikiş. Hayır, ben gerçekten tam bir aptalmışım. Neredeyse gözümün önünde düzüşseniz fark etmeyecektim. Bu konuda karıma teşekkür edemeden geçemeyeceğim. Bir ahmak gibi gördüğün kocandan, cinsel anlamda uzaklaşmaya başlaman ve çok sevgili kardeşinin geleceği günler girdiğin abartılı hazırlanmaların sayesinde, beni uyandırmayı başardın. Teşekkür ederim.  Vaziyet böyle olunca ve içime bir kurt düşünce de ben ne yaptım? Bu odaya bir gizli kamera yerleştirdim. Alkış istemiyorum.

İlk zamanlar izlemeye cesaret edemedim. Şüphelerimin doğruluğundan korktum. Dolayısıyla birkaç filmlik görüntünüz oluşmuştu. Gerçi sonunda üç saniye izlemem yetti. Fazlasını izlemeye ne midem dayanırdı ne de gerek vardı. O görüntüyü izledikten sonra da eve gelme gibi bir gaflette bulunamazdım. O yüzden hemen sana bir mesaj attım ve şehir dışında birkaç günlüğüne iş seyahatine gideceğimi yazdım. Nereye, ne zaman, kaç günlüğüne diye merak edip, basit bir soru dahi sormadın. Al sana şüphe çekecek durumlardan bir tanesi daha. Önceden olsa irdelemezdim. O süre zarfında kendimi yiye yiye plan yaptım.

Hatırlar mısın? Düğün günümüzde bu, ağbimin içirdiği üç yudum birayla sarhoş olmuştu da, yedi katlı pastamızın üzerine atlamıştı. Kızamamıştık bile. Dokuz yaşında, sevimli bir yumurcağa nasıl kızılabilirdi ki? Ağbimin yaptığını duyunca da bırak kızmayı, teselli etmek için onca çaba sarf etmiştik. Nihayet uyuyunca rahatlamıştık da düğüne devam edebilmiştik. Pasta kesilmemişti. Her ne kadar sorun yapmasan da her ikisine kızmaktan geri kalmamıştın.

Annenle bize geldikleri zamanlarda da mutlaka altına işerdi. Oldukça sinir olur, altına muşamba sermek isterdin ama çocuk rencide olmasın diye de vazgeçerdin. Aranızdaki on iki yaşlık farktan dolayı ve annenin gamsızlıklarını da sıralayarak, ona anne gibi davranman gerektiğini söylerdin. Senin böyle göstermeye çalıştığın ilişki yüzünden, benim de olayı çakmam gecikti diyebilirim. Artık benim ahmaklığımın çok fazla öneminin olduğunu düşünmüyorum. Ne de olsa bundan sonrası sizin sorununuz. Özellikle sizi internette izleyen akrabalarınız, arkadaşlarınız ve de herkes, videonuzu izlediğinde ne yapacaksınız? Kesinlikle sizi zor bir süreç bekliyor. Bakalım yaşanacaklara dayanabilecek misiniz?

Mutlak ki planım sadece bu değildi. Elimde gördüğünüz metalik gri, susturuculu silah da planım dâhilindeydi. Bu arada izin isteyerek planımın bu noktasını uygulamalı anlatmak istiyorum. Ah, sigara bitmiş? Şimdi oraya gelip kül tablasına atmak zor geliyor. O yüzden yere atacağım. Ne diyordum? Bir tane daha yaksam iyi olacak. Konuşmaktan ağzımda kurudu. Öncekinden de bir şey anlamadım ya. İlkin planımın uygulamasını yapayım, sonra yakarım olmazsa. Ne diyordum? Ha, evet. Şimdi bu ülkede erkek olmak oldukça kolay… Tecavüzcü bile olsan, birilerinden yanaysan iyi hal indirimleriyle falan hemen çıkabiliyorsun dışarı. Kadınlar ise en ufak bir flörtünde orospu oluveriyor. Eski eşime böyle bir söylemde bulunma tıynetsizliğinde bulunmayacağım. Madem benden geçtin, neden boşanmayı istemedin, deyip geçeceğim. Ardından kadın olması ve sizin görüntülerinizi paylaşarak aldığım intikamdan sonra en çok azabı çekecek kişinin kadın olacağı aşikâr. Onun için de, erkeğin –ah, pardon- yapacağım eylemden daha fazla zarar görmesi gerekiyordu. O yüzden de, seni aletinden vurma kararı aldım. Tutup da, Don Juan olmanı engellemek adına bunu yapmam gerektiğine inandım. Ayağından yediğin bu kurşunsa hediyesiydi. E tabii, eski eşe de bir hediye vermeden olmazdı. Sus, yalvarma sus. Onun da sol ayağından vuruyorum ki, karşı karşıya geldiğinizde birbirinizi tamamlayın. Verdiğim rahatsızlıktan dolayı özür dilerken acıdan beni duymadığınızı biliyorum. Yalnız, bu görüntülerin de kaydedildiğini söylemeden geçemeyeceğim. Bakayım saate. Güzel, yaklaşık bir saat sonra bu görüntülerde internette olacak. Kendinize geldiğinizde, zevkten değil de acıdan inlediğiniz bu dakikaları izleyebilirsiniz. Merak etmeyin ölmeyeceksiniz. Muhtemelen ambulans yoldadır.

Sıra geldi finale. Sayenizde artık anlamını yitiren bir hayatla karşı karşıya olmanın ve geçirdiğim travmanın da etkisizliğiyle ya da her ne boktan bilmiyorum, hayatıma son vermeye karar verdim. Sizi öldürerek bu yaşam çilesinden kurtaracağımı zannediyorsanız yanlıyorsunuz. Size verilecek en güzel ceza yaşamaktır. Hele ki bu şekil bir yaşam, ıstırapların en beteridir. O, sıcakmış. Üç atıştan sonra normal, değil mi? Hatta soğumuş bile denilebilir.


Twitter'da Paylaş
0

YORUMLAR


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR